Cennet ve Cehennem

Muhterem Müslümanlar!

Allahü Teâlâ biz kullarını bu âleme getirmiş, akıl vermiş ve kitap indirmek suretiyle emirlerini ve yasaklarını bildirmiştir. Bunlardan başka hükümlerini tarif, yasaklarını teşrih ve âyetlerini tefsir edecek peygamberler de göndermiştir.
Bu emirleri yerine getiren ve haram kıldığı şeylerden kaçanlara, İlâhî mükâfat olmak üzere,

ebedî hayatın saadetlerini ve nimetle­rini toplayan cennetler vâd olunmuş; bunların aksine hareket eden­lerin uğrayacağı İlâhî bir hapishane bulunduğu haber verilmiştir.

Kur'ân-ı Kerim'in müteaddit yerlerinde cennet ve cehennem'den bahsolunmuş. İslâm inançlarında bu hususla ilgili bahisler açılmış ve açıklanmıştır.
Kur'ân-ı Kerim'in yüz kırk yedi yerinde ve muhtelif lâfızlarla cennetten; yetmiş yedi mahallinde de cehennemden bahsolunmuştur.

Cennet ve cehennem vardır, sabittir ve hâlen mevcuttur. Kıya» met koptuğu zaman bile bunlara yokluk arız olmayacaktır.

Kitâb-ı İlâhî'de, cennet ve cehennemden geçmiş zaman ifadesiy­le «Hazırlandı» Duyurulması, onun el'an varlığının delil) erindendir.

Hazret-i Âdem'in topraktan yaratılmasını takiben, cennete konul­duğunu bildiren şu âyet de onuri el'an var olduğunun açık delilidir:

«Ve demiştik ki: .Ey Adem, sen eşinle beraber cennetde yerleş. Ondan (cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin.

(Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsi­ne) zulmedenlerden olursunuz» (1).

Tufanda boğulan kâfirlerin durumunu açıklayan şu âyet-i keri­me de cehennemin hâlen mevcut olduğunu ifade etmektedir:

«Bunlar günâhlarından dolayı suda boğuldular. Ardından da (büyük) b?.r ateşe atıldılar...» (2).

Aziz mü'minler!

Cennetin güzelliği hayal sınırlarının dışına taşacak kadar mü­kemmeldir. Allahü Teâlâ orada kulları için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve beşerin hatırına gelmeyen nimetler ha­zırlamıştır.

Duvarlarının tuğlası, altın ve gümüş; harcı, misk; çakılla­rı, inci ve yakut; toprağı zağferan (3) olursa içindeki nimetlerin ne derece mükemmel olduğunu anlamak kolaylaşır

Oraya giren bahtiyarlar; sıkıntı yüzü görmez, genci kocamaz, el­bisesi eskimez.

Naîm Cenneti, Dâr-ı Selâm, Cennetü'l-me'vâ, Âdin Cenneti ve Firdevs Cenneti gibi tabakaları bulunan cennetin sekiz kapısı (4) ve yüz derecesi vardır, tki derecesinin arasında yer ile gök arası kadar mesafe bulunduğu açıklanmıştır (5). Bunların en yücesi Firdevs Cenneti'dir.

Tesnim ve Selsebil adı verilen kaynaklar ve çeşit çeşit ağaçlarla donatılmış bulunan cennette her meyveden çifter çifter neviler vardır.

Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
«(Şirkten) sakınanlara vaad olunan cennetin sıfatı (şudur): İçinden rengi, kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar, tadına asla halel gelmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şarabdan ırmakları, süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her (çeşi­di) onlarındır...» (6).

«Dikensiz kiraz, meyveleri tıklım tıklım muz ağaç (lar) ı, yayılmış (daimî) gölge (ler), daima akan su (lar hep on­ların) » (7).

Cennete giren bahtiyarlarda yakışıksız davranışlar görülmez. Ha-sed, kin ve buna benzer şeyler, onların kalbinde yer tutmaz. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

«Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık. Hepsi kardeşler hâ­linde karşı karşıya tahtları üzerine dayanarak oturuculardır» (8).

Ehl-i cennet; yüzü tüysüz, gözleri sürmeli ve otuz üç yaşında ola­rak cennete gireceklerdir (9).

Cennete girenler hiç çıkmayacaklar, hastalığı olmayan bir sıhhat, ölümü bulunmayan bir hayat, yaşlanması olmayan bir gençlik ile ora­da ebedî kalacaklardır. Allahü Teâlâ'nın Cemâl-i ilâhîsini görerek şe-refyâb olacaklardır.

Cehennem, îlâhî bir ceza evidir. «Onun yedi kapısı, her kapısının da onlara ayrılmış birer nasibi vardın» (10).

Seîr, Sekar, Lezâ, Cehîm, Hâviye ve Hutame gibi isimleri bulunan cehennem; dünya ateşlerinden altmış dokuz misli fazla hararete sa­hiptir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

«Âyetlerimizi inkâr ile kâfir olanlar (var) ya onlan muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için, onları başka derilerle (yenileyip) değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir» (11).
5
Bu derece korkunç ve tüyler ürpertici azaba tutulanlar, Zekkum yiyecek ve Hamim içeceklerdir. «Şüphesiz o zekkum ağacı, günaha düşkün olanın yemeğidir» (12).

«Orada ne bir serinlik ne de içecek bir şey tatmayacaklar, sade bir kaynar su bir de irin (içeceklerdir)» (13).

Din kardeşlerim!
,
Bu İlâhî beyanlar karşısında akl-ı selimi ve kâmil bir imam olan kimselerin cennete ulaştıracak işlere sarılması, cehenneme götüren şeylerden kaçması gerekir. Çünkü Allah'ın rızası, emirlerinde; azabı da yasaklarında gizlidir.


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi