Salaveti serifenin faydalari

Muhterem Müslümanlar!

Allahü Teâlâ'nın biz kullanria emretmiş olduğu vazifelerin en mühimlerinden biri de Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed'e (s.a.v.) salâvat-ı şerife okumaktır.

Âlemlerin ve âdemlerin yaratılmasına gaye teşkil eden ve beşe­riyetin halaskarı bulunan Resûlullah Efendimiz'e insanlık âlemi say­gı borçludur. Ümmeti olanlar, ona saygı ve sevgi beslemek, salât-ü se­lâm getirmekle mükelleftir.

Dünya neye sahipse onun vergisidir hep, Medyun ona cem'iyyeti, medyun ona ferdi.-
Muhteiif ibarelerle okunabilecek olan salâvat-ı şerifeden maksat, Peygamber Efendimize Allah'tan rahmet dileğinde bulunmaktır. En kısa ve kolayı,

«Allahümme sallı ala seyyidinâ Muhammed» demek­tir. Aliahü Teâlâ buyuruyor ki:
«Şüphesiz ki Allah ve melekteri O Peygambere çok salât (ve tekrim) ederler. Ey iman edenler, siz de ona saîât edin, tam bir teslimi­yetle de selâm verin» (1). ' . .
Bu âyet-i kerimedeki emr-i İlâhî gereğince her mü'mine ömrün­de bir defa salâvat-ı şerife okuması farzdır. Resûlullah Efendimizin ism-i şerifini her işitişte salâtı tekrarlamak, sahih görülen kavle gö­re, vaciptir. Namaz içinde Peygamber Efendimiz'e salât okumak, Ha­nefî mezhebine göre, sünnettir.
Gerek namaz içinde gerekse namaz dışında okunacak salât-ü se­lâmlardan doğacak fayda, bizim lehimize ve âhiret saadetimize ve­siledir.

Mucize isteyene karşı, huzurunda ağaçlan dize getiren; Nûr-i Muhammedi'sinin aksettiği taşlan dile getiren O Peygamberin adı anıldığı zaman ona salât-ü selâm okumayan kimse, dünyanın en cimri ve görgüsüz insanıdır. Zira okunacak salât-ı şerife, ücret iste­mez, abdestl olsa da olmasa da okunabilir. Ne zahmeti vardır ne de külfeti^,

Aziz mü'minler!

Bir defa salât okuyana Allahü Teâîâ on rahmet eder, on güna­hını bağışlar ve derecesini on kat daha yükseltir (2). Resûlullah Efendimiz bir hadîslerinde şöyle buyurmaktadırlar
«Kim sabaha erdiği ve akşama girdiği vakit bana on saiât geti­rirse kıyamet günü ona (hususî) şefaatim olacaktır» (3). «Kim bana günde yüz defa salât edecek olursa Allahü Teâlâ onun —yetmişi âhiretine otuzu dünyasına ait olmak üzere— yüz hacetini bitirir»

(4).
Allahü Teâlâ'nın birtakım melekleri, Resûlullah'm kabr-i şeri­finde; bir kısmı da yeryüzünde dolaşıp, Resûluilah Efendimize, ki­min salâvat-ı şerife getirdiğini tesbit ve Peygamberimize tebliğ .et­mekle vazifelidir. Bu hususla ilgili olarak Resûluilah Efendimiz bu­yuruyor ki:

«Allahü Teâlâ benim kabrime bir melek vazifelendirmiş ve ona insanların isimlerini vermiştir. Kıyamete kadar bana salât (-ü se­lâm) edecek kimseleri kendi adı ve babasının ismiyle "Falan oğlu fa­lan, sana salât (-ü selâm) etdi" diye bana tebliğ eder» (5).

Bundan ayrı olarak iki melek daha vazifelendirilmiştir ki, onlar" da, Peygamber Efendimizin ismi bir kimsenin yanında anıldığı za­man salâvat-ı şerife okuyana «Allah seni yarlığasın» derler. Allahü Teâlâ ve diğer melekler de bu duaya «âmîn» derler. Şayet o kimse salâvat-ı şerife okumayacak olursa o iki vazifeli melek, «Allah seni yarlığamasın» diye aleyhine dua ederler. Bu duaya da Allahü Teâlâ ve diğer melekler «âmîn» derler (6).
Bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

«Hakikat Allahü Teâlâ'nın yeryüzünde gezen öyle melekleri var­dır ki, onlar ümmetimden (duydukları salât-ü) selâmı bana ulaştı­rırlar» (7).

Peygamber Efendimiz'in kabr-i şerifinde kurulmuş îlâhî telsizle­re akseden selâmdan Fahr-i Kâinat Efendimiz derhal haberdar olur. insanoğlu, küçücük aklı ile, Amerika'da konuşulanı, dağbasmdaki kulübenin radyosunda dinletmeyi mümkün hâle getirirken Cenab-ı Hak, okunan salâtı ve gönderilen selâmlan Habibine duyurmaya el­bette muktedirdir. Bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

«Nerede olursanız bana salât (-ü selâm) edin. Zira sizin salât (-ü selâm) mız muhakkak bana ulaşır» (8).
Salâvat-ı şerife getiren bir kul, Allah'ın makbulü olur. Bir mü'-min Allahü Teâlâ'ya yaptığı duanın evvelinde veya sonunda salâvat-ı şerife okumazsa duası reddolunur. Bir hadîs-i şerifte buyrulmakta­dır ki:

Dua, Mııhamnıed (s.a.v.) e ve âline salât getirilinceye kadar Al­lah'a karşı perdelenir» (9).
Okunan salâ'vat-ı şerifeler, hem dua; hem de duaların makam-ı icabete ulaşması için manevî bir kanat vazifesi görmektedir. Bu ka­nattan mahrum bırakılan dualar kabul olunmaz.

Din kardeşlerim!

Âhiret hayatında Resûlullah Efendimiz'in civarında, bulunabil­mek için salâvat-ı şerifeye devam etmelidir. Zira bir kimseyi fazla anan onu çok seviyor demektir. Kişi, her zaman sevdiğiyle beraber olur. Bu mantıkî silsilenin gerçek vesikası olan şu hadîs-i şerifi iyi dinleyelim:
«Kıyamet günü insanların bana en yakın olanı, üzerime çok sa­lât edenidir» (10).

Salâvat-ı şerifeyi ihmal, ebedî hayat saadetinden gaflet etmek olur. Eir kimsenin yanında Peygamber Efendimiz'in adi anıldığı za­man salâvat-ı şerife getirmeyen cennetin yolunu şaşırır (11).
Sana ey şah-ı rusül uymayanın bitmez işi, Bu Leheb gibi anın tebbet olur serzenişi.

Salâvat-ı şerife her zaman yapılabilir. Kerahet vakitlerinde bile salât-ü selâm okunmasında bir mahzur yoktur. Bilhassa cum'a gecesi ve gündüzünde salâvat-ı şerife okumakla fazla meşgul olmalıdır.
Cum'a gününün, haftanın diğer günleri arasında müstesna bir yeri bulunmaktadır.
Cum'a günü okunan salâvat-ı şerifeler, ayrı bir değer taşır. Re­sûlullah Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

«Cum'a günü bana salât (-ü selâm) ı çok edin. Çünkü o gün, meleklerin hazır olup şâhidlik edeceği bir "yevm-i meşhurdur». Bir kimse bana salât etmeye dursun onun salâtı, o kimse (virdinden) ay­rıldığında bana arzolunur» (13).

îbn-i Mâce.
Hulâsa salâvat-ı şerife, dualarımızın kabulüne, derecelerimizin yükselmesine, hatalarımızın bağışlanmasına, günahlarımızın afvıne, âhirette Resûl-i Ekrem'e komşu olmaya ve cennete girmeye vesiledir!


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi