Kabir ziyareti

Muhterem Müslümanlar!

Dünya hayatının sonu ve âhiret âleminin istasyonu bulunan ka­birleri ziyaret, dinimizce meşru olup pek çok faydası vardır.
Sinesinde mü'minle münkiri, iyi ile kötüyü barındıran kabir, iyi kimseler için cennet bahçelerinden bir gülsen; günahkâr kişiler için felâketli bir külhandır.
Kabilleri ziyaret etmekte, yaşayan kimseler için, nice faydalar, ebedi hayata göç etmiş mü'min için de, birtakım menfaatlar mevcut­tur
Yaşayanlara olan faydası; insanı-günahlardan f irenler, kalbde in­celik ve gözde yaş meydana getirir. Topraktan yaratılan insan, top­rağın sinesine gömüleceğini bilir. Fakat, kabir ziyaretinde bu bügi mü­şahede haline gelir.
Ölümü hatırlamak, tesirli bîr öğüt ve değerli bir tefekkürdür, ölü­mü unutmamak ne kadar mühim bir iş ki, «Nefsini kabir ehlinden say» buyurulmustur.
Kabir ziyaretinde bu gibi ince duygular ve faydalar vardır.

Acaba, kabir ziyaretinin faydası tek taraflı mıdır? Ölen şahıs için Evet, kabir ziyaı etinin faydası iki taraflıdır. Hayattaki mü'min, ölümden ibret; kabirdeki mevta, yaşayan mü'minden, manevî ikra­ma ve hayırlı duaya nâü olmaktadır.
kabirde yatan mevta, ziyaretine gelenleri görerek memnun; oku­duğu Kur'ân'ı dinleyerek mahzûz olmaktadır.

Kabir ziyareti ilk defa yasaklanmış idi. Sonradan Peygamber Efen­dimiz müsaade etmiş ve şöyle buyurmuşlardır:

«Kabirleri ziyaı et ten sizi yasaklamıştım. Artık orayı ziyaret edi­niz» (1).
Kabir ziyaretinde birçok faydalar vardır. Onlan dile getirmek ge­rekirse şöyle ifade edilebilir:
İnsan, dünya hayatının alâyişine ve dağdağasına dalınca âhireti unutur gibi olur. Her şeyin bu hayatta başlayıp burada sonuçlanacağı­nı sanır. Bu hâle gelmiş bulunan bir kimse, kabir ziyareti sırasında ölümü ve ötesindeki hayatı düşünür ve kendisini fenalıklardan çeker. Bunun için Resûlıülah Efendimiz, «Kabir size âhireti hatırlatır» (2). «Dünya içinde zâhid kılar» (3), buyurmuştur.

Muhterem Müslümanlar!

însan, maddenin kesafetinde kaldığı zaman, mâna letafetinden mahrum olur; Gözler bulutlanıp yaş dökmez, kalb çoraklaşır feyiz ver­mez olur. însan, duygusuz ve merhametsiz bir hâl alır. işte dünyanın kıskıvrak bağladığı insanoğlu, kabri ziyaret ettiği zaman, kendinde bir değişme hisseder. Elle tutulurcasına kalbinde feyiz bulur. Bunun için­dir kî,

Resûlulîah Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
«Sizi kabir ziyaretinden yasaklamıştım. Artık orayı ziyaret edi­niz. Çünkü kabirler, kalbi inceltir, gözü yaşartır ve âhireti hatırlatır. Buna çirkin (bir şey) demeyiniz» (4).
Âhiret durağının ilki bulunan kabirleri ziyarette dikkate alına­cak birtakım hususlar vardır:
însan kabre vardığı zaman:

«Esselâmü aleyküm dâre kavmin mü minin ve innâ tnşâallahü biküm lâhiküm» diye selâm vermelidir.
Mü'minin verdiği selâmı bir ölü işitir mi? demeyiniz. Evet, eldeki muteber kaynaklar bunu açıkça ifade etmektedir.

Resûlullah Efendi­miz buyuruyorlar ki:
«Bİr kul, dünyada İken tanıdığı bir kimsenin kabrine uğrar da selâm verirse muhakkak o (mevta), kendisini tanır ve selâmını alıç» (5).

Din kardeşlerim!

Bir mü'min, bu- kimsenin kabrini ziyaret edeceği zaman ayak ucunda ve mevtanın yüzüne dönük oturmalı, Yasin sûresini okumalı­dır. Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
«Her evin bir kapısı vardır. Kabrin kapısı da (ölünün) iki ayak tarafıdır» (6)
.
Kabirde yürürken mezarları çiğnememen", kabirlerin üzerine asla oturmamalıdır. Ölü, bu saygısızlıktan incinir ve acı duyar.

Efendimiz söyle buyurmaktadır:
«Birinizin bir ateş üzerine oturup da ateşin elbisesini yakıp cil­dine kadar ulaşması, kabir üzerine oturmasından ona daha hayırlı­dır» (7).

Ölülerimizi ziyarette Perşembe, Cuma ve Cumartesi genlerinden birini tercih etmelidir.

Bayram, arefe ve mübarek günlerde kabirleri ziyaret etmelidir.


Kabirlere bez bağlamak, mum yakmak tamamen bid'at olan şey­lerdir. Bu gibi hareketlerde, fayda değil, zarar vardır,Kabre karşı namaz kılmak memnudur.


Bir hadîs-i şerifte şöyle
buyurmaktadır: «Kabirlerin üzerine oturmayınız ve kabre karşı na­maz kılmayınız» (8).
Kabristanın ağacını ve yaş otunu kesmeyiniz. Zira onların teşbih ve hamdinden kabirde yatanlar faydalanırlar.

Kabirler eski olsa ve içine ölü gömülmese de gene kabir olarak muhafazası gerekir. Orası vakıf arazi durumunda olduğundan, gayesi­nin dışında kullanılamaz.
Ölülerine hürmeti olmayanın, yaşayanlardan hürmet beklemeye hakkı ve yüzü yoktur. Kabirleri mer'a hâline getirmek ne çirkin bir harekettir! O hayvanların ayak bastığı yerde bir mü'minin Allah'ı zik­reden dili, diğer bir Müslümanın Rahmana secde eden yüzü ve duaya kalkan eli vardır.

Hayvanların çıkardığı idrar ve pislik, toprak içinde bulunan dede­mizin veya babamızın ağzını doldurmakta veya suratını kirletmekte­dir, însan, bu gibi hareketin kendisine yapıldığını düşünse işin fe­nalığını anlamakta güçlük çekmez. Bu gibi işin fenalığını anlamaktan mahrum kişiye insan nazariyle bakılamaz.

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tam! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi