HUTBE ISLAMDA GAYRET VE MÜCADELE

Mü'minlerin onurlu duruşları

Bir mü'min için galip gelmek veya mağlup olmak, hizmet hayatında onurlu bir belgedir. Yeter ki mü'min, korkak olmasın, pısırık olmasın. Öteden beri göğsümüzü gere gere söylediğimiz bir söz vardır: Yenmek ve yenilmek yiğidin şanındandır.

Mü'min kullar olarak verdiğimiz kulluk mücadelemizde, Rabbimize, dolayısıyla O'nun hüküm ve ölçülerine ters düşmemek için hassas düşünür, hassas hareket ederiz. Bu onurlu duruşumuzun, birilerinin gözünde ve kıt anlayışında pasiflik veya korkaklık olarak anlaşılması bizleri üzer.

Her aklına geleni söyleyerek, mü'min insanları üzen zihniyete şu hatırlatmayı yapalım ki; mü'minler olarak Rabbimize verdiğimiz sözü, hiçbir zaman geri almayacağız. Verdiğimiz o sözün içinde namaz da var, zekât da. Başörtüsü de var, anne ve babaya iyilik de. Bu ince ve hassas noktayı anlamak istemeyen bazı geri zekâlı zihniyete, aşağıdaki Rabbani-ilâhî haberleri, mesajları vermekle yetiniyor, karıncanın bile kanadına basmak istemeyen temiz yürekli mü'minlere karşı daha hassas, daha duyarlı, daha nezaketli olunmasını umuyoruz.
"Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever." (Âl-i İmran Sûresi/146)
Yani, nice peygamberlerle birlikte birçok Allah dostları savaştılar. Allah yolunda, İslâm hayatı yaşarlarken, başlarına gelenlerden dolayı yılgınlık göstermediler. Zaafa düşmediler. Boyun eğmediler. Allah, sabrederek mücadeleye devam edenleri sever.
"Allah, sağlam sözle (kelime-i tevhid) iman edenleri; hem dünya hayatında, hem de ahirette sapasağlam tutar. Zâlimleri ise sapıtır. Allah dilediğini yapar." (İbrahim Sûresi/27)

Yani, Allah, gönüllere yerleşen Kelime-i Şehadetle, benliklerini oluşturan sağlam temelleri olan, Kur'an ile iman edenleri, dünya hayatında cesur, güçlü, itibarlı ve devletli hale getirerek ayaklarını yere sağlam bastırır.

Kabirdeki sorgu sırasında, mahşerde, ahiret hayatında ise, korkudan emin olmalarını sağlar, itibarlarını yüceltir, makamlarını, mevkilerini ebedileştirir.

Allah, inkârda, isyanda ısrar eden, baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zalimlerin de hak yoldan uzaklaşıp dalaleti tercihlerine özgürlük tanır.

"Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz" (Âl-i İmran Sûresi/139)

Yani, düşmana karşı zaaf göstermeyin, gevşemeyin, mağlup olduk diye mahzun da olmayın. Hâlâ siz yüce, üstün kişilersiniz. Siz samimi mü'minler olduğunuz sürece, sonunda galip geleceksiniz.

"Ey Musa! Korkma; çünkü Benim huzurumda peygamberler korkmaz. Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki Ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim." (Neml Sûresi/10)

Yani, ey Musa, korkma, Ben varım. Özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen peygamberler Benim huzurumda korkmazlar.

Ancak haksızlık edenler, zulmedenler, dinimin yükselişinin, dindar kullarımın ilerlemesinin önünü kesme planları yapıp uygulayanlar korkar.

Zulümden, haksızlıktan sonra, kötülüğün peşinden, onun yerine iyilik yapıp tövbe etmiş olan da bilsin ki, Ben çok bağışlıyıcı, engin merhamet sahibiyim.

Hayatı, inanmak ve inancının gereğini yaşamak olarak geçen bütün mü'minlere selâmlar ve saygılar


Eser: Cuma Sohbetleri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Cuma Sohbetleri