Evlenmek

Muhterem Müslümanlar!

Cenab-ı Hak, yaratılmışların efendisi olan âdemi, topraktan ya­ratmış, insan neslinin devam ve bekası için evlenmeyi emir buyur­muştur. Bu emr-i ilâhî,

şahsın mâlî ve hususî durumlarına göre, farz, •vacib ve sünnet olarak hükme bağlanmaktadır
Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede buyuruyor ki:

«İçinizden bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden sâlih (mü­min) olanları evlendirin.

Eğer fakir iseler Allah onları (evlenmeleri sayesinde) fazl (u kerem) iyle zengin yapar. Allah'ın lütfü boldur. (O her şey'i) hakkıyla bilendir» (1).

Evli kimsenin gözü haramdan, gönlü şehvanî düşüncelerden uzak kalacağı için, Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:

«Ey gençler, topluluğu!.. İçinizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü bu, gözü (haramdan) daha fazla sakındıran, ırz (ı korumay) a kalkan olan yegâne çaredir. Kim evlenmeye güç getire­mezse oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kesen bir çaredir.»

Evlenmek, Allah'ın emri, Resûlü'nün tavsiyesi ve diğer enbiyâ­nın da sünnetidir.

Din ve iman tebliğcisi ve insanlığın rehberi olan peygamberler, Allah'ın emri olduğu için evlenmişlerdir. Râd sûresinin 38'inci âye­tinde buyrulmaktadır ki:

«Andolsun ki biz, senden öııce de peygamber göndermişiz, onlara da zevceler ve evlâtlar vermişizdir».

Evlenmek, Allah'ın emrini yerine getirmek olduğuna göre, bir ibadettir. Evli bir kimsenin yapacağı ibadetlerin değeri ve sevabı be-kânnkinden daha kıymetli ve daha fazladır. Resûlullah Efendimiz:

«Evli kimsenin iki rek'at namazı, bekânn seksen iki rek'at nama­zından hayırlıdır» (2).

Ibn-i Abbas (r.a.) diyor ki:
«Kişinin ibadeti ancak evlenmekle tamam olur».
Ibn-i Mes'ûd (r.a.) diyor ki:
- "'
«Allah'ın huzuruna bekâr olarak varmamak için, ömrümden on gün kaldığını bilsem dahi'evlenmeyi tercih ederim».

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki:

«Evleniniz, çoğalınız. Çünkü ben, kıyamet günü, diğer ümmetle­re karşı sizin (çokluğunuz) ile iftihar ederim.»

tslâmın şartı olan Namaz, Oruç, Hac ve Zekât vazifelerinden son­ra evlilik, nafile ibadetle meşgul olmaktan üstündür. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyurmaktadır ki:

«Kim (günâh kirlerinden) temiz olarak Allah'a kavuşmak ister­se hür kadınlarla evlensin» (3).
Evlilik; ocaklar yıkan, cemiyeti altüst eden ve birçok cinayetlere yol açan zinadan sakınmakta yardımcı olduğu için, ibadet sayılmıştır
Bu sebepledir ki vicdanların terbiyecisi Peygamberimiz bir hadîs-i' şe­riflerinde şöyle buyurmaktadır:

«Şerlileriniz, bekârlannızdır» (4).
Allah'ın emrini yerine .getirmek ve Resûlullah Efendimizin sün­neti ile amel etmiş olmak için İslâm büyüklerinin ekserisi evliliği ter­cih etmişlerdir.
Evlilik, ferdin ahlâkını olgunlaştım, şahsı ferdiyetçilik ve bencil­likten kurtarıp toplumcu kılar.

Bekâr olan bir kimse; ne yiyeyim, han­gi kumaştan giyineyim ve nerede gezeyim diye zihin yorduğu halde evli olan bir şahıs, aile ferdlerinin geçimlerini ve muhtaçlara yardım­cı olmayı düşünür.

Alacağı kadının mehrini vermeye; yeme, içme, giyim ve ev ihti­yaçlarını temin etmeye gücü yeten, evlenmediği zaman zina etme ih­timali muhakkak bulunan bir kimsenin evlenmesi farzdır. Bu ihtimal bulunmakla beraber kat'î değilse evlenmesi vaciptir. Zina .etmek ihti­mali bulunmayan ve ailesinin nafakasını temine maddî kudreti ye­ten ihtiyarın evlenmesi de sünnettir.

(Dikkat: Buradan aşağısı haftaya okunacak)

Din kardeşlerim!

Cenab-ı Hak hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede, ev­lenen kimselere zenginlik vereceğini vâ'd buyurmaktadır. Peygam­ber Efendimizin bil1 hadîs-i şeriflerinde de şöyle ifade edilmektedir:

€<(Şu) üç (kimsey) e; Allah yolunda cihad edene, (efendisine olan borcunu) ödemek isteyen mükâteb (köley) e ve haramdan sa­kınmak dileğiyle evlenmek isteyene yardım etmek Allah üzerine bir haktır» (5).

Evlenen kimse hayırlı evlât yetiştirir ve o çocuk da millet ve memleketin hayrına çalışırsa anne ve babasının defteri kapanmaz. Onlar vefat etseler bile hesaplarına sevap yazılır.

Evlenen kimsenin dindarlığı noksansız olur. Bu sebeple Peygam­ber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

«Allah, kime iyi bir aile nasip ederse ona dinîn yarısın (ı tamam­lama) da~-yardım etmiştir. Geri kalan yarısında da Allah'tan kork-'sun» (6).

Yuva saadetinin devamı, kadının hayırlı olmasına bağlıdır. Kadı­nın hayırlısı, Allah Teâlâ'ya karşı vazifelerinde kusuru bulunmayan, iman ve ibadeti tam olan ve kocasının meşru emirlerine itaat eden-
dir.
Resûlullah Efendimize «Kadının hayırlısı kimdir?»
diye sorulmuş­tur. Cevap olarak buyurdular ki:

«(Yüzüne) baksa kocasını memnun eden, bir şey emretse itaat gösteren, malında ve nefsinde hoşlanmayacağı bir işle kocasına mu­halefet etmeyendir».

Kadının gerek ferdî vazifelerinde gerek erine ve evine karşı olan ailevî vazifelerinde iyi ve dindar olması geçimi kolaylaştırır.

Bir erkeğin kadında arayacağı meziyetleri Resûl-i Ekrem Efen­dimiz bir hadîs-i şeriflerinde, şöyle açıklamaktadır:

«Bir kadın, (şu) dört (sıfatı) için nikâhlanılır: Malı için, soyu (nün şerefi) için, güzelliği için ve dindarlığı için. A iki eli tozlanası, sen dindar olanı tercih et» (7).

Şayet bir kadın, dindar değilse güzel olsa da zengin bulunsa da ondan hayır gelmez. Allah'ın emrinde olmayan bir kadın, güzelliğini nefsinin arzuları uğrunda pazarlamaktan, malını hevâ ve hevesleri uğrunda saçıp savurmaktan çekinmez. Böyle hareket eden kadınların akıbetleri, faciayla son bulmaktadır.

Kadının asil bir soydan gelmiş olmasına da dikkat göstermelidir. Asalet olmayınca verilen iyi terbiye, uzun müddet devam edemez. Ba­kıra, altın suyu ile kaplama yapılsa- kısa zaman sonra yaldız silinir, bakırı -sırıtmaya başlar.

Kurulan bir yuvada, kadınla erkeğin karşılıklı hak ve vazifeleri başlar. Bu vazifeleri ihmal etmeyenlerin yuvasında saadet ve kalb-lerinde huzur olur.

Erkeğin kadına karşı vazifeleri: Kendi yediğinden ve giydiğinden ailesine de yedirip giydirmek ve münasip bir ev temin etmektir.

Kadın zengin olup kocası fakir bulunsa da nafakası ve giyimi ko­casına aitdir. Etrafında komşular bulunan ve iyi ahlâklı insanların muhitinde; en az bir göz odası, mutfak, banyo ve sair levazımatı mev­cut ve kapısı kilitlenebilen bir ev dinimizin hükümlerine muvafık bir mesken sayılmıştır.

Evin mefruşatı; su, sabun .ve tarak gibi temizlik malzemeleri ve diğer lüzumlu ihtiyaçlarını temin, erkeğin vazifelerindendir.

Kadının kocasına karşı vazifeleri: Kocasının dine aykırı olmayan emirlerine itaat etmek, kocasının malını korumak ve evlâdını terbiye etmektir. Kadının kocasına itaati, mutlak mânada anlaşılmamalıdır.

Kocanın isteğinin Allah'ın emirlerine uygun olması şarttır. Aksi hal­de, Allah'a isyan olan yerde kula itaat gerekmez.

Nafile oruç tutacağı zaman kocasından izin almak ve onun iyi­liklerine "karşı teşekkür etmek de kadının vazifelerinden sayılmıştır.

Kadın ve erkek, vücuda nisbetle elbise gibi birbirine lâzım ve yek diğerini tamamlayan birer unsurlardır. O halde birbirlerine karşı sev­gi ve merhamette kusur etmemeli ve iyi geçinmelidirler.


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi