Teminatı, Millet Meclisi Vermeliydi...


Teminatı, Millet Meclisi Vermeliydi...

Saraydan ayrılırken, Ordu, benim ve benimle birlikte olanların hayatlarını şeref sözü ile garanti etmişlerdi. Fakat çok geçmeden bu garantiyi verenler, bizi topa tutacaklarını söyleyebildiklerine göre, teminâtın kifayetsiz olduğu anlaşılmıştı. Mademki Meşrutî bir idare vardı; bu teminâtın Meclis tarafından verilmesinden daha doğru ne olabilirdi?'Bu sebeble bazı şartlar tesbit ettim.Evvela, kızlarımın evlenmeleri ve oğullarımın tahsili temin olunacaktı, Saniyen, ikamet etmekte olduğum Alâtini köşkü namıma satın alınacak ve tamiratı lâzimesi yapılacaktı. Salisen, Evlâd-ü îyalimin refah ve maişetleri temin olunacaktı. Rabian, bendegânımın (yakınları) hürriyeti şah-siyeleri iade olunacaktı. (40) Hâmisen, Eyyamı mahdudemi (sayılı günlerimi) kimseye muhtaç olmadan geçireceğim bir meblâğ (para) tahsis olunacak ve hayat emniyetim kefalet altına alınacaktı.


Bunları Fethi beye bildirdim. Üstünden bâr-ı azîm (büyük ağırlık) kalkmışcasına ferahladı, bunların temin olunacağını söyledi. Kendisine, bu teminatın Meclis-i mebu-san tarafından verilmesini istediğimi de ilâve ettim ve kendisine bir arzuhal (dilekçe) uzattım. Bu : (Devlet ve Millet ve Mebusan ve Askere hitaben arz-ı halimdir) ibaresile başlayan bir dilekçe idi. Bu dilekçemin, Mebusan meclisinde okunmasını ve istediklerimin sarih olarak tekeffül edildiğinin bana yazı ile bildirilmesini istiyor, sonra da servetimi sön kuruşuna kadar Ordu'ya hediye etmeye hazır olduğumu anlatıyordu.

Fethi bey, dilekçeyi aldı gitti. Ben merakla neticeyi bekliyordum. Bir gün Fethi bey hemen beni görmek istediğini bildirdi. «Buyursun» dedim. Odaya girdiği zaman, yüzünün asık ve sararmış olduğu gözümden kaçmadı. Demek iyi haberler getirmiyor.

(40) Abdülhamid ile birlikte Selânik'e gitmiş olanlar da şahsî hürriyetlerini kullanamamakta, köşkten dışarı çıkamamakta, aile ve yakınları ile görüşememekteydiler. Bu yoldaki başvurma-larına da itibar edilmemekteydi.
Bir Hacâlet Belgesi
Bir Hacâlet Belgesi

— Mahmut Şevket Paşa Hazretlerinden bir şifre aldım. Takdim ediyorum.
dedi ve çözülmüş bir şifreyi bana uzattı. Hayretlere gark olarak okuduğum şifre aynen şudur; bundan, Rabbime şekvam (şikayetlerim) baki, tarih-i âdile tevdi ediyorum.Şifre :

Harbiye Dairesi 6011

Üçüncü Ordu Kumandanlığına

C. 24 Haziran sene 325.

(Sadeleştirilmiştir.)«Geçenlerde Hakan-ı Sabık'ın verdiği cevapta mevcut var-lığmı İkinci ve Üçüncü orduların noksanlarının ikmali için

verdiği ve Alâtini köşkünün namına Batın alınmasile ölümünde yine hükümete bırakılmasına razı olunmak için askerin şeref ve namusuna sığındığı bildiriliyordu. Şimdi, başka şartlar döşenerek kaytarılıyor; Hakanı müşarünileyhin hayatlarına Osmanlı Ordusu teminattır. Bu teminat varken, Büyük teşrii kuvvetlerden (Yaşama gücü) ibaret olan Ayan Meclisi ve Mebusan meclisinden teminat isteniyor ve kendi» lerinin bugün de Osmanlı ordusunun muhafazası altında bulundukları hatırlanmıyor.
Osmanlı Ordusu hayatlarına teminât iken başka garantiler istemesinin, Ordunun şeref ve namusuna dokunacağı _ve her yıl değişmekte olan Ayan ve Mebusan Başkanları tarafından bu yolda verilecek bir teahhüt yazısının, hakiki bir kıymet ve ehemmiyeti olmayacağı unutuluyor. Bu hâlin, ordu subaylarınca duyulması takdirinde yaratacağı kötü tesirlerin dereceleri iyice düşünülmelidir.»
Burası da böylece bilinmelidir ki kendilerinin vefatı halinde, Bankalar mevduatının hükümetçe elde edilmesi kendiliğinden doğacaktır. Bu telgrafın kendilerine ulaştırılmasile birlikte, Müşarünileyhe tekrar müracaat buyurunuz; Almanya'dan getirtilen banka memurları daha uzun bir zaman bekleyemeyeceklerinden, evvelce bildirildiği gibi, memurları huzuruna kabul ile kendilerine verilecek hesapna-meyi (bilanço) imza edip etmeyeceklerini kesin olarak öğreniniz; namuslu insanların öğütlerine kulak asmayarak şu felaketli hale düşmelerine sebep olan tereddütlü mizaçlarım bırakıp, erkekçe davranmalarım halisane arz eyleyiniz, Cevabınızı bekliyorum, efendim. 25. Haziran. Sene 325.

Hareket Ordusu Kumandanı
Birinci Ferik
Mahmut Şevket*
Demek Devlet Yoktu
Demek Devlet Yoktu

Bana: «Ya paranı, ya canını» deniyordu ve bu şifre telgrafın altında da Osmanlı Devletinin birinci Ferik mertebesine yükselttiği «Hareket Ordusu» kumandanının im/ası vardı: Mahmut Şevket Paşa!
Yıkılmıştım. Beni, öldürmekle tehdid ettikleri için değil, bir ordu kumandanının kendisini Meclisi mebusan ve Ayandan da üstün gördüğü ve bunu böyle görmeyenlere şaşacak kadar ileri 'gidebildiği için yıkılmıştım. Demek Devlet yoktu! Saray da, Hükümet de, Mebusan ve Ayan meclisleri de yoktu... Hatta ve hatta Ordu da yoktu!.. Sadece ikinci ve üçüncü ordular var ve bunların bağlı olduğu Hareket Ordusu vardı. Onun kumandanı bana: «Öldüğün zaman bu para nasılsa elimize geçecek, bizi buna zorlama, gönül rızanla ver de elimizi kana bulamayalım» diyor, diyebiliyordu!

Fethi beye baktım. Yüzü sapsarı, başını yere devirdi.

— Getir Vekâletnameyi, imzalayacağım!., dedim.Hiç bir boz sarf etmeden kâğıdı önüme koydu, imzaladım. Büküp cebine koyarken birden ayaklarıma kapandığını gördüm.

— Bu türlü hizmetleri yapacak tıynette insan olmadığıma inanınız Hakanım.

Ağlıyordu. Tutup ayağa kaldırdım. Sırtını sıvazladım. Gözlerinde yaşlarla çekilip gitti.

Allah bana bu günleri göstereceğine, keşke canımı alsaydı! Seccadeyi serdim, namaza durdum. Gözlerimden sel gibi yaş gidiyordu. Ta be sabah başımı secdeden kaldırmadım: «Yarabbi, sen devletimi eşkıyanın şerrinden koru!.. Yarabbi, senden başka mesnedimiz kalmamıştır!.. Yarabbi, bana başka felâket gösterme!.. Dini mübin-i islâmı küffar elinde kahrolmaktan yalnız sen kurtarabilirsin!..»Yazık ki Yüce Rabb'im duamı kabul etmedi, bana nice,

nice felaketleri daha seyrettirdi. «Ne günahım vardı acaba, ne günahımız vardı,» diye düşünüyorum!..


Eserin yazarı: İsmet Bozdağ Eser: II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri