Cimrilik ve zararlari

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak; ihsan ettiği nimetlerden halkı faydalandırmayan, muhtaçlara yardım etmeyen ve hısımlarını gözetmeyen cimrileri yer­miştir.

Bahil, yoksula ve yetime acıyıp yardımda bulunmayan, merhar metsiz kimsenin adıdır.

Bahil, elindeki varlığın, Allah'ın ihsanı olduğunu unutur da «ken­dim kazandım, neden başkasına yedireyim?» diye düşünür. «Ben bu­dala mıyım ki kazancımı başkalarına saçıp savurayım?» diye söylenir.

Çalışmamızın karşılığı olarak bu kazancı bize bol bol ihsan eden Allahü Teâlâ'dır. Fakir de çalışır; fakat işi düzgün gitmeyebilir. Onu bu hâli île baş başa bırakmak, kader sırrına tam inanmış insanın dav­ranışı değildir.

Allah'a imam tam olan bir mü'rnin, kerem ve sahavet sahibidir.

«İki huy, mü'minin kalbinde toplanmaz: (Onlar), cimrilik ve kö­tü havluluktur» (1).

Cimrilik, müzmin bir hastalıktır, insanı gece uykusuz, gündüz huzursuz bırakır. «Hangi hastalık cimrilikten daha fena olabilir?» (2).

Bu hastalığa tutulan kimsenin kurtulması, hayli zordur. Çünkü cimrilik kişinin ruhuna sirayet eder. Fakat, «Zekâtını veren, misafi­ri ağırlayan, daıtla kalmış insana (istediğini) veren kimse koyu cim­rilikten kurtulur» (3).

Hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak bu­yuruyor ki:

«Kim nefsinin (koyu) cimriliğinden korunursa işte onlar murad-ianna erenlerin ta kendileridir» (4).

însan oğlunun en cömerdi bulunan Peygamber Efendimiz, şöyle buyurmaktadır:
«Koyu cimri (bir kimse) cennete giremez» (5).

Cimrilikle iman bağdaşamaz. Çünkü biri diğerini ifsad eder. Efendimiz buyurmuşlar ki:

«Allah yolundaki bir toz ile cehennem dumanı bir kulun içinde ebediyyen toplanamaz. Cimrilikle iman da bir kalbte asla toplanamaz» (6)

Aziz mü'minler!

Zengin, malını; mücahid, kanını ve şühedâ canını feda etme cö-merdliğini gösterdi de islâm yüceldi. Şayet onlar, bu uğurda cimri davranmış olsalardı İslâm dini inkişaf edebilir miydi? Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadırlar:

«İslâını, koyu cimrilik kadar mahveden hiçbir şey yoktur» (7).

«Âmirleriniz, hayırlılarınız; zenginleriniz, cömerdleriniz ve işleri­niz arasında müşavere (suretiyle) olursa yerin üstü, içinden hayırlı­dır. (Fakat) âmirleriniz, şerlileriniz; zenginleriniz,

cimrileriniz ve işle­riniz de kadınlarınıza (bırakılmış) olursa yerin içi üstünden hayırlı­dır» (8).

Vücudu zinde, sihhati yerinde olan bir mü'min, elindeki varlığın­dan hayra sarfetmelidir.

Yoksa «Hayat boyunca, cimri, ölüm vaktin­de cömerd olana, Allah muhakkak buğz eder» (9).

Ölüm haline gelince salâhiyetin üçte ikisi elden çıkmaktadır. O sırada sahavet, başkasının malından cömerdlik yapmaya benzer.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz temsil yoluyla şöyle ifade bu­yurmaktadır:

«Cömerdlik, dallan dünya içine uzanan cennet ağaçlarından biri­dir. Kim onun, bir dalını tutarsa o dal. kendisini cennete çeker (gö­türür). Cimrilik de, dallan dünya içine uzanan cehennem ağaçların­dan biridir. Kim onun bir dalına yapışırsa o dal, kendisini cehenneme çeker (götürür)» (10).

Cimri insan, iki cihanda bednam olur. Bahillik dalına yapışan kendini cehennemde bulur. Saadet arayan, sahavet göstermelidir.

Din kardeşlerim!

Cenâb-ı Hak, sevdiği kullarını hayra vasıta kılar. Onun eliyle bir­çok muhtaçlar gözetilmiş, açlar doyurulmuş ve fenalıkların önü alın­mış olur. Kul, bu idrakten uzaklaşır da cimriliğe kaçarsa nimet elin­den alınır. Vicdanların mürebbisi bulunan Peygamber Efendimiz bu-hakikati şöyle açıklamaktadır:

«Allah'ın öyle kullan vardır ki, kullara (halka) birtakım men­fa atlar (sağlamaları) için, onlara birçok nimetlerde imtiyaz vermiş­tir. Kim bu menfaatlan halktan esirgerse Allah da o nimetleri o kim­seden uzaklaştırıp başkalarına çevirir ve nakleder» (11)

.
Cenab-ı Hak, birçok hususlarda kulunu imtihan eder. Bir şah­sı vasıta kılarak, «Allah rızası için» bir istekte bulunmak üzere, ken­disine gönderir. Şayet mal sahibi cimrilik yapacak olursa huzur-u ilâhisinde sorumlu tutar. Bir hadîs-i kuclsîde şöyle buyrulmaktadır:

«Yüce Allah, kıyamet günü şöyle hitap edecek:
— Ey Âdem oğlu, hastalandım da sen beni ziyarete gelmedin. Kul:

— Yâ Rabbi, sen âlemlerin Rabbi olduğun halde, ben seni nasıl ziyaret edebilirim? der. Cenab-ı Hak:

— (Maksat-ı ilâhimi) bilemedin mi? Hakikat falan kulum hasta­lanmıştı da onu ziyaret etmemiştin. Şayet sen ona, "geçmiş olsun" de (meye git) mis olsaydın, benim rızâmı onun yanında bulacaktın. (Bunu) bilemedin mi?

— Ey Âdem oğlu, senden su istemiştim de bana su vermemiştin. Kul:

Yâ Rabbi, sen âlemlerin Rabbi olduğun halde, sana nasıl su verebilirdim? der. Cenâb-ı Hak:

— Falan kulum senden su istemişti de ona su vermemiştin. § yet ona su vermiş olsaydın onu (n ecrini) benim yanımda bulaca tın» (12), buyurur.
Cimri, dünyada ruhi buhranların içinde cehennem hayatı yaşı Âhirette cimriliğin cezasını cehennemi boylamakla öder


Eserin yazarı: Mehmed Emre Eser: Yeni Hutbe Kitabi

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Yeni Hutbe Kitabi