Sanat

Muhterem Müslümanlar!

Yaratılış itibariyle medenî bir varlık olan insan, toplu halde ya­şamak, yükselmek, ilerlemek ve bir barınağa sahip olmak ister, insan­oğlunun aklen araştırdığı ve ruhen meylettiği hususları elde edebil­mesi için her çeşit san'ata ihtiyacı vardır.
İnsanların muhtaç oldukları san'atların ilk önderliğini peygam­berler yapmışlardır. Allah ile kullar arasında elçilik vazifesini yapan bu muhterem zatlar, halka gerekli san'atları öğretmişler ve kendileri de bizzat san'atla uğraşmışlardır.

Hazret-i Âdem, yeri sürüp, işleme san'atının ilk önderliğini yap­mış; ümmetlerine ziraatle ilgili âlet ve edevatın yapımını ve bunlan kullanma yolunu göstermiştir. Çiftçilik mesleği, o günden bugüne ka­dar payidar olmuş, bundan sonra da değerini muhafaza edecektir.

Hazret-i İdris~ insan vücuduna ilk elbise biçip diken peygamber­dir. İnsanlar, daha önce vücutlarını yapraklarla örter ve hayvan de-rileriyle ısıtırken, ruhundaki san'at zevkiyle elbise dikme ve giyinme şuuruna Hazret-i İdris'in önderliğiyle erişti.
İdris Nebi hülle biçer. Diker Allah deyû deyû.
Hazret-i Nuh;

Allah'tan aldığı emirle kavmini, çocuklarını, bir takım hayvanları ve bunların erzakını alabilecek genişlikte ve altı ay suların üzerinde kalıp, dağlar gibi dalgalara dayanabilecek sağlam­lıkta bir gemi yaptı. O günün imkânları ile kurduğu tersanede böyle bir gemi inşası, Hazret-i Nuh'un elinde zuhur eden san'at hârikası ve bir mucizedir. Cenâb-ı Hak Mü'minûn sûresinin 27. âyetinde buyuru­yor ki:

«Biz ona şöyle vahyettik: "Bizim nezâretimiz ve vahyimizle gemi yap sen. Nihayet (helaklerine) emrimiz gelip de o fınn kaynayınca ona her (nevi hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıp içerisine gir. (Kavminin) içinden aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giy­miş) olanlar müstesna. O zulmedenler (in kurtulması) hakkında ba­na hitapta bulunma. Çünkü onlar boğul (maya mahkûm ol) muşlar­dır".

Hazret-i İbrahim; inşaat işlerine vâkıftı. Kâbe-i Muazzama gibi kudsî bir binavı oğlu Hazret-i İsmail'in yardımı ile inşa etmiş ve hal­kın hac ibadeti için tamamlayarak şövle dua etmişlerdi:

«Ev Rabbimiz, bizden (su hizmeti) kabul buyur. Şüphesiz hak-kıyle işiten, kemâliyle bilen sensin sen» (1).

Dâvûd aleyhisselâm; demircilikle meşgul olup, harpde giyilen ve insanı düşman saldırısından koruyan zırhı imâl etmekle beşeriye­te hizmet etmiş ve san'at önderliğinde bulunmuştur.
Bugün, zabıta kuvvetlerinin güç durumlarda giydikleri çelik ye­lekleri ilk imâl eden Hazret-i Dâvûd olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Cenâb-ı Hak, Enbiyâ sûresinin 80. âyetinde şöyle buyurmaktadır:
uBiz ona sizin için, sizi muharebenin şiddetinden korumak için giyecek (zırh) san'atını öğrettik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükreden-lerden misiniz?».
Hazret-i Zekeriyyâ; marangozluk yaparak insanlar için lâzım olan evlerin ağaç levazımatını ve ağaçtan yapılacak eşyayı imâl ederdi.

îslâm dininin önderi bulunan birçok ilim adamları ve tasavvuf büyükleri de aynı yolda yürümüşler, her biri san'at ve meslek sahibi olmuşlardır. İsimleriyle birlikte anüan «Harrâz», «Haffâf», «Habbâz», «Zeccâc», «Ferrâ», «Nessâc», «Verrâk», «Attâr» gibi sıfatlar birçok ilim adamlarımızın meslek ve san'atlarım göstermektedir.

Hadîs ilminde meşhur olan Bezzâr, fetvalariyle tanınan Bezzaz, Eyyûb Sahtiyanı, maneviyat sahasının büyüklerinden Ebû Ali Dak-kâk ve Abdül-Aziz Debbâğ, Hallaç Mansûr, hep bir mesleğin sahibi idiler.
Mezheb imamımız Ebû Hanîfe Hazretleri de manifaturacılık yap­mıştı.

Osmanlı padişah ve şehzadeleri arasında kuyumcu, hattat ve ma­rangozluk gibi san'atlara vâkıf olanların bulunduğunu tarihî eserler­den öğrenmekteyiz.
Verilen şu misâller, enbiya; evliya, ulema ve ümerânın san'ata olan meraklan; İslâm dininin san'at sahibi olmaya teşvik eden emir­lerine uymak ve bu yolda Müslümanlara önderlik yapmak içindir. Zi­ra

Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (s.a.v.) in bir hâdis-i şerifle­rinde:
«Hakikat Allah, san'atkâr mü'min kulunu sever» (2) buyurmuş­tur.

İslâm büyükleri, bu sevgiye erişmek ve kimseye muhtaç olmamak için san'atkâr olmaya büyük bir arzu taşımışlardır.
İnsan çalışırsa gönlünde ve evinde huzur olur. Aile efradı darlık çekmez. Bir kimse çalışmayı terk edecek olursa.

Allah onu gönül dar­lığı, hastalık ve sair bir derde mübtelâ kılar.
Şayet biz, san'at ve teknikte ilerleyip muhtaç olduğumuz malze­meleri kendimiz yapmayacak olursak, kazancımız dışarı akmış, başka milletleri kalkındırmış ve iktisaden sömürge durumuna girmiş olu­ruz.

Bir zamanlar biz, İslâm dinini lâyıkiyle anlayıp kemâliyle tatbik ettiğimiz için, ilmin ve • san'atın önderliğini yapmışızdır. Nurdan bir kol gibi, semaya doğru uzanan minareler; sanatımızın dehâsına şa-hidlik yapan çil çil kubbeler;

Allah kullarını abdestlendireh şadırvan­lar, hastaların tedavi edildiği bîmârhâneier, ilim yuvası medreseler, sebiller, fakirlerin parasız yıkandıkları bekâr hamamları, su yolları .ve.köprüler,'hepsi bizim tarihimize şan veren ve hâlâ ülkemizi süsle­yen birer • san'atbankalarıdır.

Bizansın surlarını yıkan toplan, Fatih kendi nezareti altında dök-türmüştü.
Denizlerde hükümran olduğumuz gemileri, kendi tersanelerimiz­de yapar ve harp sahalarında zaferlere zafer "katardık. İftihar dolu mazimizi yaşatmalı ve yaşatmalıyız


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi