33.Ölüleri Rüyada Gören Ve Hallerini Sorup Öğrenenlerden Bir Miktar Rivayetler

İbn-i Ebî Dünya «Rüyalar» kitabında ve ibn-i Sa'd «Tabakât» ki­tabında, Muhanımed bin Zeyyad, el-İlhani'den rivayet ettiklerine göre;

Asf bin el - Hars, sahabi olan Abdullah bin Âiz es-Semali (Ra-dıyallahû anh)'ye ölüme yaklaştığında şöyle demiştir i

— Eğer bizi görürsen, ölümden sonra başına ne geldiğini bize anlat.

Vefatından bir müddet sonra rüyada onu gördü, «bize bir şey anlatmayacak mısın?» dedi. O, cevaben dedi ki:

— Kurtulduk, fakat nerde ise kurtulamayacaktık. Çok zorluk­lardan sonra, kurtulduk. Hayır ve Kerem sahibi Rabbimizi bulduk. Günahlarımızı af etti, kötülüklerimi bağışladı. Yalnız «Ahradlar»ı af etmedi. Ben «ahrad nedir?» deyince;

O:

«Şerdejmeşhur olup parmakla işaret edilen kişilerdir» dedi.

îbn-i Ebî Dünya, Ebû Zahiriye'den, rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Abdulâla bin Adıy, ibn-i Ebi Bilâl el-Huzaîyi, ziyaret etti. Ab-d ula'I a dedi ki;

«Benden Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve S eli em) 'e selâm söyle, ölümünden sonra bizimle görüşebilirsen, bize durumu bildin

Ümm-ü Abdullah, Ebû Zahiriyenin kız kardeşi ve ibn-i Ebî Bilal'in hanımı idi. Üç gün sonra kocasmı rüyada gördü. Kocası, ona, üç gün sonra kızım bana kavuşacak, dedi ve Abdulâla diye birisini ta­nıyıp tanımadığını sordu.

Hanım:

— Hayır» dedi.

Kocat

—Git, onu araştır ve söyle ki, onun selâmını Resûlullah (Salla-lâhû Aleyhi ve SellemVe bildirdim. Resûlullah da ona selâm gön­derdi.

Hanım, gitti kardeşi Ebu Zahiriyeye durumu bildirdi. O da du­rumu Abdulala'ya iletti.

Yine ibn-i Ebi Dünya, Yahya bin Eyyûb'dan şöyle dediğini riva­yet etmiştir:

İki adam, hangisi önce ölürse arkadaşına ölümden sonraki du­rumu bildirecek diye sözleştiler. Biri öldü. Arkadaşı onu rüyasında gördü. Kardeş! Âleminizde olan Hasan (Radıyallahû anlı) ne yapı­yor, diye sordu.

Dedi ki: |

— O Cennetin hükümdarıdır. Ona asla itaatsizlik edilmez «îbn-i Şirin, nasıldır,» diye sorunca:

«O, istediği gibi yer içer, fakat aralarında büyük fark vardır,-dedi.

Kardeş! Hasan (Radyallahû anh) ne ile bu mertebeye kavuştu, diye sorunca «Allah'dan fazla korktuğundan» dolayı diye cevap verdi.

Ibn-i Adiy, ibn-i Asâkir, «Tarih»inde Muhammed bin Yah­ya el-Hacderi'den, rivayet ettiğine göre, Ecleh'in oğlu şöyle demiştir:

— Babam, Ecleh Seleme bin Küheyle'ye dedi ki:

— Eğer benden önce ölüp rüyama girebilirsen ve gördüğünü bana anlatabilirsen yap. Seleme de ona aynı teklifte bulundu. Fa­kat, Seleme babam Ecleh'den önce öldü. Babam bana. dedi ki:

«Oğlum, Seleme rüyama girdi, ölmedin mi?» diye sordum. O, «Allah beni diriltti» diye söyledi.

— Allah'ı kendine karşı nasıl buldun, dedim. O:

— Bize rahmetiyle muamele etti, dedi. Ben:

— «Kul'un onunla Allah'a yakınlaştğı amellerden hangisini en üstün buldun,» dedim.

O:

— Bu âlemde, gece namazından daha üstün bir şey göremedim, dedi.

Ben:

— Durum nasıldır, dedim. O:

—Kolaydır, fakat güvenmeyiniz.

İmam Ahmed «Zühd»de ibn-i Sa'd «Tabakât»da Abbâs bin Abdülmuttalip (Radıyallahû anh)'den şöyle dediğini rivayet et­miştir ;

Ömer bin el-Hattap (Radıyallahû anh) dostum idi. Vefat etti­ğinde bir sene bekledim ki, Allah onu rüyada bana göstersin diye. Bir sene sonra, onu rüyamda gördüm, alnından ter siliyordu. «Yâ Emire'l-Müminin, Rabbin sana ne yaptı?» diye sordum. Dedi ki:

— İşte şimdi kurtuldum. Eğer Rauf ve Rahim olan Allah'ı gör­meseydim, evim yıkılırdı.»

îbn-i Sa'd, Salim bin Abdullah'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Ensarî bir adamdan işittim kî, diyordu:

Ömer; (Radıyallahû anh) rüyada görmek için Allah'a dua ettim. Yirmi sene sonra onu gördüm. Alnından terleri siliyorduJ«Yâ Emire'l-Müminin ne yaptın?» dedim. Dedi ki:

İşte şimdi kurtuldum, Eğer Rabbimin rahmeti olmasaydı helak olacaktım.

Yine ibn4 Sa'd, Abdullah bin Amr bin As (Radıyallahû anhrdan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Ömer (Radıyallahû anh)'in durumunu öğrenmek kadar hiç bir-şeyi öğrenmek bana sevimli gelmedi. Rüyada bir saray gördüm. «Ki­mindir bu?» dedim. «Ömerindir» dediler.

Bunun üzerine Ömer, saraydan çıktı, yorgan gibi bir şeye sarıl­mıştı. Sanki yıkanıp öyle çıkmıştı. «Allah, sana ne yaptı?» diye sordum;

«İyilik. Gafur bir Allah'ın huzuruna çıkmamış olsaydım, evim yıkılırdı,» dedi.

tbn-i Asâkir, Mutarrif den rivayet ettiğine göre;

O, Osman bin Affân (Radıyallahû anh)'ı rüyada görmüş. Yeşil elbiseler içindeydi. «Yâ Emirel müminin! Allah sana ne yaptı,» diye sorunca, demiş;

«Bana iyilik yaptı.» Mutarrif:

— Hangi din iyidir, demiş. O

— Kıymetli din, kan akıtmakla değildir, demiştir.

îbn-i Ebî Dünya, Muhammed bin Nadr el-Harisi'den rivayet et­tiğine göre, şöyle demiştir:

Mesleme bin Abdul-Melik, Ömer bin Abdülazizi, ölümünden son­ra rüyada gördü. «Yâ Emirel-Müminin keşke bilseydim, ölümünden sonra, ne oldun?» dedi.

Ömer biri Abdülaziz:

— Yâ Mesleme, işte şimdi kurtuldum. Allah'a yemin ederim. Şimdiye kadar rahat yüzünü görmedim. Ben:

— Nerdesin? dedim. . O:

— Aden Cennetlerinde, hidayet imamları ile beraberim, dedi. i

îbn-i Ebi Şeybe, ibn-i Ebi Dünya, Muhammed bin Sirin'den ri­vayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Eflâh veya kesir bin Eflâhı rüyada gördüm. Harre savaş gü­nünde şehid edilmişti. «Sen öldürülmedin mi?» dedim. O: '

— Evet, dedi. Ben:

— Ne yaptın, dedim. O:

— İyilik, dedi. Bent

— Siz şehid misiniz, dedim. Ot

— Hayır, müslümanlar arasında iç savaşta ölenler şehid değil­ler. Fakat biz Ölenler artık burda dostuz, dedi.

lbn-i Sa'd, Ebû Meysere Amr bin Şerhabil'den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Kendimi sanki, Cennete sokuldum, gördüm. Kapalı bir kapı gör­düm. Kimindir bu dedim.

Zilkela' ve Havşebindir dediler. Onlar Muâviye ile beraber sa­vaşıp ölenlerden idiler.

Benî

— Ammâr ve arkadaşları nerde, dedim.

— Önünde, dediler. Ben:

— Neden birbirini öldürmüşler, dedim.

Bir ses

__Onlar Allah'ın huzuruna vardılar, onu geniş mağfiret sı

buldular. Ben:

— Nehrevanhlar yâni Hâriciler ne yaptı, dedim.

— Onlar gam ve hüznü buldular, denildi.

, lbn-i Ebi Dünya «Rüyalar» kitabında Ebû Bekir el-Hayyattan şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Kendimi, mezarlığa giriyor gördüm. Baktım Ölüler kabirlerinin üzerinde oturmuş önlerinde reyhan çiçekleri var. Baktım, Mahfuz önlerinde gidip geliyor. Ya mahfuz Rabb'in sana ne yaptı? Ölmedin mi, dedim.

O:

— Evet, dedi. Sonra şöyle devam etti. Takvalının ölümü, sonsuz bir hayattır Çokları Ölmüş, fakat, halk içinde yaşıyor.

Seleme el-Basri'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

Âbit olan Yarbu' bin Misver'i rüyada gördüm. O, Allah'ı ve Ölü mü çok anar ve çok ibadet ederdi. Ben:

— Yerinden memnun mutsun?, dedim. O ise şöyle cevap verdi.

Kabrin içini bir Allah bilir. Bir de kabrin içindekiler bilir.

Bişr bin el-Mufaddal'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rüyamda Bişr bin Mansûru gördüm. Yâ Ebâ Mu h amme d, Rab-bin sana ne yaptı, dedim. O dedi ki s

«İşi, kendi nefsime yüklediğimden daha kolay buldum.»

Hafs el-Mevhibi'den şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Dâvud et-Tai'yi rüyamda gördüm. Yâ Ebâ Süleyman âhiretin hayırlarını nasıl buldun?» dedim.

— Bol bir hayır gördüm, dedi. Ben:

— Durumun nasıl? dedim. Oi

— Allah'a hamd olsun, çok iyiyim, dedi. Ben:

— Süfyan bin Said'den hiç haberin var mı? O iyiliği ve iyilik sahiplerini severdi, dedim.

O:

— İyilik onu, iyilik sahiplerinin derecesine yükseltti, dedi.

Atabe bin Dumrete'den, o da babasından rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir:

Hâlâmı rüyada gördüm. «Nasılsın?» dedim, karşılığını aldım» dedi.

Abdulmelik el-Deysi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Amir bin Abdulkays'i rüyada gördüm. «Neyi buldun,» dedim.

O, «iyilik» dedi.

Bern

— Hangi ameli en üstün gördün, dedim.

O:

— Allah için olan her şey üstündür, dedi.

Ebu Abdullah el-Hicri'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Amcamın biri vefat etti. Onu rüyada gördüm. Bana, şöyle di­yordu:

Dünya aldatıcıdır; Âhiret amel sahipleri için sevinçtir. Allah için müslümanlara yapılan nasihat ve yakin gibi hiç bir şeyi üstün görmedik, hiç bir iyiliği hakir görme; kendini eksik bilenlerin ameli gibi amel yap.

Asme'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Yûnus bin Ubeyd'ın arkadaşlarından Basralı bir üstadı gördüm. Halbuki daha önce ölmüştü. «Nerden geliyorsun?» dedim.

— Doktor Yunus'un yanından geliyorum, dedi. Ben:

— Doktor Yunus kimdir, dedim.

— Üstün, fıkıh bilgini dedi.

—Yûnus bin Ubeyd mi, dedim.

— Evet, dedi.

— Nerdedir o dedim.

— Ercuvan [1] ağaçları altında, meclislerde, bakire hurilerle beraberdir. Takvasının doğruluğuyla gözleri aydındır, (yani raha­tı yerindedir.)

Meymûn el-Kürdi'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir':

Urve bin Bezzar'i ölümünden sonra rüyada gördüm. Falan su­cunun üzerimde bir dirhemi vardır. Evimin falan dolabmdan git al, ona ver.

Sabahleyin sucuyu buldum. «Senin Urve'de bir şeyin var mı?» dedim.

«Evet bir dirhemim var» dedi.

Bunun üzerine eve girdim, dolapta bulunan dirhemi alıp sucuya verdim.

Kûfe'li bir adamdan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:

Süveyd bin Amr el-Kelbi'yi ölümünden sonra rüyada iyi hâl için-, de gördüm.

— Yâ Süveyd, nedir bu iyi hal? dedim.

Ol

— Ben lâilahe illallah sözünü çok zikrediyordum. Şen de çok­ça zikret, dedi. Sonra şöyle devam etti:

«Davud el-Taı ve Muhammed bin Nadr el-Harisi bir şey isti-yordular, gayelerine ulaştılar.»

ibrahim bin Münzir el-Harrani'den rivayet edildiğine göre, şöy­le demiştir:

Rüyada Dahhâk bin Osmanı gördüm. «Rabbin ne yaptı, sana?» dedim.

O, dedi ki

— Gökte burçlar Vardır. Kim lâilahe illallah dese onlarla tu­tunur, kim demezse yokluğa uçar, gider.

Muhammed bin Abdurrahman el-Mahzumiden şöyle dediği ri­vayet edilmiştir:

Bir adam ibn-i Aişe et-Temimi'yi rüyada gördü. Rabbin ne yaptı sana, dedi.

O dedi ki:

— Ona olan sevgimden dolayı beni afvetti.

Sirri bin Yahya'dan, o da Kazvinli salih bir adam olan îsa Ebu Meryem'den; şöyle demiştir:

Daldığım bir sırada ay doğdu. Ben mescide gittim. Namaz kıl­dım, teşbih çektim, dua ettim. Uyku beni bastı, uyudum. Beşer ol­madıklarını bildiğim bir cemaat gördüm. Ellerinde tabaklar vardı. Tabakların üstünde kar gibi beyaz somunlar vardı. Her somunun üstünde nar gibi bir inci vardı. Bana:

— Ye, dediler. Ben

— Oruç tutmak istiyorum, dedim. Onlar:

Bu ev sahibi yemeni emrediyor, dediler.

Ben de yedim. O inciyi de götürmek için aldım. Bana:

— Bırak, onu, senin için dikeceğiz, kendisinden daha hayırlı meyveler verir sana, denildi.

Ben:

— Nerde dikilecek, dedim.

Onları

— Bozulmayan bir yurtta, bozulmayan meyvelerle Sonsuz bir saltanat içinde... Eskimeyen elbiselerle... İçinde Razva, Ayna [2] ve göz nuru vardır. Onda, kocalarından başka hiç kimseye yanaş­mayan hoşnut ve güzel eşler vardır.

İşte bunun için, içinde bulunduğun halden çekilmen lazım. Bu hayatın bir esnemektir ki, göç edip bu yurda vardığında uyanırsın» dediler.

Ravi dedi ki, bana rüyayı anlattığından iki Cuma sonra vefat etti. Vefat ettiği gece onu rüyada gördüni, bana şöyle diyordu:

îki hafta önce sana rüyamı anlattığım gün bana dikilen ağacı görmüyor musun, ne güzeldir? Bak yüklenmiş. Ben, «Neyi yüklen­miş» dedim.

— Kimsenin tavsif edemiyeceği şeyi sorma. Muti1 kul Rabbine vardığında İkramda onun benzeri yoktur, dedi.

İsmail bin Abdullah bin Meymun'dan rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

Ali bin Muhammed bin İmran bin Ebû Leyla'yı rüyada gördüm. Hangi ameli en üstün buldun? dedim. O:

.— Allah'ı tanımayı, dedi. Ben:

Adam'm, «Falan bana şöyle hadis rivayet etti, şöyle haber verdi» sözünü nasıl görüyorsun,» dedim.

O:

—. Ben böbürlenmeye kızıyorum, dedi.

Mâlik bin Dinar'ın bir arkadaşından rivayet edildiğine göre, O şöyle demiştir:

Malik bin Dinar'ı rüyada gördüm. «Allah ne yaptı sana» diye sordum. Cevaben bana:

— İyilik! Ameli salih iyilerle arkadaşlık selef-i saühin ve iyile­rin meclisleri kadar üstün bir şey görmedik, dedi.

Abdulvehhap bin Yezid el-Kindi'den rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

Ama Abu Amr'i gördüm. Rabbın ne yaptı sana, diye sordum.

— Bana mağfiret ve rahmet etti, diye söyledi.

— Hangi ameli en üstün buldun? dedim.

— İçinde bulunduğunuz Sünnet ve ilmi en üstün buldum, dedi.

— Hangi ameli en şerli buldun? dedim.

— İsimlerden sakının, dedi.

— İsimler nedir, dedim.

— Kadercilik, Mutezilecllik ve Mürciecilik, dedi ve yoldan sap­mış ehl-i bid'ayı saydı.

. Ebû Bekir es-Seyrefi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Hz Ebû Bekir ve Ömer (Radıyallahû anh)'a söven bir adam öl­dü Şair Cehm gibi onlarla hicvederdi. Bir adam onu rüyada şöyle gördü: Sanki, çıplak kalmış, başına ve avret yerine birer yama koymuş. Adam;

Rabbin ne yaptı sana, diye sordu. O Beni, Bekr bin Kays ve Avn bin A'ser ile beraber kıl|u d|di: Bu ikisi de hıristiyan idiler.

Bir üstad'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Yukarda anlatılan konulara çok dalan bir komşum rüyada gördüm. Sanki kör idi.

— Yâ falan nedir bu seni gördüğüm? dedim.

— Muhammed sahabelerini eksik gördüm. Allah da mü benden eksiltti, dedi ve elini kör olmuş gözünün üzerine

Ebû Cafer el-Med'yeni'den rivayet edildiğine göre şöyle demiş

Mahmud bin Humeyd ehl-i ibâdet birisi idi. Onu rüyada gör­düm, üzerinde iki yeşil elbise vardı. Ölümden sonra nedir bu de­dim, bana baktı, sonra şu şiiri inşad etti: '

Ne mutlu o takvalılara ki

Gerçekten ebediyet içinde...

Ermiş bakire huriler yanındadırlar.

' Ebû Cafer dedi ki;

And olsun! Ondan önce kimseden bunu işitmedim.

Ibn-i Ebi Dünya ve Beyhaki —«Şuâb»da— Mutarraf bin Abdul-lah'dan şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

Kabristanda idim. Bir kabre yakın iki rekat hafif namaz kıl­dım. Güzelce de kılamadım. Uyukladım, baktım kabir sahibi benim­le konuşuyor.

Bana:

— İki rekat namaz kıldın, fakat güzel kılamadın.

— Evet öyle, dedim. O:

— Sen amel edersin. Fakat bilmezsin. Biz ise biliriz. Fakat yapa­mayız. Senin iki rekatın gibi iki rekat namaz kılmak benim için dün­ya ve içindekilerden daha sevimlidir, dedi.

Ben:

— Kimler var, hurda, dedim. O:

— Bunlar hepsi de müsl umandır ve hepsi de hayrını görmüştür. Ben:

—En üstünleri kimdir, dedim.

O bir kabre işaret etti. Ben kendi içimden:

— Keşke o kabrinden çıkıp onunla konuşsaydım, dedim. Birden kabrinden genç bir delikanlı çıktı.

Ben:

— Burdakilerin en üstünü müsün? dedim. O, evet diye cevap verdi.

Ben:

— Ne üe bu mertebeye ulaştın. Seni öyle yaşlı görmüyorum. Sen galiba hac ve umreye çok gittin, Allah yolunda çok cihad ettin, dedim.

Ot

— Büyük musibetler başıma geldi, onlara karşı Cenabı Hak ba­na sabır verdi. İşte bununla üstün kılındım, dedi.

tbn-i Ebi Dünya, Eyyas bin Dağfelden şöyle dediğini rivayet et­miştir :

Ebu'I-Âla Yezid bin Abdullahı rüyada gördüm. Ölümü nasıl tat­tın, diye sordum;

— Çok acıdır, dedi.

— Ölümden sonra basma ne geldi?

— Ben rahatlık ve reyhan çiçekleri içindeyim. Kızmayan, rah­met eden bir Rabbin huzurundayım.

Ben:

— Mutarref kardeşim nasıldır? dedim.

O:

Onun imanı çok yüksekti, dedi.

Bir âlimden rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ölen bir kardeşimi rüyada gördüm. «Kabre konulduğun zaman basma ne geldi,» dedim.

O:

—Birisi ateşten bir okla üzerime geldi Eğer orda bulunan biri bana dua etmeseydi beni mutlaka vuracaktı.

Yine ibn-i Ebi Dünya, Münkedir bin Muhammed den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Ben rüyamda kendimi sanki, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi Sellem)'ın mescidine girerken gördüm. Baktım halk, bahçede adamın basma toplanmışlar.

— Kimdir bu adam? dedim.

— Ahiretten gelmiş bir adam. Millete ahiretteki ölü akral rından bahsediyor, dediler.

Ben geldim baktım adam Safvan bin Selim'dir. Millet ona soru­yordu, o da cevap veriyordu.

«Burda Muhammed bin Münkedir'i soracak kimse yok mu?» di­ye sordu. Millet:

«İşte bu onun oğludur,» demeye başladı. Ben milletin yardımıy­la yanma yaklaştım. «Anlat» dedim. O şöyle dedi:

«Allah ona Cennetten şöyle şöyle verdi, onu razı etti, onu cen­net saraylarında yerleştirdi. Ona ne göç vardır, ne de ölüm.»

bn-i Ebi Dfünya Ebû Kerime'den rivayet ettiğine göre şöyle der:

y'anıma bir adam geldi, dedi ki:

Kendimi sanki Cennete giriyorum gördüm. İçinde Eyyûp, Yûnus, Avn ve Teymi'nin olduğu bir bahçeye girdim.» Ben!

Süfvan-ı Sevri nerde? dedim.

Onun ancak bir yıldız gibi uçtuğunu gördük, dedi.

Mâlik bin Dinar'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Muhammed bin Vâsi'i Cennette gördüm. Muhammed bin Şirini de Cennette gördüm.

— Hasan nerde, dedim.

— Sidretül'müntehadadir, dedi.

Yezid bin Harun'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Muhammed bin Yezid el-Vâsiti'yi rüyada gördüm. «Allah ne yaptı sana?» dedim. Muhammed b. Yezîd:

—- Mağfiret etti, dedi.

Ben:

— Ne ile? dedim.

— Ebû Amr ve Basri ile; Cuma günü oturduğumuz meclislerle; O duâ ederdi biz de âmin diyorduk. Sizden ayrıldığımızdan beri mağfiret edilmişiz...

Yine ibn-i Ebi Dünya Atebe bin Ebi Sabit'den şöyle dediğini riva­yet etmiştir;

Ölümünden sonra Hüleyd. bin Said'i rüyamda gördüm. J^e yap­tın, dedim

Saîd:

— Biz bırakıldık, fakat nerde ise kurtulamıyorduk. Ben:

— Ne zamandan beri Kur'an'la berabersiniz, dedim O:

— Sizden ayrıldığımızdan beri, yanımızda Kur'an yok

Hatip «Bağdat Tarihi»nde Muhammed bin Salim elfH Salih'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Rüyamda Kadı Yahya bin Eksümü gördüm. —Allah sana ne yaptı, dedim. O dedi ki:

— Beni huzuruna aldı.

«Ey kötü ihtiyar, eğer saçının akı olmasaydı, seni ateşle yaka­caktım,» diye söyledi. Efendi kölesini tutar gibi beni tuttu. Ayıldı-ğımda yine «ey kötü ihtiyar! eğer aklığın olmasaydı seni ateşte ya­kacaktım» dedi. Yine efendi kölesini aldığı gibi beni aldı. Ayıldı-ğımda yine üçüncü bir sefer:

«Ey kötü ihtiyar, aklığın olmasaydı seni ateşte yakacaktım» dedi. Yine bayıldım. idedi.

Ayıklığımda. «Yâ Rabbi senin hakkında böyle işitmedik,» dedim.

Allah «ne işittin» dedi. Zaten bilirdi.

BenAbdurrezzâk bin Humman, Muammer bin Râşit'den, o da Şihab ez Zühri, o da En es bin Malik'den, o da peygamberden, o da Cebrail'­den rivayet etti ki:

Ey Allah'ım! İslâmiyet içinde yaşlanmış her yaşlıyı yakmaktan utanırım» demişsin,» dedim. Allah:

«Abdürrezzak da. Muammer de, Zühri de, Enes de, peygamber de, Cebrail de doğru söylediler. Ben bunu söylemiştim. Haydi onu Cennete götürün, dedi.

Yine ibn-i Asakir «Şam Tarihi»nde Ebû Bekir el-Fizâri'den şöy­le dediğini rivayet etmiştir:

Bana ulaştı ki, Ahmed bin Hanbel'in bâzı arkadaşları onu ölü­münden sonra rüyada görmüşler.

— Yâ Ahmed, Rabbin sana ne yaptı, demişler. Ahmed şöyle demiş:

— Habbim, beni huzuruna aldı. «Ya Ahmed sen yediğin dayağa karşı sabrettin, kelâmım olan Kur'an'ın mahluk olduğunu söyleme­din. İzzetime yemin ederim ki, kıyamete kadar, sana kelâmı'mı işit­tireceğim, dedi. İşte ben Rabbimin kelâmını dinliyorum.

Muhammed bin Avf'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Muhammed bin el-Musaffa el-Humsa'yı rüyada gördüm.

— Nasılsın, dedim.

— İyilik. Bununla beraber biz her gün Rabbimizi iki sefer gö­rüyoruz, dedi.

Ben:

— Yâ Ebâ Abdullah dünyada da sünnet üzeresin, âhirette de sünnet üzeresin, dedim.

O yüzüme bakıp güldü.

Muhammed bin MufaddeTden rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Ölümünden sonra Mansûr bin Ammar'ı rüyada gördüm.

'Allah

ne yaptı sana?» dedim.

O şöyle dedi

— Rabbim beni huzuruna aldı ve sen karıştırıyordun; fakat se­ni af ettim. Çünkü sen beni kullarıma sevdiriyordun. Şimdi kalk, dünyada beni yücelttiğin gibi melekler arasında da yücelt, dedi. Ba­na bir kürsü verildi. Şimdi melekler arasında da Allah'ın yüce va­sıflarım anlatıyorum.

Ebu'l-Hasan eş-Şa'rani'den rivayet edildiğine göre şöyle demiş­tir :

Ölümünden sonra Mansûr bin Ammar'ı rüyada gördüm. «Allah ne yaptı sana,» dedim. ,

O şöyle devam etti:

— Bana «sen Mansûr bin Ammâr mısın,» diye sordu. Ben «evet Yâ Rabbi» dedim. Allah «Sen değil misin İnsanları dünyadan alıko­yan, âhirete teşvik eden?» dedi. Ben:

Evet öyle oldu, fakat oturduğum her mecliste ilk olarak sana hamd etmekle ve ikinci olarak Resulüne salavât getirmekle üçüncü olarak kullarına va'z etmekle başladım» dedim. Allah «Kulum doğ­ru söyledi. Ona bir kürsü yapın. Yerde beni kullarım arasında yü-celttiği gibi, gökte de beni temcid etsin,» dedi.

Selim bin Mansûr bin Amraar'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ölümünden! sonra babamı rüyamda gördüm. «Allah ne yaptı sa­na» dedim!

— Benî huzuruna getirip yaklaştırdı. Ey kötü ihtiyar bilir misin, neden sana mağfiret ettim?» dedi. Ben:

— Bilmiyorum ya İlâhım, dedim. Allah:

— Çünkü sen bir gün bir mecliste oturdun. Onları ağlattın, Al­lah korkusundan hiç ağlamamış bir kulum orda ağladı. Onu mağ­firet ettim. Meclistekileri de onun hatırına bağışladım. Seni de on­lar içinde bağışladım.

Seleme bin Affan'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ölümünden sonra Veki'i rüyada gördüm. «Rabbin sana ne yap­tı?» dedim.

O:

— Beni Cennete koydu, dedi.

Ben: Ne ile? İlimle, dedi.

Ölümünden

dedim. O,-

îbn-i Hümam, Ebû Yahya el-Müstemili'den rivayet edildiğine gö­re şöyle demiştir:

sonra Ebu Hümam'ı rüyada gördüm. Başının üstünde asılı kandiller yardı.

Ben:

— Yâ Ebâ Hümam ne ile bu kandillere kavuştun? dedim. Ebâ Hümâm:

— Şu kandili, Havz hadisi ile, şu da şefaat hadisi ile şu da fa­lan hadis ile, şu da falan hadis ile... dedi.

Süfyan bin Üyeyne'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ölümünden sonra İmam Sevri'yi rüyada gördüm. Bana öğüt ver, dedim.

İmam Sevrî:

— İnsanlar araşma az gir, dedi.

Ben:

—Daha ne tavsiye edersin, dedim,

Sevri:

— Buraya gelip öğrenirsin, dedi.

Ebû Rebi' ez-Zehrâni'den rivayet edildiğine göre şöyle demiş­tir: ;

Bir komşum bana anlattı ki, ölümünden sonra ibn-ini'yi rü­yada gördüm. «Rabbin sana ne yaptı?» dedim;

İbni Avnî:

— Pazartesi günü güneş batmadan amel sahifem ijfl ı göste­rildi. Rabim bana merhamet ve mağfiret etti, dedi.

O ise, pazartesi günü ölmüştü.

Ebû Amr el-Haffafdan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ölümünden sonra Muhammed bin Yahya ez-Züheyli'yi rüyada gördüm.

— Rabbin sana ne yaptı, dedim. Ez-Züheylı î

— Bana mağfiret etti, dedi. Bent

— Amelin ne yaptı, dedim.

O

__Altın suyu ile yazıldı ve yüksek makamlara kald:i, dedi.

Üstad ibni Ebû Velit'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ebu'l-Abbâs el-Esamm'ı rüyada gördüm. «Halin nereye vardı, ey üstad,» dedim.

O dedi ki:

«Ben, Ebû Yakub el-Buvaytî ve Rebi bin Süleyman ile beraber Ebû Abdullah eş-Şâfiî'nin yanındayız. Her gün onun ziyafetinde bu-lunuyorua

Hazm'in kardeşi Süheyl'den rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Ölümünden sonra Mâlik bin Dinar'ı rüyada gördüm. Allah'ın hu­zuruna ne ile gittin? dedim. O dedi ki:

— Çok günahlarla beraber gittim. Allah'a olan hüsn-ü zannım o günahlarımı mahvetti.

Yemenli bir kadından rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Beca bin Hayati rüyada gördüm.

— Ölmedin mi, dedim.

— Evet, öldüm, fakat Cennettekiler Cerrah bin Abdullah'ı kar­şılasınlar diye çağrıldılar ki bu, Cerrah'in haberi gelmeden önce idi. Sonra Cerrahın ölüm haberi geldi. Hesab edildi. Tam o gün Azerbey-can'da şehid edildiği anlaşıldı.

Atebe bin Ebû Hakim'den, o da Kudüslü bir kadından; şöyle demistir:

Recâ bin Hayat bizim dostumuzdu. Ve iyi bir dost idî.. Öldü. Bir ay sonra onu rüyada gördüm.

— Ne oldu haliniz, diye sordum O:

İyilik.. Fakat öyle bir korktuk ki kıyamet koptu zannettik,

dedi.

Ben:

— Neden? dedim.

O:

— Cerrah ve arkadaşları ağırlıkları ile Cennete girdiler, öyle girdiler ki kapıda izdiham oldu. ^

Asme'î babasından1 şöyle rivayet etmiştir:

Ölümünden sonra bir adam, Cerir el-Hasefiyi rüyada gördü. «Rabbin sana ne yaptı,» dedi.

O:

— Bana mağfiret etti, dedi. Adam:

— Ne ile, dedi.

O:

— Kırda, bir suyun başında getirdiğim bir tekbir ile... Adam

— Kardeşin Ferazdak ne yaptı? dedi.

O:

— Sus. Namuslulara iftira etmesi onu helak etti, dedi.

. Sevr bin Yezid eş-Şami'den rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Ölümünden sonra el-Kimmit bin Zeydi rüyada gördüm. Rabbin sana ne yaptı? dedim. O dedi ki:

— Rabbim bana mağfiret etti. Bana bir taht kurdu, beni üze­rinde oturttu. Bir gazel söylememi emretti. Ben:

Ey insanların Rabbi rahmetine sığmıyorum, Ki bir yudum hayat onları aldattığı gibi.

beni aldatmasın.

beytine ulaştığım zaman «ya Kimmil doğru söyledin, bir yudum ha­yat onları aldattığı gibi seni aldatmadı. Yaratıklarımın en hayırlısı ve kullarımın en hâlisi hakkında doğru söylemenle seni affettim. Al-i Mu ham m e d hakkında söylediğin her beyt ile kıyamete kadar yük­selecek bir mertebe sana ihsan ettim.

Ebû Şa'sa' el-Misri'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ben-î Abîd'in öldürdükleri Ebû Bekir bin Ennablusîyi Ölümün­den sonra rüyada gördüm. Çok güzel bir heyet içinde idi.

— Rabbin sana ne yaptı, dedim. O; şiir olarak şöyle dedi:

Sahibim Allah bana devamlı bir izzet ihsan etti. Yakında yardım edeceğini va'd etti. Beni huzuruna aldı, yaklaştırdı Bana -işte komşuluğumda yaşa» dedi.

Abdurrahmân bin Mehdi'den rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Ölümünden sonra Süfyan-ı Sevriyi rüyada gördüm. «Allah sa­na ne yaptı,» dedim.

O dedi ki:

— Bana bir şey olmadı. Ancak kabre kondum. Allah'ın huzu­runda durdum. Kolaydan bir hesaba çekti, Cennete götürülmemi em­retti. Ben Cennetin reyhan ve ağaçlan arasında dolaşırken birden bir sesle karşılaştım. «Yâ Süfyan bin Said! Bilir misin, sen Allah'ı nef­sine tercih ettin? Ben î

«Evet, dedim. Bunun üzerine hertaraftan, yemiş tabaklan be­ni sardı. ^^^

Ahmed bin Hanbel'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ölümünden sonra Şafii'yi rüyamda gördüm.

— Rabbin sana ne yaptı? dedim.

— Beni mağfiret etti. Başıma, tac koydu ve beni evlendirdi ve buyurdu ki: Bu ihsan senin isteklerini yerine getirmekle ucbe gir­mediğinden ve sana verdiklerimle kibirlenmediğinden dolayıdır. ^

Rebi' bin Süleyman'dan rivayet edildiğine .göre şöyle demişti.

Rüyamda Şafii'yi gördüm. Allah sana yaptı? dedim

— Allah beni altından bir taht'a oturttu. Üzerime inci ve yemiş­leri serpti, dedi.

Fakih îsmail bin İbrahim'den rivayet edildiğine göre şöyle de-. mistir:

— Ölümünden sonra, Hafız Ebu Ahmed el-Hakim'i rüyamda gör­düm. Hangi fırka iyi kurtulur, dedim.

— Ehl-i sünnet fırkası diye cevap verdiHayseme bin Süleyman'dan rivayet edildiğine göre şöyle iniştir:

Gazilerden biri olan Âsim et-Terablusi'yİ ölümünden sonra rü­yamda gördüm.

Yâ Ebâ Ali hâlin nasıldır? dedim. !

O dedi ki:

Biz ölümden sonra künye ile çağrılmıyoruz, dedi. Ve başka şey ilave etmedi. Ben,

— Yâ Âsim halin nasıldır ve nereye gittin, dedim. O:

— Geniş bir rahmete ve yüksek bir Cennete çıktık, dedi. Ben:

— Ne ile çıktınız, dedim. O:

Denizde fazla cihad etmek ile.

Mâlikisin Dinar'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

— Müslim bin Yesar'i rüyada gördüm. Ölümden sonra ne ile kar­şılaştın? dedim.

O:

— Şiddetli, büyük zelzelede ve korkunç hadiselerle karşılaştık. Ben:

— Daha sonra ne oldu? dedim. O:

— Bu gördüklerin kerîmden geliyor. Bizden bu iyiliklerimizi ka­bul etti. Kötülüklerimizi affetti. Bizim için neticelerine de zamin oldu...

Hasan ibn-i Abdülaziz el-Haşemi el-Abbasi'den rivayet edildiği­ne göre şöyle demiştir:

Ebû Cafer, Muhammed bin Ceriri rüyada gördüm.

— Ölümü nasıl buldun, dedim. O:

— İyilikten başka bir şey görmedim, dedi. Ben:

— Kabrin korkunçluğunu nasıl buldun? dedim, O:

— İyilikten başka bir şey görmedim, dedi. Ben:

— Münker ve Nekiri nasıl buldun? dedim. O:

— İyilikten başka bir şey görmedim, dedi. Ben:

— Demek Rabbin seni çok seviyor. Rabbinin huzurunda bizi de an! dedim,

O.

— Sen Rabbinin huzurunda bizi an diyorsun. Halbuki biz Re-sûlullah CSalIallâhû Aleyhi ve Sellem)'e kavuşmak için sizi vesile kılıyoruz.

Hübeyş bin Mübeşşir'den rivayet edildiğine göre şöyle1 demiştir; Yahya bin Main'i rüyamda gördüm. «Rabbin sana ne yaptı,» dedim.

— Rabbim beni huzuruna aldı, kendine yaklaştırdı. Bana ihsan ve keremde bulundu. Beni üçyüz huri'1-in ile evlendirdi. İki sefer be­ni öz huzuruna aldı, dedi.

Ben:

— Ne ile? deyince;

O, takyesiniri altından bir şey çıkardı ve «bununla (yaniüe)» dedi.

Süleyman el-Ömeri'den rivayet edildiğine göre'şöyle demiştir Ebû Cafer el-Karî: Yezid bin el-Ka'ka'ı Ölümünden sonra rüyam­da gördüm. Bana dedi ki, «benden kardeşlerime selâm söyle ve on­lara bildir ki, Allah beni diri olan ve rızıklanan şehidlerden kıldı. Benden, Ebû Hazime de selâm söyle ve ona de kî;

Ebû Cafer diyor: Güzel! Güzel! Allah ve melekleri, akşamları senin meclisine nazar ediyorlar.»

Zekeriya bin Adi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ölümünden sonra ibn el-Mübarek'i rüyamda gördüm. Rabbin sa­na ne yaptı dedim. O

— Hicret etmemle beni af etti, dedi.

Muhammed bin Fadil bin Ayyâd'dan rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

İbn-el-Mübarek'i rüyamda gördüm. -Hangi ameli en üstün bul­dun?» dedim.

O:

— İçinde bulunduğum hâl, dedi. Ben:

— Cihad ve savaş mı? diye sordum. O:

—. Evet, dedi.

Yezid bin Mez'ur'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ölümünden sonra Evzaiy'i rüyamda gördüm. Ben:

— Yâ Ebâ Amr, Allah'a beni yaklaştıracak bir şeyi bana gös­ter, dedim. O:

— Burda, önce âlimlerin sonra mahzunların derecesinden daha yüksek derece görmedim, dedi.

Abdulaziz bin Amr bin Abdulaziz'den rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

Ölümünden sonra babamı rüyamda gördüm, «hangi ameli en üstün buldun» dedim.

Oğlum! En tesirli şeyi istiğfari buldum, dedi.

Abdullah bin Abdurrahmandan rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Ölümünden sonra Halife el-Mütevekkiü1 rüyamda gördüm:

—Rabbin sana ne yaptı? dedim. O: — Rabbim beni af etti, dedi. Ben:

— Bu kadar yaptıklarınla beraber seni af mı etti, dedim.

O:

— Sünnetten (şeriatten) yaşattığım az miktar amel ile bana mağfiret etti, dedi.

Haccac bin Tümeyle'den rivayet edildiğine] göre şöyle demiştir:

Hasan ve Ferezdak'i, bir kabrin yanında gjftrdüm. Hasan, Feraz-daka, böyle bir gün için ne hazırladın? dedi.

Ferazdak :

— Yetmiş seneden önce lâilahe ilallah kelimesini hazırlamışım, dedi. Bunun üzerine Hasan sustu:

Labeta bin Ferezdak dedi ki:

— Ölümünden, sonra babamı rüyada gördüm. Bana dedi ki

— Oğlum, Hasan'la konuştuğum kelime bana yaradı.

Abdullah bin Salih es-Sofi'den rivayet "edildiğine göre şöyîej mistir:

Bir hadisçi rüyada görüldü. Ona «Rabbin sana ne yaptı?» nüdi.

O

— Beni affetti, dedi.

Ona:

—Ne İle, diye sorulunca.

Kitaplarımda Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Senem)'a diğinı salavat ile, dedi.

Yezid bin Muaviye'den rivayet edildiğine \ göre şöyle demişte Sağ bir adam, bir ölüyü rüyada görmüş. Ölü ona demiş ki

— Yâ falan, millete bjldir ki kıyamet gününde A'mir bin Kays'm yüzü dolunay gibi olacaktır.

Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem'den; şöyle demiştir:

Ölümünden sonra babamı rüyamda gördüm. Başında uzun bir külah vardı.

—Rabbin sana ne yaptı? dedim.

O:

Beni ilim süsü ile süsledi, dedi.

Ben:

— Mâlik bin Enes nerde? dedim. O:

— «Yükseklerde, yükseklerde,» dedi. Külah başından düşünceye kadar, başını kaldırıp «yukarlarda, yukarlarda» demeye devam etti.

Bişr el-Hafi'nin yeğeni Haşnam'dan; şöyle demiştir: Dayımı rüyamda gördüm. Rabbm sana ne yaptı? dedim.

O:

— Rabbim beni mağfiret etti, dedi ve ona yaptığı ikramları an­tetti.

Ben:

— Sana bir şey dedi mi? dedim. O:

— Evet, Rabbim bana dedi ki;

— Yâ Bişr, benim malım olan şu can (nefis) için o kadar kork­maktan utanmıyor muydun?

Hüseyin ibn-i îsmail el-Muhamili'den rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

Rüyada Kaşani'yi gördüm.

— Rabbin sana ne yaptı? dediğimde; «sıkıntılardan sonra kur­tuldum» diye bana işaret etti:

Ben:

— Ahmed bin Hanbel hakkında ne biliyorsun? dedim.

O:

— Allah onu affetti, dedi. Ben:

— Bişr el-Hâfi ne oldu? dedim.

Ol

— Allah'dan ona her gün iki sefer ikram gelir, dedi.

Asım el-Cüheni'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rüyada gördüm ki, Hişam caddesine girmişim. Bişr el-Hâfi ba­na rastgeldi.

— Nerden geliyorsun? diye sordum. Bana:

— Alâ-i illiyinden geliyorum, dedi. Ben:

— Allah, Ahmed bin Hanbel'e nasıl davrandı? diye sordum?

O:

— Ben şimdi, Ahmed bin Hanbeli ve Abdulvahhab bin VerrâkY Allah'ın huzurunda bıraktım. Onlar orda yer içer ve her türlü ni­metten istifade ederlerdi.

Ben:

— Sen niye yemiyorsun? dedim.

O:

— Allah yemeye olan isteğimin azlığını biliyor. Onun için dişinin cemâline bakmaya bana izin verdi.

Ebû Cafer es-Sakka'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir.-

Rüyada Bişr el-Hâfi ve Ma'ruf-i Kerhi'yi gördüm. Sanki bir yer­den geliyorlardı.

— Nerden? dedim.

— Cennetü'l-firdevs'den... Allah'la konuşan Musa'yı orda ziya­ret ettik, dediler.

Kasım bin Münebbih'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rüyada Bişr el-Hâfi'yi gördüm.

— Rabbin sana ne yaptı? dedim. CJ şöyle cevap verdi:

— Beni affetti, ve dedi ki:

«Yâ Bişr! Seni ve cenazende bulunan herkesi mağfiret ettim.» Ben «Yâ Rabbi! Beni seven herkesi de mağfiret et,» dedim. O (Celle Celâlühü) buyurdu ki:

—Kıyamete kadar seni seven herkesi de mağfiret ettim.

Ahmed ed-Devreki'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Benim bir komşum öldü. Onu rüyada gördüm. Üzerinde iki kaf­tan vardı. «Nedir bu hâl?» dedim. O dedi ki:

— Bişr el-Hâfi kabristanımızda defnedildi. İşte bunun için kab-ristanhlar, İkişer ikişer cübbe giydirildiler.

Haccac bin eş-Şâir'den rivayet edildiğine göre:

Bişr el-Hâfi rüyada görülmüş. «Allah sana ne yaptı?» diye so­rulunca, O :

— Allah beni mağfiret etti ve «Yâ Bişr senin ismini yücelttiğim kadar bana ibadet etmedin,» dedi.

Bir adamdan rivayet edildiğine göre:

O, Bişr'i rüyada görmüş. «Allah sana ne yaptı?» demiş. Bişr de­miş ki:

«Allah bana mağfiret etti ve dedi ki» :

Yâ Bişr! Kor ateş üstünde bana secde etseydin; kullarımın kalp­lerine" sana bıraktığım muhabbetin karşılığını vermiş olmazdın.

Rivayet edildiğine göre Muhammed bin Huzeyme şöyle demiştir:

, Ahmed bin Hanbel öldüğü zaman, çok merak etmiştim. Bir ge­ce yattım. Onu rüyada gördüm. Böbürlenerek yürüyordu.

— Yâ Ebû Abdullah! Nedir bu yürüyüş? dedim. O dedi

— Bu Darü's-Selâm cennetindeki hadimlerin yürüyüşleridir

Ben:

— Allah sana ne yaptı? dedim.

— Bana mağfiret ve iltifat etti. Altından iki terlik giydirdi. Ve dedi ki:

«Yâ Ahmed! Bu senin «Kur'an, Allah kelâmıdır» olan davanın karşılığıdır. Sonra; |;

«Yâ Ahmed! Dünyada bana ettiğin dualar gibi burda da duâ et» dedi.

Bern

—«Ey herşeyin Rabbi» dedim.

Allah:

—Devam et! dedi.

Ben:

— «Herşeye hakim olan kudretinle...» dedim.

O:

— Doğru söyledin, dedi.

Ben:

— Hiçbir şeyden beni sorguya çekme ve beni magfirel dini.

O -.

— Kabul ettim, dedi. Sonra:

«Yâ Ahmed işte bu cennete gir, dedi. Ben girdim. Baktım Süf-yan-ı Sevri ordadır, iki yeşil kanad ile kanadlanmış, hurma ağaçları arasında ağaçtan ağaca uçuyor ve şu âyeti okuyor:

«Bize verdiği va'di doğrulayan, yeri bize miras bırakıp cennette istediğimiz gibi yerleşme fırsatını veren Allah'a hamd olsun. [3]

Ravi dedi ki

Sonra Muhammed dedi: Ben ondan «Abdulvahhab el-Verrâk'ın ne yaptığını sordum. O dedi ki:

— Ben onu nur denizinde, içinde Cenabı Hakk ın sesinin işitil-diği nur dalgaları içinde bıraktım.

Ben: Bişir el-Hâfi, ne yaptı? dedim. .

O:

— Çok iyidir, Bişir gibi kim var?. Ben onu Melikü'I-Celil olan Allah'ın huzurunda bir sofranın başında bıraktım. Allah ona yöne-lip şöyle diyordu:

Faydalan! Ey dünyada yemeyen, içmeyen, faydalan­mayan!Dülef bin Ebi Dülef el-îcli'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :

Rüyamda babamı vahşetti, korkunç, duvarları siyah bir evin içinde gördüm. Babam çıplaktı, başmı dizleri arasına koymuştu. So-ruyormuş gibi Dülef! dedi. Ben:

Evet, Allah emiri İslah etsin, dedim. O şöyle demeye başladı:

«Ailemize bildir ve gizleme Boğucu berzahta başımıza gelenleri

Yaptığımız her şeyi bizden sordular Artık, yalnızlığıma, başıma gelenlere acıyın.

Sonra anladın mı? dedi. Ben:

Evet, dedim. Sonra yine şöyle devam etti:

Eğer öldüğümüz gibi bırakılsaydık Ölüm her canimin istirahati olurdu. Fakat ölüm içinde dirildik Artık her şey, bizden, soruluyor.

dedi, ayrıldı. Ben de uyandım.

El-Asmeıden, o da babasından rivayet ettiğine göre şöyle de­miştir :

Rüyamda Haccac'ı gördüm. «Allah sana ne yaptı?» dedim. O dedi ki: «Öldürdüğüm her insana karşı ayrı ayn olarak beni öl­dürdü.»

Bir sene sonra yine onu gördüm. «Allah sana ne yaptı?» dedim. Dedi ki î Geçen sene bunu benden sormamış nuydın?»

Ömer bin Abdülaziz'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rüyam'da, yere atılmış bir İaşe gördüm, «Nedir bu?» dedim. De­diler ki;

«Ondan sorarsan sana cevap verir. «Ben ayağımla onu dürttüm. Başını kaldırdı, gözlerini açtı. Ben;

-Kimsin sen?» dedim. O:

«Ben, Haccac'ım, Allah'ın huzuruna vardım. Onu şedidü'1-azap olarak gördüm. Her bir insan öldürüşüme karşı beni ayrı ayrı olarak öldürdü.. İşte ben Allah'ın huzurunda duruyorum. Muvahhidlerin

Rablerinden beklediklerini bekliyorum... Yâ Cennete veya Cehenne­me...» dedi.

Eş'as'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Haccac'i rüyamda kötü bir durumda gördüm. «Rabbin sana ne yaptı? dedim. O dedi ki:

— Yaptığım her katle karşı Allah beni tekrar tekrar katletti. Ben:

— Sonra ne oldu? dedim. O:

— Lâilaheillalh1 ehlinin ümit ettiğini ümit ediyorum.

Ebu'l-Hüseyin'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rüyamda gördüm, sanki geniş bir yere girmişim. Orda tahta üstünde oturan bir adam vardı. Onun önünde de bir adam kızar­tılıyordu.

Ben:

— Bu oturan kimdir, dedim. Denildi ki:

— O Yezid en-Nahvidir. Bu da Emeviler'e karşı gelen Ebû Müs­lim el-Horasani'dir. Onun önünde kızartılıyor.

Ben:

— İbrahim es-Saiğin durumu nasıldır, dedim. Ördaki adam dedi:

— O Allah'a kavuşanlar içinde, ala-yı illiyindedir. Ebü'l-Hüseyin dedi ki:

Bana rüyamda dediler:

Horasan nahiyesinde de bir adam bu gördüğün rüyanın aynisini görmüştür.

Sonra uyanıp rüyamı anlattığımda millet gelip diyorlardı ki, çeşitli adamlar, bu rüyayı Belh'te Semerkant'te, Curcanda, Horasan tarafında görmüşlerdir.

Ahmed bin Abdurrahman el-Muabbiri'den rivayet edildiğine gö­re şöyle demiştir:

i Salih bin Abdul kuddüs'ü rüyamda gördüm; gülüyordu. Yüzünde müjde okunuyordu. Ben

— Rabbin sana ne yaptı? tttıham edildiğin dinsizlikten nasıl kur­tuldun? dedim.

O dedi ki:

Ben, ondan hiç bir şey gizli kalmayanan'ın huzuruna gittim. Rahmetiyle beni karşıladı ve bana:

«Sen ittiham edildiğin şeylerden berisin, dedi.

Ebû Yezid Tayfur el-Bıstamî'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Âli bin Ebû Talib'i rüyada gördüm.

— Yâ Emire'l-müminin bana faide verecek bir söz öğret, dedim.

dedi ki:

Zenginlerin, fakirlere Allah rızası için yaptığı tevazu ne ka­dar güzeldir.

— Başka ne daha güzeldir, dedim.

— Ondan daha güzel, fakirlerin Allah'm onlara va'dettiğine gü­venerek, zenginlere karşı izzeti nefislerini korumalarıdır.

Ben:

— Başka daha ne var? dedim.

— Ondan daha güzel şudur; dedi. Elini açtı. Baktım eli içinde altın suyu ile şöyle yazılmıştıridin canlı oldun Takında yine öleceksin leka aleminde bir ev yap ?ena âleminde bir ev yık

Mekke'İi birisinden rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rüyada Saîd bin Salim el-Kaddah'ı gördüm.

— Bu kabristanda yatanların en üstünü kimdir/dedim.

O;

— Bu kabrin sahibi, dedi. Ben:

— Ne ile sizden üstün oldu, dedim. O;

— Musibete uğradı, sabretti, dedi. Ben:

— Fudayl bin İyad ne yaptı? dedim. O:

— O nerde biz nerde? Ona öyle bir kaftan giydirildi ki, dünya ve içindekiler onun pahasında olamaz.

Ebu'l-Ferec Gays bin Ali'den, rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

Rüyamda, Ebul-Hasan el-Akuli el-Makarri'yi iyi bir halde gör­düm. Durumunu sordum: «İyiyim,» dedi.

— Ölmedin mi, dedim.

Evet, dedi.

— Ölümü nasıl buldun, dedim.

— Güzel veya iyi, dedi. Ve müjdeli idi.

Ben:

— Mağfiret edilip Cennete girdin mi, dedim.

— Evet, dedi.

— Hangi amel daha yararlıdır, dedim.

— Burda istiğfardan daha yararlı hiçbir şey yoktur, çok İstiğ­far et, dedi.

Hasan bin Yûnus el-Harrani'den rivayet edildiğine göre şöylö de­miştir :

EI-Emir Hacur'u rüyada gördüm.

— Allah sana ne yaptı, dedim.

— Bana mağfiret etti, dedi.

— Ne ile, dedim.

Müslümanların ve hacıların yolunu kghıduğum için,;dedi.

Ebû Nasr bin Makula'dan; şöyle demiştir:

Rüyada gördüm, sanki, Ebu'I-Hasan Darekutni'nİn âhirettek lini soruyordum.

Bana cevaben dediler ki:

— O, cennette «İmam» diye çağırılıyor.;

Ebû Nasr Halef el-Vezzan'dan; şöyle demiştir: Yûsuf bin Hüseyin er-Razi rüyada bana göründü.

— Allah sana ne yaptı, dedim.

O:

— Allah beni mağfiret ve rahmet etti. Ben:

— Ne ile, dedim.

O:

— Ölüm anında söylediğim bâzı sözlerlll, O zaman deki:

Yâ Rabb insanlara nasihat ettim, ve kendim yapmadım. Kusu­rumu, nasihatime bağışla..

Abdullah bin Salih'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ebû Nüvas, rüyada nimet ve refah içinde olduğu görünmüş.

— Allah sana ne yaptı, denilmiş

O demiş ki:

— Rabbim beni mağfiret etti ve bu nimetleri bana verdi. Ona:

— Neye karşı, halbuki sen karıştırıcı birisi idin, denilmiş. O demiş ki:

— SalihlerÜen biri, bir gece kabristana geldi, cübbesini sardı, iki rek'at namaz kıldı. O iki rekat içinde bin sefer «Kul Huvellah» okudu. Sevabını kabristandakilere bağışladı. Cenâb-ı Hakk, burda yatan bütün ölüleri mağfiret etti. Ben de o mağfiret edilenlerin içine girmiş oldum.

Muhammed bin Nâfi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ben uyku ile uyanıklık arasında Ebu Nûvasi gördüm. «Ebu Nû-vas mısın?» dedim.

O :

— Şimdi rütbe ve künye ile çağırma zamanı değildir, dedi. Ben:

— Hasan bin Hani mi, dedim. O:

— Evet, dedi. Ben:

— Rabbin sana ne yaptı, dedim.

— Yastığım altında kalan, söylediğim bazı beyitler sebebiyle be­ni mağfiret etti, dedi. Ben, ailesine gittim. Yastığı kaldırdılar, bak­tım bir kâğıt parçası içinde şu beyitler yazılı i

Yâ Rab günahlarım büyüktür Fakat afvın ondan daha büyüktür Eğer yalnız iyiler senden isteyebiliyorlarsa Mücrimler nereye sığınacak, nasıl korunacak Yâ Râbb emrettiğin gibi sana yalvarıyorum. Elimi geri çevirirsen, kim rahmet edecek Ricadan ve^afvmdan başka vesilem yok Bir de müslüman olduğumu biliyorum;

Ebû Bekir el-Isbehâni'den rivayet edildiğine göre şöyle demişti] Ebû Nüvas, rüyada görünmüş.

— Rabbin sana ne yaptı, denilmiş.

O demiş ki:

— Nergis çiçeği hakkında söylediğim bazı beyitlerle af edild îşte şunlardır:

Yerin bitkisine bak ve düşün

İlâhi sanatın eserlerini incele

Gümüş akı içinde altın göz bebekleri Allah birliğinin şahitleri Muhammed, insan ve cine gönderilen Allah'ın peygamberi.

Abdullah bin Muhammed el-Mervizi'den rivayet edildiğine şöyle demiştir:

El-Hafiz Yakub bin Süfyan'ı rüyada gördüm.

— Allah sana ne yaptı, dedim

O dedi ki:

— Beni mağfiret etti ve yerde hadis naklettiğim gibi gökte de hadis nakletmemi emretti. Ben dördüncü gökte, hadis naklettim. Me­lekler etrafımda toplandılar. Cebrail yazdır, dedi. Ben söyledim. Me­lekler de altın kalemlerle yazdılar.

Ebû Ubeyd bin Harbuye'den rivayet edildiğine göre;

Bir adam, Sırrı es-Sakatî'nin cenazesinde hazır bulunmuş. Ge­ceden bir miktar geçince onu rüyasında görmüş.

«Allah sana ne yaptı?» demiş. O demiş ki:

— Benice benim cenazemde hazır bulunan ve namazımı kılan­ları af etti. Adamı

— Ben nım, demiş.

senin cenazende hazır bulunup namazını kılanlarda-

O bir sahife çıkartmış, bakmış onun ismi içinde yok. Adam -

— Hayır ben de hazır bulundum, demiş.

O bir daha bakmış ki ismi, sahifenin kenarında yazılıdır.

Ebu'l-Kâsım, Sabit bin Ahmed bin Hüseyin el-Bağdadi'den riva­yet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ebu'I-Kasım, Sa'd bin Muhammed ez-Zencani'yi rüyada gördüm. Tekrarla bana dedi ki:

Allah, hadisçilerüı oturduğu her sohbete karşı cennette bir ev onlara bina eder.

Muhammed bin Müslim bin Dâre'den rivayet edildiğine göre şöy­le demiştir:

. Rüyada Ebû Zur'ateyi gördüm. Durumun nasıldır? dedim. O dedi ki:

— Her halükârda Allah'a hamdediyorum. Allah'ın huzuruna gö­türüldüm. Önünde durdum. Bana dedi ki:

Neden kullarım hakkında konuştun. Ben:

— Yâ Rabbi onlar dininden çıkmaya kalkıştılar, dedim. O:

—Doğru söyledin, dedi.

Sonra Tahir el-Halkani getirildi. Ben onu Rabbime şikâyet e tim. Ona yüz kırbaç vurdu ve haps edilmesini emretti. Sonra Ubey-dullah'ı (Ebu Zar'ateyi) arkadaşları; Süfvan-i Sevri, Malik bin Enes ve Ahmed bin Hanbel'e kavuşturun,» diye buyurdu.

Hafs bin Abdullah'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir^ Ölümünden sonra Ebu Zur'ateyi, dünyanın göğünde meleklere na­maz kıldırırken gördüm.

— Ne ile bu mertebeye kavuştun, dedim. O dedi ki:

— Elimle bin hadis yazdım. Her birisini peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) 'e nisbet ettirirken salavât getirdim. Çünkü Resûlul-lah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

«Kim, bana bir salavat getirse Allah ona karşılık, ona, on sala-vat (rahmet) indirir.

Yezid bin Muhalled et-Tarsûsi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ölümünden sonra Ebû Zur'ateyi rüyada gördüm. Dünya göğün­de ak bir elbise içinde üzerlerinde ak elbiseler olan bir cemaate na­maz kıldırıyordu. Onlar namazda ellerini kaldırıyorlardı.

Ben:

— Yâ Ebâ Zür'ate kimdir bunlar? dedim.

O:

— Meleklerdir, dedi.

Ben:

— Ne ile bu makamı kazandın, dedim.

— Namazda elleri kaldırmakla, dedi. Ben:

— Cehmiye fırkası, Rey şehrinde arkadaşlarımıza eziyet ett

dedim. O:

ler.

— Sus! Ahmed bin Hanbel, yukarda onların sularını kesti.

Ebul-Abbas el-Muradi'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ebû Zur'ateyi rüyada gördüm.

—Rab bin sana ne yaptı, dedim. O dedi ki:

— Rabbimin huzuruna çıktım. Bana «Yâ Ebâ ZÜr'ate! Ben,! ço­cuğu getirir Cennete götürülmesini emrettiğim halde, senelerce iba­det üzere devam edeni Cennete gitmesini istemesem hiç olur mu? İstediğin gibi Cennette yerleş!» dedi.

îbn-i, Sadaka bin Yezid'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Trablus civarında yüksek bir yerde üç kabir gördüm, baktım: Birisinin üstünde şöyle yazılıdır.

Ölümün birden başına geleceğini Mal ve mülkünü şan ve şerefini Yok edip onu kabre koyacağını Düşünen hiç hayattan lezzet alır mı?

İkinci kabrin üstünde de şu yazılı îdi:

Yaratıkların mabudu kendisini Sorgu ve imtihana çekeceğini İntikamını hızla ondan alacağını Ve yaptığı hayrın mükâfatını göreceğini Bilen bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Üçüncü kabrin başında da :

Yeri insanda gençlik bırakmayan Bir cesede dönüşeceğini

Parlaklığından sonra yüzün Güzelliğinin gideceğini Vücut ve mafsallarının

Hızla dağılacağını Bilen bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Ben oraya yakın bir köye indim. Orda buluttan yaşlı bir adaı acip bîr şey gördüğümü anlattım.

Bana:

— Ne idi o? dedi.

Ben:

— O kabirler, dedim. O dedi ki:

— Sahiplerinin hikayesi, onlardan daha

— Anlat bana, dedim. O dedi ki:

tiptir. Ben:

— O kabirlerin içindekiler, üç kardeş idiler. Biri sultan'm arka­daşı, asker ve şehirlerin emiriydi. Diğeri de zengin, hatırı sayılır bir tüccardı. Öbürü de, ibadet için kenara çekilmiş bir zâhitdi.

Zahit olan ölüm döşeğine düştü. Sultanın arkadaşı olan kardeşi ki, Abdülmelik bin Mervan onu memleketine vali tayin etmişti.) Ve tüccar olan diğer kardeşi onun yanma geldiler ki

Ona:

— Bir vasiyetin var mı, dediler. O dedi ki:

— Ne vasiyetim olacak. Ne malım var, ne borcum, ne de dün­yada bir meselem var. Fakat sizden bir söz alacağım. Sakın o sözü­nüzden çıkmayın. Öldüğüm zaman beni yüksek bir yerde defnedin. Ve mezartaşımda şunu yazın

Yaratıkların mabudu kendisini Sorgu ve imtihana çekeceğini İntikamını hızla ondan alacağını Ve yaptığı hayrın mükafatını göreceğini Bilen, bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrimi ziyaret edin. Belki öğüt alırsınız. O iki kardeşi, onun vasiyetini aynen yerine getirdiler. Üçüncü gün Emir olan kardeşi kabre geldi. Ayrılmak istediğinde, kabirden sanki bir duvar yıkılışının sesini işitti. Dehşet ve korku içinde kaldı. Titreye­rek ayrıldı. Gece olunca kardeşini rüyada gördü.

— Ey kardeş! Kabrinden işittiğim ses ne idi? diye sordu. Kardeşi dedi ki:

— O, demir sütundu. Bana: «Bir mazlumu gördün ona yardım etmedin!» dediler.

Sabahleyin Emir uyandığında, tüccar kardeşini ve akrabalarını çağırdı. Dedi ki.-

—Şâhid olun! Ben içinizde yaşamayacağım. Böylece amirliği bı­raktı. İbadete koyuldu. Hep çöllerde dağ ve vadilerde yaşamaya baş­ladı. O da ölüm döşeğine düştü. Tüccar olan kardeşi yanına geldi.

Ey kardeş bir vasiyetin yok mu, dedi. O:

— Ne vasiyetim olacak? Ne malım var, ne borcum. Fakat Öldü­ğümde beni kardeşimin kabrinin yanında defnet. Ve mezartaşımda şunu yaziH

Ölümün birden basma geleceğini Mal ve mülkünü şan ve şerefini Yok edip onu kabre koyacağını Düşünen hiç hayattan lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrimi kolla. Öldüğü zaman kardeşi vasiyetini yerine getirdi. Üçüncü gün gelip, ayrılmak istediğinde, kabirden bir düşme sesini işitti. Nerdeyse akimi kaçıracaktı. Korku içinde döndü.

Geceleyin kardeşini rüyada gördü. Nasılsın,

İedi. O «Çok iyiyim.')

Tövbe ne güzel iyilikleri toplar» dedi.

— Kardeşimiz nasıldır, dedi.

— Büyük imamlarla beraberdir.

— Yanınızda halimiz ne olacak?

— Kim ne takdim ederse bulur! Fakirleşmeden önce malına sal hip çık.

Sonra üçüncü kardeş de dünyayı bırakmaya başladı. Malını da-ğıtti. Allah'a ibâdete yöneldi. Eğitim içinde büyüyen bir çocuğu oldu. Nihayet babası da amcaları gibi ölüme geldi, «Babacığım bir va|siyetin yok mu?» dedi. O «Oğlum, malım yok ki vasiyet edeyim. Fa-l kat senden bir söz almak istiyorum. Öldüğümde beni amcalarınla; beraber defnet. Ve kabrime şunu yaz:

Yeri, insanda gençlik bırakmayan Bir cesede dönüşeceğini Parlaklığından sonra yüzün Güzelliğinin gideceğini Vücut ve mafsalların hızla dağılacağını Bilen bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrime gel. Genç oğul babasının vasiyetini ye|rine getirdi. Üçüncü gün kabirden onu korkutan bir ses işitti. Üzütü içinde ayrıldı. Geceleyin, babasını rüyasında gördü. Babası ona dedi ki:

Oğlum yakmda sen de yanımıza geleceksin. İş ciddidir. Hazırlanİ yükün ağırdır. Yolun uzundur. Ondan ayrılacağın diyardan himme­tini geri çevir. Ebedi kalacağın diyara yönel. Düşün, anla. Tul-i emel­le aldanıp âhiretine çalışmayanlara uyma. Onlar, âhiretlerinin iş­lerini bıraktılar. Ölümde, ömürlerini zayi ettiklerine pişman olduk­lar. Ölümde ne teessüf ne de pişmanlık fayda vermez. Oğlum, acefj-le et, acele et, acele et!»

Sonra o ihtiyar köylü bana dedi kiVe yaptığı hayrın mükafatını göreceğini Bilen, bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrimi ziyaret edin. Belki öğüt alırsınız. O iki kardeşi, onun vasiyetini aynen yerine getirdiler. Üçüncü gün Emir olan kardeşi kabre geldi. Ayrılmak istediğinde, kabirden sanki bir duvar yıkılışının sesini işitti. Dehşet ve korku içinde kaldı. Titreye­rek ayrıldı. Gece olunca kardeşim rüyada gördü.

— Ey kardeş! Kabrinden işittiğim ses ne idi? diye sordu. Kardeşi dedi ki:

— O, demir sütundu. Bana: «Bir mazlumu gördün ona yardım etmedin!» dediler.

Sabahleyin Emir uyandığında, tüccar kardeşini ve akrabalarını çağırdı. Dedi ki .

—Şâhid olun! Ben içinizde yaşamayacağım. Böylece amirliği bı­raktı. İbadete koyuldu. Hep çöllerde dağ ve vadilerde yaşamaya baş­ladı. O da ölüm döşeğine düştü. Tüccar olan kardeşi yanına geldi.

Ey kardeş bir vasiyetin yok mu, dedi. O

— Ne vasiyetim olacak? Ne malım var, ne borcum. Fakat Öldü­ğümde beni kardeşimin kabrinin yanında defnet. Ve mezartaşımda şunu yaz:

Ölümün birden basma geleceğini Mal ve mülkünü şan ve şerefini Yok edip onu kabre koyacağını Düşünen hiç hayattan lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrimi kolla. Öldüğü zaman kardeşi vasiyetini yerine getirdi. Üçüncü gün gelip, ayrılmak istediğinde, kabirden bir düşme sesini işitti. Nerdeyse aklını kaçıracaktı. Korku içinde döndü.

Geceleyin kardeşini rüyada gördü. Nasılsın, dedi. O -Çok iyiyim. Tövbe ne güzel iyilikleri toplar» dedi.

— Kardeşimiz nasıldır, dedi.

—Büyük imamlarla beraberdir.

— Yanınızda halimiz ne olacak?

Kim ne takdim ederse bulur! Fakirleşmeden önce malına aaA hip çık.

Sonra üçüncü kardeş de dünyayı bırakmaya başladı. Malını dağıttı. Allah'a ibâdete yöneldi. Eğitim içinde büyüyen bir çocuğu ol-i du. Nihayet babası da amcaları gibi ölüme geldi. «Babacığım bir va-j siyetin yok mu?» dedi. O «Oğlum, malım yok ki vasiyet edeyim. Fakat senden bir söz almak istiyorum. Öldüğümde beni amcalarınla beraber defnet. Ve kabrime şunu yaz.

Yeri, insanda gençlik bırakmayan Bir cesede dönüşeceğini Parlaklığından sonra yüzün Güzelliğinin gideceğini Vücut ve mafsalların hızla dağılacağını Bilen bu hayattan hiç lezzet alır mı?

Sonra üç gün kabrime gel. Genç oğul babasının vasiyetini yer rine getirdi. Üçüncü gün kabirden onu korkutan bir ses işitti. ÜzünL tü içinde ayrıldı. Geceleyin, babasını rüyasmda gördü. Babası onk dedi ki:

Oğlum yakında sen de yanımıza geleceksin. İş ciddidir. Hazırlan, yükün ağırdır. Yolun uzundur. Ondan ayrılacağın diyardan himmef-tini geri çevir. Ebedi kalacağın diyara yönel. Düşün, anla. Tul-i emel­le aldanıp âhiretine çalışmayanlara uyma. Onlar, âhiretlerinin id­lerini bıraktılar. Ölümde, ömürlerini zayi ettiklerine pişman oldıi-lar. Ölümde ne teessüf ne de pişmanlık fayda vermez. Oğlum, acej-le et, acele et, acele eti»

Sonra o ihtiyar köylü bana dedi ki:

O gencin^ rüyayı gördüğü gecenin sabahında yanına gittim. Du­rumu bana anlattı. Ve dedi ki;

Babamın bana söylediği, ecelimin yaklaşmasından başka bir şey değildir. Sanırım ancak üç gün veya üç ay daha yaşarım. Çünkü ba­na üç sefer acele et, dedi. Üçüncü gün ailesini akrabalarını çağırdı. Onlarla vedalaştı. Kıbleye yönelip şehadet getirdi ve o gece vefat etti. [4]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Güllü bîr ağaçtır

[2] İki hanım isimleridir. Sözün gelişinden anlaşıldığına göre rüyayı göİŞnln hanımlarıdırlar

[3] Zümer, 74

[4] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 448-494.


Eserin yazarı: Celaleddin Es-Suyuti Eser: KABİR ALEMİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

KABİR ALEMİ