«Hatıraları Niçin Yayınlamadınız?»


Belli ki Helga, Herr Kolze'nin eski bir gözağrısı idi. Kızıştı sohbet iyice. Ben, Herr Kolze'den pek çok şeyler öğreneceğime artık iyiden iyiye inanmıştım. Fakat söz bir türlü Abdülhamid'e gelmiyordu. Apansız bir soru doğrulttum:— Abdülhamid'in hatıra defterini niçin yayınlamadınız?
Duraksadı. Kendisini suçlamışım gibi yüzüme alıngan
baktı:
— Ben o zaman 23 yaşında genç bir mühendistim. Babama yardım etmek için yayınevine boş zamanlarımda gi-der-gelirdim, benim işim değildi bu?..
Bir kapı daha açılmış, bir ışık daha belirmişti. Demek eldeki bilgiler doğru idi ve Abdülhamid'in hatıraları Kolze yayınevine gelmişti!..Öyleyse, babanız neden yayınlamadı acaba?..Söyledim ya, babam çok severdi sizin Sultanınızı...
Hattâ bizim Kayzerimiz Vilhelm'den bile fazla... Hem biliyor musunuz, bizim Kayzer, sizin Sultanınız Abdülhamid
için ne söylemiştir?.. Babam bunu sık sık başını sallayarak tekrarladı. Delmiş, ki; «Ben politikayı Abdülhamid'den öğ
rendim.» Büyük adam... Nasıl, bu sözü biliyor muydunuz?..Başımı salladım.
— Biliyordum Herr Kolze. İşte zaten bunun için hatıraları bulmak ümidi ile buralara kadar geldim ve sizi rahatsız ediyorum.

Birdenbire sordu:
Siz Cumhuriyetçi misiniz?..Evet.— Öyleyse Abdülhamid'e düşmansınız.

Memleketimiz ellibir yıldanberi Cumhuriyetle idare ediliyor ve ben Cumhuriyetçiyim. Fakat ne Abdülhamid'e,
ne de öteki padişahlara düşmanım... Onların bıraktığı imparatorluk olmasaydı, biz Cumhuriyeti nerede kuracaktık?..Bravo...-dedi, sonra ekledi-. Şimdi size inandım...«Size Elimden Gelen Yardımı Yapacağım.»

Küçük kadehler yeniden doldu. Şöminede odunlar çı-tırdar, alevler duvarlarda ışıklarla oynarken, Herr Kolze hatıralarının içinden konuşmaya başladı:— Size elimden geleni yapacağım. Fakat biliyor musu
nuz ki, bu hatıraların peşine düşmüş ilk insan siz değilsiniz?Bu kez şaşırmak sırası bana gelmişti. Demek benden önce de bu hatıraların peşine düşenler olmuştu! Kimlerdi bunlar acaba?.. Neden hatıraları bulamamışlardı?.. Yüzünün, en küçük kımıltısını bile kaçırmadan -igözlerine bakarak- susuyordum:— Size, babama yardım etmek için yayınevine gidip geldiğimi söylemiştim. 1918-1919 yıllarıydı. Yayınevine bir takım fesli adamlar gelip-gidiyor, babamla konuşuyorlardı.
Niçin gelip gittiklerini, ne konuştuklarını bilmiyordum o zaman. Sadece görüyordum. Bir gün babam hastalandı. Son
günleriydi bu... Beni çağırttı. Çocukları içinde en çok güvendiğinin ben olduğumu, ancak o zaman öğrenebildim. Bana
dikkatle bağlanmış bir paket uzattı; «Bunu, sana emanet ediyorum,» dedi. «içinde çok değerli bir şey var, bunu iyi
sakla!» Şaşırdım, fakat paketi aldım. Sonra bana şunları söyledi:«Bak oğlum, bu sana verdiğim paketin içinde, benim büyük dostum Abdülhamid Sultan'ın hatıraları var. Ölmeden önce vasiyet etmiş ve yayınlansın diye bana göndertmiş. Dünyaya tesiri olmuş akıllı bir hükümdardır. Ben hatıraları okuttum, çok şeyler yazmış. Yayınlanması büyük akisler

yapar. Fakat hatıraların elime ulaştığı günleri biliyorsun. Yenilmiştik. Ne Almanya kalmıştı ne de Türkiye... İngilizler, Fransızlar her işimize karışıyorlardı. Üstelik Abdülha-mid dostumun da düşmanıydılar. Türkiye'nin de durumu bizden kötü idi. Hâlâ da öyle... Üstelik orada da Abdülha-mid'in düşmanları var...»
Babam bunları bana güçlükle söylüyordu. Üzüldüğünü görüyordum. Susturmak istedim. «Bunları sonra konuşuruz babacığım,» demeğe kalktım, direndi ve anlatmasını zorluk çekerek de olsa sürdürdü:
«Bak oğlum, bu hatıraların peşinde çok adam var... Kendisini deviren Jön Türkler bunun peşinde. Hatıraların bana gönderildiğini haber almışlar. Geldiler gittiler, benden bu hatıraları istediler. Vermedim. «Ben de böyle bir şey yok,» dedim, inanmadılar, bir İngilizi kullanarak elde etmeğe çalıştılar. Çok şükür dostuma ihanet etmedim ve hatıralarını bugüne kadar saklamaya muvaffak oldum. O, yayınevine gidip gelen fesli adamlar, hep bu sana verdiğim pa-kedi ele geçirmek istiyorlardı.»


Eserin yazarı: İsmet Bozdağ Eser: II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri