Giyinip kusanma

Muhterem Müslümanlar!

Allah, insanoğluna, dinimizin hükümlerine uygun bir şekilde gi­yinmeyi emretmiştir. Erkek ve kadının, avret sayılan mahallerini ör­tecek bir elbise giyinmesi farzdır

ilk insanlar, yücudlarını ağaç yapraklan İle örterek tesettürü ye­rine getirirlerdi. İdris aleyhisselâm ilk defa elbise dikmek suretiyle giyinme usulünü getirmiştir.

Yaşadıkları iklim şartlan ve inançları itibariyle, insanların giyin­melerinde bazı farklılık görülürse de, bütün insanlar giyinmeye ve örtünmeye çalışmışlardır. İptidaî kavimlerde bile durum böyie olmuş­tur.

Giyinmeyi terk ve soyunmayı heves, vahşî insanların özendiği bir davranıştır. Okumuş olduğum âyet-i kerimede buyruluyor ki:

«Ey Âdem oğullan, size (şeytanın açmak istediği) çirkin yerleri­nizi örtecek bir libas, bir de giyip süsleneceğiniz bir libas indirdik. Takva libası ise, o, daha hayırlıdır...» (1).

Giyinip kuşanmada, Peygamber Efendimiz'in sünnetlerine uy­makla âdetler ibadet haline gelir. Bu sebeple, giyinmekle ilgili edebleri dile getirmek istiyoruz.

Bu hususta dikkat edilecek iki cihet vardır: Birincisi, giyilecek eK bisede aranacak şartlar, ikincisi de giyinen kimsenin dikkate alacağı edeblerdir.

Elbisede aranacak şartlar:
Kadın libasının altını gösterecek kadar ince olmaması lâzımdır. Zira ince bir kumaş, ne avret mahallini örter ne de vücudu ısıtır. Bu itibarla giyinmekten bir fayda elde edilmemiş olur. Altını gösteren bir elbiseyi giyen kimse çıplaktan farksızdır.

Avret mahallini gösteren bir elbise ile kılınan namaz, setr-i avret şartı bulunmadığı için, makbul olamaz.

Giyilecek elbisenin, avret mahallini belli edecek kadar dar olma­ması ve vücud hatlarını belli etmemesi gerekir. İnsanın vakarına uy­gun olan da budur.

Giyinecek kimse, elbbisenin üzerine bir canlı resminin bulunma­masına dikkat etmelidir. Zira bu gibi elbise, meleklerin bizden ve hanemizden uzaklaşmasına sebep olur.

Erkeklerin giydikleri elbisenin ipekli olmaması gerekir. Zira ipek-li, kadınlara halâl ise de, erkeklere yasaklanmıştır. Efendimiz bir ha-dîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:

«Kim dünyada ipekli giyerse âhirette onu giyemez
Burada hatırlatmak istediğimiz bir husus vardır: Erkeğe haram olan ipek, kurdun imâl ettiğidir. Sun'i ipek, pamuk hükmünde olup giyilmesinde bir mahzur yoktur.

Peygamber Efendimizin giydiği gömleğin kolları, bileğine kadar uzun idi. Bu uzunluk, gömlek kollarında asıl ve sünnete uygun bir Öl­çüdür. Zaruret olmadıkça, bu ölçüyü ihmal hoş görülemez. İş yapar­ken kısa kollu gömlek giyilebilirse de namaz kılarken giyilmesinde ke­rahet vardır (3).

Erkek elbisesinin, göbekten diz kapağına kadar uzun olması şart­tır. Dizden aşağı kısma gelince, topuk sınır teşkil etmektedir. Topuk­tan aşağı sarkması haram, diz ile topuk arası mubahtır. Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:

«Eteğini, (yere değecek kadar uzatma), kaldır. Allah'tan kork»
(4).

Pamuklu elbise giymekte bir mahzur yoktur. Fakat yün elbise giymek enbiyanın tamamının sünnetidir. Bütün peygamberler, yün­den dokunmuş elbise giymişlerdir.

Giyeceğimiz elbisenin rengi, beyaz olmalıdır. Beyaz renk, canlı­ların kuşanmasında ve ölülerin kefenlenmesinde sünnet olan bir renk­tir. Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

«Beyaz elbise giyin. Çünkü o, (diğer renklerden) daha temiz ve güzeldir. Ölülerinizi de onunla kefenleyin» (5).

Beyaz renk; cemâlin, yeşil kemâlin, siyah renk ise celâlin remzi­dir. Efendimiz bu renkleri taşıyan elbiseler giymiştir. Mekke fethi gü­nü siyah sarık sardığını Müslim, Câbir (r.a.) den rivayet etmiştir.
Erkeklerin kırmızı ve san renkli elbise giymeleri, hoş görülme­mektedir (6). Diğer renklerde ,bir mahzur yoktur.

Din kardeşlerim!

Bir mü'nıin temizce giyinip Allah Teâlâ'nın verdiği nimetin ese­rini üzerinde bulundurursa onu gördükçe Allah Teâlâ'ya hamd eder. Bu itibarla temiz ve yeni olarak giyinmekte herhangi bir mahzur yoktur. Yasak olan sadece giydiği elbise sebebiyle kibretmektir.
Tevazu ile giyinir, üzerindeki elbiseyi veren Rabbini tanır ve ona şükrederse ecir kazanır.

Dinimiz, bir kimse için üç kat elbiseyi asi! ihtiyaç olarak kabul etmiştir.

Biri iş görürken, diğeri her gün giydiği, üçüncüsü de bayram ve cuma günlerinde giyeceği elbisedir.

Efendimiz:

«Ayakkabı satın alacağın zaman iyisini al. Elbise satın alacağın zaman da iyisini al» (7). «Elbisenizi güzel yapın. Binek ve yük hay­vanınızı ıslah edin. Tâ ki siz, insanlar içinde bir ben gibi (örnek) olasınız» (8) buyurmaktadır.

Tevazu ve takva, kalıbın hırpanî olması değil, kalbin hakka tesli­miyetidir. Ümmü Sinan ne güzel söylemiş:

Dervişlik yolu heman, Tâc-ü hırkası değil...
Giyinecek kimsenin riayet göstereceği hususlara gelince, şu ci­hetler dikkatten uzak tutulmamalıdır:
Elbiseyi sağdan giyip soldan çıkarmalıdır.

Yeni elbiseyi ilk defa cuma veya bayram günü giymeli ve bunu ihsan eden Halikımıza hamdetmelidir.
Birinin üzerinde yeni elbise gördüğümüzde sevindiğimizi beyan etmeli, tebrikte bulunmalı ve şöyle dua etmelidir:
Yeniler giyesin, hamd ile yaşayasın, şehid olarak vefat edesin».

Mest ve ayakkabı giyerken, evvelâ silkelemeli sonra giymelidir. Belki içinde zehirli bir hayvan, zararlı bir madde bulunabilir.

Tevazu için yalınayak yürümekte bir mahzur yoktur. Fakat bir ayağında ayakkabı, diğeri çıplak olduğu halde yürümek mekruhtur.

Nasıl, vakar sahibi olmak kibretmek değilse, tevazu göstermek de zillete düşmek mânasına gelmez.

insan gerektiği zaman yamalı da giyebilir yeter ki temiz olsun. Cenâb-ı Hak, insanın dış görünüşüne ve cinsine bakmaz. Kalbindeki niyyetlerine ve hayırlı işlerine değer verir.


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi