18. DİŞİ ARSLAN, AVCI VE ÇAKAL BABI

Melik Debşelim, filozof Beydebâ'ya dedi ki:

— Bu hikâyeyi dinledim. Şimdi başkasından zarar gördüğünde gücü yettiği halde karşılık vermekten kaçınan adamın misâlini anlat, böyleleri zulmetmekten ve kin duymaktan kaçınan vaize benzerler.

Filozof Beydebâ aldı sözü:

— Kimse kimseye zarar vermek istemez, kimse kimse hakkında kötü düşünmez; câhil, basiretsiz, dünya ve âhiret işlerinde neticeyi düşünmeyen, başına gelecek felâketten ve yaptığı akıl almaz fenalıkların ağır mesuliyetinden habersiz olanlar hâriç! Bâzıları yaptığının cezasını çekmeden ölse ve zarar verdiği (zavallı) adam ancak o zaman rahatlasa da kesin bir gerçektir ki işin sonunu düşünmeyenler belâya uğramaktan emin olamaz, hattâ böyle düşüncesiz biri felâketlerden başını kurtarmasa yeridir! Bazan câhil kişi dahi uğradığı zarardan ibret alır da başkasına zarar vermekten kaçınır ve bu davranışının faydasını görür. Buna en iyi misâl dişi arslan avcı ve çakalın hikâyesidir.

Hükümdar:

— Bu nasıl oldu?

Filozof anlattı:

— Anlatırlar ki bir ormanda yaşayan dişi arslanın iki yavrusu varmış. Arslan yavrularını inde bırakarak ava çıkmış. Bu sırada avcı yavrulara rastlıyor, ok çekerek ikisini de öldürüyor, derilerini yüzüp evine götürüyor.

Ana arslan avdan döndükte yavrularının fecî hâlini görüyor, üzüntüden saçını başını yoluyor, korkunç çığlıklar atıyor. Yanıbaşındaki çakal bu müthiş feryatları işitince soruyor:

— Ne bu hal? Başına ne geldi? Anlat bana!

Ana arslan:

— Yavrularım bir avcının eline düşmüş! Hâin avcı onları öldürüp derisini yüzmüş, cesedleri de ortalığa bırakmış!

Çakal:

— Ağlama! Kendine acı, metin ol! Bilmelisin ki bu avcı senin her zaman başkasına yaptığının aynısı sana yapmıştır. Senin yavrularına karşı hissettiğin sevgi, şu iri pençelerine düşen nice yavrunun annesinde de mevcuttur! Artık başkaları senden gelene sabrettiği gibi sen de başkalarından gelen ezaya dayanacaksın! Zira "ne ettiysen bulursun" derler. Her işin mükâfaatı veya cezası vardır, hem de tam miktarınca! Tıpkı hububat gibi ki hasat vakti geldikte tohumuna göre ürün verir.

Arslan:

— Sözlerini iyice netleştir, işaretlerin anlamım açıkça belirt!

Çakal:

— Yaşın kaç?

Arslan:

— Yüz yaşındayım

— Dâima ne yerdin?

— Yabani hayvan eti

— Kim verirdi bu eti?

— Ne olacak, hayvan avlar ve yerdim!

— Söyle bakalım, o yediğin hayvanların anne babaları var mıydı?

— Elbette vardı!

— O ana ve babaların senin gibi ağlayıp sızladıklarını niye işitmiyorum ben? İyi bil ki senin başına gelen, akıbeti düşünmemenden ötürüdür. Zarar geleceğini düşünmedin, başına ne işler açılacağını anlamadın ve devam ettin yaptıklarına! Dişi arslan çakalın sözlerinden şunu çıkarmış ki başına ne geldiyse, kendi zulüm, cinayet ve gasp eylemlerinin bir karşılığı olmuştur! Böylece avlanmaya son vermiş, et yemeyi terkedip meyvelere dadanmış ve kendini zühde bırakmış. Dibine kurulduğu ağacın başında hayâtını meyveyle idâme ettiren kumru dişi arslana demiş ki:

— Bu yıl su olmadığı için ağaçlar meyve vermedi sanıyordum. Oysa ağaçlar meyve vermiş de senin buraya dadanmandan ötürü ortalıkta meyve kalmamış! Sen et yiyicisin, Allah'ın sana taksim ettiği rızkı terkettin, başkalarının payına düşene dadandın! Onların yemeğini azalttın! Bu meyvelere yazık değil mi? Bu ağaçlara yazık değil mi? Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi? Sen dengeyi bozar da onların payına düşen rızka dadanırsan kısa zamanda açlıktan helak olmazlar mı bu zavallılar? Dişi arslan kumrunun sözlerinden müteessir olarak meyve yemeyi de bırakmış, ot yemeye başlamış....

Bu hikâyeyi şunun için anlattım sana: bilgisiz körkütük câhil adam dahi gördüğü zarardan ibret alır da başkasına zarar vermekten kaçınır. Tıpkı dişi arslan gibi, yavrularına gelen musibet sebebiyle evvelâ et yemekten vazgeçti sonra kumrunun sözüyle meyve yemekten vazgeçti ve kendini zühde verdi.

İnsanlar bu hikâyeyi iyi düşünsün! Zîrâ derler ya:

"Kendin için istemediğini başkasına da yapma!" Adalet burada! Allah'ın rızası ve insanların memnuniyeti de adalettedir.


Eserin yazarı: Beydebâ -İbnü'l-Mukaffa Eser: KELİLE VE DİMNE

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

KELİLE VE DİMNE