19. ZÂHİD İLE MİSAFİR BABI

Hükümdar Debşelim, filozof Beydebâya dedi ki:

— Bu hikâyeyi dinledim. Şimdi kendisine yakışan ve karakterine uygun düşen işi bırakıp başka bir şeyin peşine düşen: bunu da doğru dürüst anlamayarak beceriksiz ve şaşkın bir şekilde ortada kalan adamın hikâyesini anlat bana.

Filozof aldı sözü:

— Anlatırlar ki Kerh bölgesinde ibâdete düşkün, zahit mi zahit bir adam yaşarmış. Bir gün kendisine misafir geliyor. Zahit derhal hurma çağırtıyor (dışardan) ve ikram ediyor misafirine. Misafir diyor ki:

— Bu hurma ne kadar da lezzetli! Benim oturduğum taraflarda böyle hurma yok, keşke oralarda da olsaydı!

Ve sözlerine şöyle devam ediyor misafir:

— Bizim taraflara götüreceğim bu hurma nevinden bir fidan satın almak istiyorum; yardım edersen sevinirim, zira buraların ne meyvesini, ne de nerede yetiştiklerini bilmiyorum.

Zahit:

— Bu talebin senin için uygun değil aslında... Zîrâ sana düşecek şey, sadece yorgunluk, sadece zahmet! Kaldı ki toprağınıza da uygun olmayabilir istediğiniz hurma. Hem sizin memleketin meyvesi bol değil mi? Bunca güzel meyveye sahip bir bölgenin böyle besin değeri az bir hurmaya ihtiyaç yoktur herhalde...

Zahit sözlerine devamla:

— Bulamayacağı şeyin peşine düşen adam olgun, serinkanlı ve akıllı davranamaz. Sen de öyle: bulduğunla yetinir, bulamadığının da peşine düşmezsen mutlu olursun! Meğer bu zahit İbrânice konuşurmuş. Bizim gurbetçi misafir, adamın konuştuğu dile hayran kalmış, özenmiş de özenmiş; günlerce uğraşıp durmuş bu dili konuşmak için....

Bunu gören Zahit yine mim koymuş:

— Sen böyle kendi dilini bırakıp İbrânice öğrenmek için didinip durursan, karganın düştüğü duruma düşmeyi hakedersin!

Özenti budalası misafir:

— Nasıl yâni?

Zahit cevap vermiş:

— Anlatırlar ki: karga seke seke yürüyen tombul bir kekliğe özenmiş. Onun gibi yürümek için idman yapmış, epey uğraşmış ama beceremeyince ümidi kırılmış ve eski tarzına dönmek istemiş. Ne yazık ki eski tarzını da beceremez olmuş! Üstelik öz tarzına dönemediği için kuşlar arasında kırıta kırıta yürüyen ve ne idüğü belli olmayan garip biri haline gelmiş!

İşte alıştığın öz dilini terkedip sana asla uymayan İbrânice'ye heveslendiğini görünce bu örneği verdim. Üstelik inan korkuyorum, İbranice'yi beceremediğin gibi eski ana dilini de unutacaksın ve vatanına döndüğünde başını gözünü kıra kıra konuşacaksın en iyi bildiğin dili! Derler ya: kendi karakterine uymayan, mûtad veçhile yıllar boyu öğrendiği tarza aykırı olan; kısaca atalarının nesiller boyu yürüdüğü temel şekle aykırı bir yolu zoraki denemek isteyen kişi câhil kalır!


Eserin yazarı: Beydebâ -İbnü'l-Mukaffa Eser: KELİLE VE DİMNE

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

KELİLE VE DİMNE