İcki

Muhterem Müslümanlar!

Allahü Teâlâ; insanları halk etmiş, yeryüzünü onların hayat ve sıhhatlerine elverişli gıdalarla dolu bir nimet sofrası halinde dösemiş-tir. Fakat insan sağlığına zarar verecek şeyleri de haram kılmıştır.

Kur'ân-ı Kerimin «HARAM» olarak belirttiği şeylerden biri de iç­kidir. İçerisindeki alkol nisbeti düşük veya yüksek olsun, hangi ismi alırsa alsın, serhoşîuk veren her şey bir içkidir ve aynı zamanda ha­ramdır. Çoğu serhoşîuk veren içkinin azı da haramdır.

İçki; insanın aklını alan, sıhhatini mahveden ve tedricî olarak ölüme götüren bir zehirdir.
îçki, insanlığın baş derdi ve en büyük düşmanıdır.
îçki, her türlü fenalığın anası ve kötülüklerin mayasıdır.
îçki, şer kapılarının anahtarıdır. Hapishanelerdeki mahkûmların sanatoryumlar daki mağdurların, tımarhanedeki mecnunların pek ço­ğu, içki yüzünden bu acıklı duruma düşmüşlerdir.

İçki, insan vücudundaki dokuların gelişmesini engeller ve yavaş yavaş ifsad ederek ölüme götürür.
İçki, insan vücudunun hastalıklara karşı mukavemetini azaltır ve bilhassa hazım cihazı hastalıklarına karşı mukavemetsiz bir hale so­kar.
İçki, sinir ve akıl hastalıklarına sebep olmaktadır. Sayılmayacak derecede zarar ve fenalıklarından dolayı

Peygamber Efendimiz «içki­den sakınınız. Çünkü o, her şerrin anahtarıdır» (1) buyurmuştur.
Okumuş olduğum âyet-i kerimede Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

«Ey iman edenler! içki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal oklan ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bun-(lar) dan kaçının ki muradınıza eresiniz.» (2).

Âyet-i kerimenin mealine dikkat edilince görülmektedir ki, Ce-nab-ı Hak, içkiye «MURDAR» adım vermiştir. Bu ifade karşısında, akl-ı selim sahiplerinin içkiden tiksinmesi gerekir. Zira Allah'ın mur­dar adını verdiği bir şeyden akıl, mide ve ruh tiksinti duyar.

İçki, serden başka bir şey getirmediği için, şeytanın amelinden bir iş olarak ifade edilmiştir. Kim Allah'a kulluktan uzaklaşıp şeytanın kölesi ve uydusu olmaktan hoşlanmazsa içkiden uzaklaşmak zorun­dadır.
İçkiyle ügüi her iş haram olduğundan, ondan tamamen uzaklaş­mak emredilmiştir.

İçkiden kaçmak, felah ve kurtuluşa sebep olarak gösterilmiştir. Fert ve cemiyet olarak kurtuluşa ermek, içki ve içkiyle ilgili her iş­ten uzaklaşmaya bağlıdır.
İçki mübtelâsı kimselerin çocuklarının bir kısmı doğum sırasın­da ölür. Yaşayanlarından bir çoğu da, akıl ve sinir hastası, veremli ve diğer hastalıklara mübtelâdırlar.

İçki, insanlar arasında kavga, dargınlık ve cinayetlerin sebebidir. Serhoşlarm, alkolün tesiriyle, çok sevdiği kimselerle dövüştüğü ve ya­kın arkadaşının hayatına kıydığı görülmektedir. Cenâb-ı Hak Kitâb-ı İlâhî'sinde şöyle açıklamıştır:
«Şeytan, içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin dü­şürmek, sizi Allah'ı anmak ve namazdan alıkoymak ister» (3).

Birçok kimselerin, içkiye mübtelâ olduktan sonra, namazı bırak­tıkları görülmektedir. İçkiye kendini kaptıranlar. Allah'ı anmak şöy­le dursun, hatırına bile getirmek 'istemezler. Kur'ân-ı Kerim bu ha­kikati şöyle dile getirmektedir:
«...Sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak iste» (4).

Aziz mü'minler!
'
îslâmiyetin geldiği sıralarda hurma, üzüm, bal, buğday ve arpa­dan içki yapılmakta idi. Bu gün de bunların bir kısmından içki imâl edilmektedir, islâm dini, bunları yasaklamış, içenler için dünyada ve âhirette birtakım cezalar bulunduğunu haber vermiştir.

Resûlullah Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde buyurmaktadır ki:

«Allah; şaraba, içene, içirene, satana, alana, (üzümünü) sıkana, sıktırana, taşıyana, getirene lanet etmiştir» (4).

Bu gibi işleri terk etmek, insanı Allah'ın lanetine hedef olmak­tan kurtarır. Buhârî'nin naklettiği diğer bir hâdîs-i şerifte şöyle buy-rulmaktadır:

«Zina eden kimse, zina ettiği zaman, mü'min olarak zina edemez. Şarap içen, onu içtiği zaman, mü'min olarak içemez. Hırsızlık yapan onu çaldığı vakit, mü'min olarak çalamaz».

Hadîs-i şerifin ifade ettiği mâna çok korkunçtur, îlim adamları­nın ifadelerine göre bu gibi haller, imanın aslını değilse de, kemâlini nefyeder. Yani sayılan suçlan işleyenler, bunları yaparken, kâmil bir mü'min olarak yapamazlar. Şu unutulmamalıdır ki, kemâli olma­yan iman, zevale mahkûmdur.
Zamanımızın birtakım ayyaşları, halkın içkiye olan nefretini azaltmak veya içkiye teşvik etmek için ona çeşitli isimler vermekte­dirler. Fahr-i Kâinat Efendimiz bu hakikati, asırlarca evvel haber vermiştir. Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin rivayet ettikleri bu hususla ilgili hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

«Ümmetimden bazı insanlar, içkiyi, isminden başka bir ad vere­rek içecekler.»

Din kardeşlerim!

Allahü Teâlâ, bir şeyi haram kıldığı zaman, ondaki bütün fayda­lan kaldırır, o şeyde artık şifa halk etmez. Allah'ın, «MURDAR» adı­nı verdiği şey. «Safî» isminin tecellisine vasıta olamaz.
Her ne zaman içkiden bahis açılsa, bir hastalık ve belâ akla gelir.Bu sebeple düğünlerde asla içkili ziyafete yer verilmemelidir. Çünkü . temeli alkolle atılan bir binanın, çok geçmeden çatısını alevler sarar

îçki mübtelâsı insanların aile ferdleri perişan, aç ve muhtaçtır. Yavrularının ekmek ve gıdalarına sarf edeceği parayı içkiye veren bir şahsın ailesi bedbaht, çocukları perişandır,

Teessüre kapılan kimsenin içkiden medet umması, yangını sön­dürmek için üzerine benzin sıkmaya benzer.


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi