AYET VE HADİS ÜSLÛBU FARKI

Dinin esası ikidir. Kitap ve Sünnet. Vâkıa dinin delilleri, usuli fıkıhta beyan olunduğu üzere dörttür.
Bunlardan kıyas ile icma' da kitap ile sünnete dayanır.
Fukaha: ''Kıyas müsbit değil, muzhirdir, icmaa da bir sened-i icma' lâzımdır" derler. Onun için Hazreti Peygamber, Veda haccında: "Size iki şey bırakıyorum, onlara sarıldıkça asla dalalete düşmezsiniz: Allahın Kitabı, Resulünün Sünneti" demiştir. İşte bunun için Müslümanlar Mushafı muhafaza ettikleri gibi hadisleri de toplamışlar, yazmışlar, hıfzetmişlerdir. Hadisler de meydandadır.
Manen rivayete cevaz bazı şartlarla muteber ise de yüz binlerce hadisin içinde aynen Peygamberin lâfızlariyle bellenip rivayet edilenler vardır. Üslûb ve tesir bakımından âyet ile hadis arasında fark çok açıktır. Eğer Kur'an da, müsteşriklerin iddiası gibi Hazreti Muhammed'in inşası, onun sözü idiyse bu farklar neden doğmuştur? Ayet ile hadisin hassaları bambaşkadır. Elfazı bile başkadır. Bir ibarenin içinde âyet varsa hemen belli olur. Bunu mütahassıslar bilir ve anlar. Arapça ile meşgul olmayan bir adamın sözü bu hususta delil ve mi'yar olamaz. İlaç hususunda doktorun sözüne inanırız, bu hususta da mutahassıssının sözüne bakarız. İhtisas devrindeyiz. Aynı şahıstan aynı zaman içinde böyle kaideleri ve zabıtları itibariyle ayrı, tesir bakımından farklı iki nevi sözün çıkması nasıl olur? Demek bu iki nevi kelâmın kaynağı başkadır. Vakıa hadis de vahiydir. Fakat hadisin lafzı vahiy değildir. Ayetin ise lafzı da Allah indinden inzal olunmuştur.




Eserin yazarı: Osman Keskinoğlu Eser: Kuranı Kerim Bilgileri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Kuranı Kerim Bilgileri