Son Söz

Âile seâdetinin, ancak eşlerin elele ve gönül gönüle vererek bu prensipleri yaşadıkları oranda gerçekleşeceği muhakkaktır. Aslında bir âilede geçimsizlik zuhûr etmişse, bunun sorumlusu, genellikle kadındır. Çünkü ev hanımı, âilesini mutlu kılacak meziyetlere, kocasından daha fazla sahiptir. Büyük Allâh dostu merhum üstâd Ramazanoğlu Mahmûd Sâmî Efendi Hazretleri’nin zevce-i muhteremelerinin bu konudaki sözleri, hakîkati ne güzel dile getirmektedir:

"İki iyi bozuşmaz. Biri kötü olursa, yine de bozuşulmaz. İkisi de kötü olursa, bozuşulur." (240)

Hâsılı sözümüzü, feyz ve istifâdeye vesile olur ümidi ile, pek muhterem üstâzımız Mûsâ TOPBAŞ Efendi Hazretleri’nin "Âile Seâdeti" adlı kitabından bir bölümle tamamlamak istiyorum:

"Evin erkeği, âilesinin kendisine itâatli olmasını istiyorsa, muhakkak kazancının helâl olmasına dikkatli olmalıdır. Karısının dînî bilgilerinin noksanlığını gördüğünde, "bana ne?" demeyecek, öğretecek ve tatbik ettirecek. Meselâ namaz kılmasını bilmiyorsa, hem öğretecek, hem de kılmasında yardımcı olacak. İhmâl ettiğinde mânen mes’ûl olur. İş böyle olunca, Allâh Teâlâ’nın nusreti görülmez, aralarında aranılan sevgi, bağlılık tahakkuk etmez.

Evlilik hayatında bu mühim bir düsturdur. Her evli, ister erkek, ister kadın, bu evlilik âdâbına riâyet etmek zorundadır.

Kadın, kocasını memnûn etmek için her fedâkârlığa katlandığı gibi, erkek de üzerine düşeni yapmalıdır.

Yani, âilemi mes’ûd edeceğim diye fuzûlî borçlanmalara girmemelidir. Bu hem isrâf olur, hem de borçlanmalar dolayısıyle ileride birçok rûhî sıkıntılara sebep olur. Bilhassa lüks hayat hastalığı, âile fâciâlarına sebep olmaktadır.

Evli olan erkek, evine her gün vaktinde gelmelidir. İş mâzeret değildir. Ona mukâbil, kadın da en güzel elbisesini giyerek, geliş saatinde güler bir yüzle karşılamalı, hatırını sormalı, güzel, okşayıcı haberler vererek yorgunluğunu gidermeli. Çok mes’ûd olduğunu hem fiilen, hem de lisânen anlatmalı. Bilhassa yemek sofrasını, güzel, tertipli kurmalı. Hangi yemeklerden hoşlanıyorsa, onu yapmaya özenmeli.

Sonra erkek, âilesine karşı samîmî, lutufkâr, nâzik ve merhametli olmalıdır. Kadın da, kocasına karşı îfâ edeceği vazifeleri îfâ etmelidir. İhmal ederse, kocası buna fırsat vermemeli, haddini bildirmelidir.

Erkek, gerek kendi âilesinden, gerekse karısının âilesinden yakın olanlara ziyâretlerini ihmal etmemesine dikkatli olmalıdır. Her iki tarafa da aynı samîmiyet gösterilmelidir. Ziyâretler, ne pek sık, ne de seyrek olmalıdır. Karısının kendisinden habersiz kişilerle görüşmesine fırsat vermemelidir.

Kadın zeki olmalı, kendisini sevdirmesini bilmeli.. Bunun da yegâne ilâcı, kocasına karşı itâatli, şefkatli ve hürmetli olmaktır..." (241)

Herşeye kaadir olan yüce Rabbimiz’den niyâzımız odur ki; gözbebeğimiz olan yavrularımıza mutlu ve mes’ûd âile yuvaları nasîb etsin! Onların güleryüzlerini soldurmasın!

"Ey Rabbimiz!

Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözler (imizin) bebeği olacak (sâlih insanlar) ihsân et!. Bizi takvâ sâhiplerine rehber kıl!.." (242)

"Ey Rabbim!

Beni ve soyumdan gelecekleri, namazı devamlı kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duâmı kabul et!" (243)

"Ey Rabbimiz!

Amellerin hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve mü’minleri bağışla!.." (244)

"Ey Rabbim!

Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öylece rahmet et!" (245)

Âmîn!..


Eserin yazarı: Osman Ersan Eser: KADININ DEĞERİ VE HAKLARI

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

KADININ DEĞERİ VE HAKLARI