Şahsıma Bağlı Müstakil Bir İstihbarat Teşkilâtı Kurdum..

Şahsıma Bağlı Müstakil Bir İstihbarat Teşkilâtı Kurdum..

Yabancı devletler, kendi emellerine hizmet edecek kimseleri Vezir ve Sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmiş-lerse, Devlet güven içinde olamazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilâtı kurmaya bu düşünce ile karar verdim, İşte, düşmanlarımın Jurnalcilik dediği teşkilât budur!.

Bu jurnalların hakikî olanlarının yanında iftira mahiyetinde olanlarının da bulunduğunu elbette biliyorum. Ama ben hiçbir jurnala, titiz bir tahkikten geçirmeden inanmadım ve onun icabına el sürmedim.

Ceddi Azizim Selim Han (Selim III) «Yabancıların elleri ciğerlerimin üstünde geziniyor, aman biz de yabancı devletlere elçi gönderelim ve onların ne yapmakta olduklarım bir an önce öğrenmeğe çalışalım» diye feryat etmişti. Ben bu yabancı elleri ciğerlerimin içinde duyuyordum. Sadrazamlarımı, Vezirlerimi satın alıyorlar ve mülküme karşı kullanıyorlardı! Ben, nasıl olur da Devlet Hazinesinden beslediğim bu insanların ne yaptıklarını, neye hazırlandıklarını öğrenmeyebilirdim! ..

Evet, jurnal sistemini ben kurdum, ben idare ettim. Fakat vatandaşı değil, hazineden maaş aldıkları, Osmanlı nimeti ile gırtlaklarına kadar dolu oldukları halde, Devletime ihanet edenleri tanımak, takip etmek için!... Kendi devletini



yıkmak, kendi Padişahının canına kasd etmek karşılığı, yabancı devletden para alan Sadrâzamları gördükten sonra!...


23.Mart.1333 (1917) Beylerbeyi

Tahtdan uzaklaştığımdan bu yana benim aleyhimde bir sürü makale yazıldı, birçok kitap yayınlandı. Düşmanlarımın kaleminden kan damlıyor. Neler yapmamışım, neler çektirmemişim münevverlerimize!.
Bunlar, benim zaman-ı idaremde de yazıyorlar, çiziyorlardı ama, bu yazdıklarını, ya Avrupa'da bastırıyorlar, ya Mısır'da yayınlıyorlardı. Şimdi, Babıâli Caddesi bunlarla dolmuş!.
«Düşenin dostu olmaz,» demişler.. Ben zaten kimseden dostluk beklemiyorum. Ama fisebîlûllah düşmanlığı bir türlü kavrayamıyorum. Diyelim ben Padişahken benden korkuyorlardı, onun için yazıyorlardı aleyhimde.. Peki şimdi benim neyimden korkuyorlar da durmadan kalemlerini işletiyorlar?İşte bir köşedeyim. İşte kimse ile alışverişim yok. Benden istedikleri nedir?... Acaba nankör tabiatları —gördükleri iyilikten— vicdan azabı mı çekiyor?..


«Hep, Akıllı İnsan Aradım.»

Ben, akıllı insanların düşmanıymışım!. Bunu utanmadan yazabiliyorlar. Eğer «akıllı» dedikleri, kendileri gibi ise, ben öyle akla hayatımın hiçbir gününde itibar etmedim. Yok, eğer gerçekten akıllı insanlara düşman olduğumu söylemek istiyorlarsa, bir tek örnek versinler, hepsini kabul edeyim. Ben bütün hayatımda akıllı insan aradım. Ne yazık ki bulamadığım için, bazan bu kitapları yazanlar gibilerini de kullandım.



Hiç akla ve bilgiye düşman olsaydım, Darülfünunlar açar, Mülkiye-i Şahane gibi Devlete ve Millete bilgili insan yetiştiren mektepler kurar mıydım? Hiç akla ve bilgiye düşman olsam, horozdan kaçan genç kızlarımızın okuması için Dar-ül Muallimat'lar kurar mıydım?.. Hiç akla ve bilgiye düşman olsam, Galatasaray Sultanisi'ni Avrupa'nın Üniversiteleri ayarına çıkarıp, orada talebelere hukuk dersleri okutur muydum?
Ben, Mülkiye-i Şahane'ye felsefe dersini koydurduğum zaman, bütün talebe «Bizi gâvur yapmak istiyorlar» diye ayaklanmıştı. Ama ben gâvurluğun bilgide değil, cehaletde olduğunu biliyordum. Israr ettim, okudular, adını sadece «Hikmet»e tebdil ettik. Darülfünun'da da bu dersi «Fizik» diye okuttuğum gibi...
Ben yalnız mektepler açarak okumuş insan yetişmesine çalışmakla kalmadım, kendi kendilerini yetiştirmek yolunda olanları da teşvik ettim.Cevdet Paşa'yı Ahmet Mithat Efen-di'yi, Şemsettin Sami Efendi'yi, hattâ kendisini büyük tarihçi sanan Murad Efendi'yi ve daha nicelerini maddeten ve manen destekledim ve eser vermelerini sağladım. Diğer edebiyatçıları nasıl himaye ettiğimi daha önce söylemiştim.

Darüsşefaka, benden önce kurulmuştu. Ama bir türlü yürümüyordu. Devletimin yetimlerine hizmet etmek için kurulmuş bir mektebi, bugünkü hale getiren benim.|Fakat ne kadar gariptir ki, bugün bana düşmanlık edenlerin hemen hepsi, benim açtırdığım mekteplerde okumuş oldukları halde, bana «Akla ve bilgiye düşmandı» demekten maalesef utanmıyorlar.
Okumuş Adamdan Korkmadım.

Hayır, ben hiçbir zaman okumuş adamdan korkmadım. Fakat birkaç kitap okumakla kendisini allâme sayan ahmaklardan çekindim ve onlardan uzak durdum. Avrupa mil-



letlerinin laboratuvarlarına imreneceğine, kılık kıyafetlerine imrenen frenk delisi şaşkınlar, benim yanımda itibar görmediler. Bundan pişman değilim. Hiç, her köyde bir cami ve caminin yanında bir mektep görmek için otuz bu kadar yıl çabalamış bir padişah, bilgi ve akıl düşmanı olabilir mi?
Benim zamanımda basılmış kitaplara baksınlar, bir de sonrakilere.. Avrupa'nın ne kadar büyük filozofu, âlimi, edebiyatçısı varsa bunların en seçilmiş eserleri benim zamanımda basılmış, satılmış ve okunmuştur. Benim korunmak istediğim Avrupa'nın bilgisi değil, Avrupa'nın düşmanlığı idi. Binlerce talebeyi Avrupa'ya göndererek okumalarını ben sağladım. Bunların içinden üç-beş çürük adam çıktı ama, pekçokları Devlet'e hayırlı hizmetlerde bulundular. Ben bunlarla iftihar ederim.
Benim Saltanatım günlerinde insanlar belki fazla gevezelik edememişlerdir ama, fazlası ile okumuşlar, öğrenmişler ve imünevver insan olmuşlardır.Fındık kadar marifet gösteren bir insan, benden ceviz kadar ihsan görmüştür.Nasıl teşvik etmezdim ki, başımıza ne gelmişse, dünyada ölüp bitenlerden haberimiz olmadığı için gelmiştir. Tahta çıkar çıkmaz, o günlerde bazı Avrupa memleketlerine bile girmemiş telgrafı bütün ülkeye yaydım. Otuz bin kilometrelik telgraf hattı benim sürekli takibimle döşenmiş, köylere kadar götürülmüştür. Tahtelbahirin (Denizaltı) tecrübeleri benim kesemden verilmiş para ile İstanbul'da yapıldı.Jö günlerde dünyada, denizin altında giden bir gemiden İngiltere'nin bile haberi yoktu! Benden sonrakiler işin ucunu bırakmışlarsa, elbette bu günah bana yazılmayacaktır.Hayır, tekrar ediyorum ve kırık kalbimle temin ediyorum ki ben iyi, güzel, faydalı hiçbir şeyin düşmanı olmadım; bunlara düşman olanlardan başka


Eserin yazarı: İsmet Bozdağ Eser: II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri