KUR'AN VE RUHİ TERBİYE

Ruh bir ilâhî sırdır. Onun kanunları bambaşkadır.Ruhu din idare eder. Din, kalp ve ruh işidir. Dinî şuur, ruha kuvvet, kalbe hamaset verir. Kur'an dinî
şuuru yaşatır. Dinî şuuru, dinî hissiyatı yaşatmak, tazelemek işte asıl mesele
budur. Kur'an-ı Kerim bunu yapar.
İnsanın Allah ve kâinatla olan alâkası nedir? Bu alâkayı Kur'an temin eder,
ruhî hayatı besler, dinî şuuru canlandırır. Mantıkla bunları yapamayız. Mantık
ne kalbe hamaset verir, ne de îmana hararet. Bu hayat yalnız akıl ve mantık değildir. Hayat şuurdur, tahassüstür, kalp ve ruhtur, heyecan ve ümittir.

Ruhî terbiye sayesinde ancak insanlar arasında sevgi ve saygı esasları kök salarak cemiyete saadet sağlanır. Cemaatlerin birbirine şefkat ve merhamet, lütuf ve inayet, ihsan ve âtıfet hisleriyle bağlanması, yardımlaşması, dinî terbiye ile kaimdir. Yardım ve iyilik, fazilet ve şeref hislerini o besler. İnsanlığın, müsavat ve hürriyetin mânası o zaman anlaşılır. Eğer bunlar yoksa iş anarşidir. İnsan, hayvan derekesine düşer. Hattâ daha beter olur. Gerçek insan yalnız et ve kemik değildir. Hayat yalnız maddeden ibaret olamaz. Heyeti içtimaiyeyi birbirine bağlayan ruhtur. Ruhî bağlardır. Fazilet hisleridir. İçtimaî teşekküller bu temel üzerine kurulur. Bu ahlâkî bağlar, ruhî tesanüd yoksa beşeriyet bir madde kitlesidir. Bu maddeden âlet olur. Fakat insan olmaz; dinî şuur olmayınca dış var, iç yok, kabuk var öz yok demektir. Böyle bir cemiyette ruhlara kasvet çöker. İnsanlık ölür. Hayatın tadı ve mânası kalmaz, hayat ekmek ve kemik kavgasına döner.
Halbuki Kur'an bize en kâmil ve mükemmel insanı tasvir ederek örnek vermektedir. Hangi edebiyat eseri, hangi ahlâk kitabı böyle bir kâmil insan tasviri yapmıştır? Kur'an'da Allahın tasvir ettiği gibi kâmil bir insan olmak en yüce gayedir. Öyle bir insan işte meleklerden muazzezdir. Allahın övdüğü kullar onlar gibi olanlar veya olmaya çalışanlardır.
"Velekad Kerramna Beni Ademe" ( ولقد كرمنا بني آدم )Adem oğlu
mahlûkatın şereflisidir. İnsan hayvan gibi yaşamaz. Yiyip içmesi, giyip kuşanması bambaşkadır. Hayvan cemiyetlerinden, insan cemiyeti kat kat üstündür. İnsan en mütekâmil bir cemiyet hayatı yaşar. "Mahlûkatın bir çoğundan onu fâzıl kıldık" sırrı budur. Bu faziletler din hissiyle kaimdir. İnsana şeref, keramet veren dindir, din duygusudur. Yoksa din bu duyguları öldürmez. Takva: zül, meskenet, zühd, tezellül, mânalarına sonradan alınmıştır. Asıl Kur'an'da böyle şey yoktur. Kur'an, izzet ve şerefle, keramet ve faziletle kâmil insan ister. Zelil ve perişan insan değil. Acaba Kur'an'ın tasvir ettiği o kâmil insanı cemiyet ne zaman kazanacak? Kur'an'ın kurduğu müsavat ruhu ne zaman tahakkuk edecek? Kur'an: "Allah indinde sizin en şerefliniz, en ziyade müttaki olanınızdır." diyor.


Eserin yazarı: Osman Keskinoğlu Eser: Kuranı Kerim Bilgileri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Kuranı Kerim Bilgileri