«Artık Sana Emanet»


Burada babamın gözleri yaşardı.«Bak oğlum,» dedi. «Ne kadar yaşayacağım belli değil Sen gençsin, benden daha iyi günler göreceksin inşallah. Ben Dostum'un vasiyetini tutamadım. Ama sana vasiyet ediyorum. Ortalık düzelince bu hatıraları yayınla. Fakat sakın düşmanlarına kaptırayım deme!... Mezarımda kemiklerim sızlar! İşte Bana söyleyeceklerim budur. Hadi, şimdi paketi al ve git. Nereye saklayacaksan sakla!.. Bundan sonrası sana emanet!..» Evet, babam böyle söyledi ve bir kaç gün sonra öldü. Yayınevini kapattık. Ben kendi mesleğime döndüm. Babamın tek vasiyeti olduğu için, paketi gözüm gibi korudum.

Kardeşlerime bile babamın vasiyetinden söz etmedim bu güne kadar...
Bir ara, Millî Kitaplığa vermeyi düşündüm. Orada hatıralar kaybolmazdı. Fakat babam, bana bu hatıraların Millî Kitaplığa yermem için değil, yayınlamam için bırakmıştı. Dünyanın hâlini biliyorsunuz, bugün yarın derken yıllar geçti. Bir ara, o yıllar Avrupa'da olan Osmanlı prenslerinden birine vermeyi de aklımdan geçirdim. Ama yapamadım. Sonunda İkinci Dünya Savaşı geldi çattı.
Biliyorsunuz, barış olduğu zaman, Almanya'da taş üstünde taş kalmamıştı. Bu şehir en çok bombalanan şehirlerden biri... Bizim mahalle baştan aşağıya yıkıldı. Bir bomba da bu eve düştü. Ama görüyorsunuz, yansı ayakta kaldığı için hâlâ oturuyoruz. Hatıraların bulunduğu kitaplık odasına bir şey olmamış, paket de olduğu gibi duruyor.
Gözlerim yaşarmıştı. Derin ve büyük bir nefes aldım. Demek hayatta mucizeler de varmış! Ben, böyle bir ânı yaşıyordum !

Ölürsem, Hatıralar Ne Olacak?

Herr Kolze, ayağa kalktı. Bütün duvarı baştanbaşa kaplayan kitaplığına giderken durdu:
— Daha bir kaç gün önce düşünüyordum. Ben ölüp gidersem, bu paket ne olacak, iki muhterem ölünün vasiyetini benden sonra kim tutacak diye... Siz bunu benden öyle bir zamanda aradınız ki, vermemem mümkün değil! Belki daha önceleri olsaydı, söylemezdim, saklardım. Ama artık ben de babamın öldüğü yaşlardayım... Size teslim edeceğim.
Sonra birden yüzünün bütün çizgileri katılaşarak bana baktı ve şehadet parmağını yüzüme doğru sallayarak:
— Eğer Padişahınızın vasiyetini yerine getirmeyecek kadar sütsüz çıkarsanız -kendimi de onların içine katarak söylüyorum- üç ölünün ahım sırtınızda taşıyacaksınız!

Hepimiz heyecan içindeydik. Yaşadığımız, tarihin büyük ve dramatik parçalarından biriydi. Herr Kolze, kitaplığın alt sürgülerinden birini itdi, üstüste yığılmış kitaplarla dolu idi burası. Eğildi ve kitapları teker teker çıkarmaya başladı. Kendisine yardım edecek oldum, beni eliyle durdurdu. «Hayır, bu hizmeti ben yapmak istiyorum. Zaten babama verdiğim sözü tutamadım. Bari bu küçük zahmetin zevkine varayım.»
Koca koca ciltleri kaldırırken, yüzünü kan kaplıyordu. Fakat dediğini yaptım ve ayakta işini bitirmesini bekledim. On dakika ka'dar sonra en dipten bir paket çıkardı. Dört yanından hâlâ rengi solmamış bir mavi kurdelâ ile bağlı idi. Bana uzattı:— Buyrun, aradığınız emanetlerdir.Bir hazine uzatıyordu bana. Ne yapacağımı kestiremiyordum. Yarı şaşkınlık içinde sordum:— Borcumuz?..
Dünyanın en babacan yüzünü bana kaldırdı:
— Borcunuz mu?.. Evet, borcunuz... NAMUSLU OL
MAK...Eline sarılıp öptüm. Bu insanlık tablosu karşısında çocuk gibi ağlamaktan kendimi alamadığımı söylemeye mec-burum..

Köşesine giderken o babacan sesiyle konuştu:
— Ehh, şimdi birer konyak daha içeriz ya!..
Üçüncü kadehlerimizi yudumlarken konuşuyordu:

— Sizden şahsım adına tek bir şey rica ediyorum. Adımı açıklamayınız. Gerçi benîm yaşım, hiç bir şeyden korkulmayacak bir yaştır ama, yine de sorgu karşısında kalmak istemem. Biliyorsunuz, burada bir devrim oldu. Herkesden olduğu gibi benden de kıymetli eşyalarım ve kıymetli evrakım için bir bildirge aldılar. Size samimiyetle söylüyorum, neyim varsa yazdım. Ama bu «Hatıralar» aklımdan çıkmıştı. Belki, 'malım saymadığım, belki kıymetli olduğunu



hatırlayamadığım için olacak, bildirgeye koymayı unutmuşum. Bunda bir suç olacağını sanmıyorum ama, yine de so-ruşturabilirler, bu yaşta karakola gitmenin hoş olmayacağını takdir edersiniz.

Adım ve adresini açıklamayacağımızı Herr Kolze'ye söz verdim. Bu sözü tutuyorum, çünkü Kolze, dünyanın bu en iyi insanlardan birinin gerçek adı değildir, takmadır. Gerçek adı, hatıraların aslı ile birlikte saklanmaktadır.
İşte, İkinci Abdülhamid Han'ın 58 yıl önce yazdırdığı ve benim tam otuz yıl peşinden koştuğum Hatıraların hikâyesi..«Kalmasın âlemde Allahım hiç bir hakikat nihân»

İsmet Bozdağ


Eserin yazarı: İsmet Bozdağ Eser: II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

II. Abdülhamid Han'in Hatıra Defteri