HABER-İ VÂHİD

1- Hasan Basri (H. 110/M. 728).
2- İbni Muhaysın (H. 123/M. 740).
3- Yahya El-Yezidî (H. 202/M. 817).
4- Muhammed bini Ahmet Şenebuzî (H. 328/M. 939). İşte 14 kıraat bunlardır.

Haberi vahid dediğimiz kıraattan başka Şâz, Mevzu, Müdrec gibi kısımlar da vardır. Mevzu', Ebül-Fazl Muhammed bini Cafer'in toplamış olduğu kıraatlardır ki bunları İmamı Azam'a da nisbet eder. Darakutni bu kitabın uydurma ve İmamı Azam'a iftira olduğunu söylüyor.

Müdrec kıraat ise âyete tefsir kabilinden katılan kelimeler vardır. Bunlar tefsir kabilindendir.

Sahabeden biri, bir kelimenin mânasını izah ve tefsir için bir kelime getirir. Sonra gelen bu kelimeyi metinden sanarak okur. Böylelikle bu kabil kıraatlar ortaya çıkmış olur. Ulema bunları incelemiş, Kur'an'da olmayan müdrec kelimeleri ortaya çıkarmışlardır. Ümmet bunları kabul etmemiştir. Senetçe en sahih olan kıraat Nafi' ve Asım kıraatlarıdır.

En fasih ise Ebu Amr ve Kisaî kıraatlarıdır.
Vücuhu kıraata dair ilk eser yazanlar Ebu Ubeyd Kasım bini Şellâm (H. 224/M. 838) ve Ebu Hatim Sicistani'dir. Bunların beyan ve izah ettikleri veçhile, kıraatta gözetilen şart üçtür:

Resm-i hat, Arabiyyet ve Sened.
1- Mesahifi Osmaniyeye velev takdiren olsun muvafık olmak,
2-Arapça kavaidine uymak,
3-Senedi sahih olmak.
Mütevatir kıraatlarda bu üç şart tamamiyle bulunmak şarttır. Hazreti Osman'ın istinsah ettirmiş olduğu Mushaflara takdirî olsun uyması şarttır. Çünkü bu Mushaflarda bazı imlâ değişiklikleri vardır. Müteehhirini ulemadan olup bu hususta en mükemmel eseri veren İbni Cezerî (H. 833/M. 1429) bu noktada misal olarak şunları zikrediyor:
İbni Âmir اتخذالله ولدا (Kâle) okuyor. Diğerlerinin kıraati اتخذالله ولدا diye başa (vav)
ziyadesiyledir. Şam Mushaflarında vavsız yazılıdır. İbni Âmir'in kıraati Şam Mushaflarının yazısına uygundur. Diğer iki şart da tamdır ve bu kıraat mütevatirdir.

Hazreti Osman'ın Mushafına velev takdiren olsun muvafık olmaya misal de
ملك يوالدين
dir. Bu kelime bütün Mushaflardaملك şeklinde yazılıdır, Resm-i hat böyledir.مالك . okunur ve o yazılış bu okunuşa müsaittir. Mushafın yazısında bir çok yerlerde elif hazfolunmuştur. سبحن الرحمن gibi, işte mütevatir kıraatlar bu
şartlara göre olanlardır.
Fakat bazı kıraatlar da vardır ki arapça kaidelerine ve kıyasa uymazlar. Bunları lûgatçılar ve lisancılar hoş görmezler. Fakat kıraat sahipleri buna rağmen yine öyle okurlar.
Şaz (Müstesna) kıraatlara dair ilk eser yazıp onları toplayan Ebül-Fadl Muhammed bini Cafer Huzaî'dir. İkinci asrın sonlarında ölmüştür. Şaz (müs-tesna) kıraatları toplarken mevzu' kıraatları da toplamıştır. Meselâ İmamı Azam'a nisbet olunan şu kıraat mevzu'dur, hattâ münkerdir. انما يخشي الله من عباده العلماء
bunlar maksadı mahsusla uydurulmuş şeylerdir. Dalâlet ve ilhad erba-bının türemesinden sonra Şaz kıraatlar artmış ve çoğalmıştır.
Bu hususta en açık nümune İbni Şenebuz'dur. O, ilmi az, hamakatı çok bir kimseydi. Bir çok Şaz kıraatlar okudu. En çok yaptığı şey yukarıda (Müdrec) dediğimiz nevi'idi. Âyetlerin arasına kelime katarak okudu. Tefsir kabilinden katılmış bu kıraatları rivayet ederdi. O zaman Müslümanlar onun bu hareketlerine gülmüşlerdi. Kur'an hakkındaki en zayıf ve Şaz şeyleri bulup çıkarmıştır. Sonraları eli kesilen meşhur Hattat İbni Mukle onu hapsetmiş ve İbni Nedim'in rivayetine göre hapiste Hicrî 328'de ölmüştür, İbni Şenebuz bu kıraatların hatâ olduğunu kendisi de anlamış, kusurunu itiraf eylemiş, yaptığı bu işten tevbe etmiştir.
Yazılı olarak yaptığı bu tevbenin sureti şöyledir: "Mushafı Osman'a ve ashabın ittifak ettiği kıraata muhalif kıraatla okumuştum. Bunun hatâ olduğunu anladım. Bundan tevbe ettim: Teberri ediyorum. Mushafı Osman Haktır. Ona muhalefet caiz değildir. Başka türlü kıraat olamaz."
Okuyucularımızı meraktan kurtarmak için pek gürültülü bir mesele olan ve etrafında fırtınalar kopan İbni Şenebuz'un Şaz kıraatlarından bazı misaller gösterelim:

"Cum'a günü Namaza nida olundukta Allahın zikrine koşun" âyetindeki (fes'âv = koşun) yerine (فامضو = gidin) veya (fes'av = koşun) yerine (فامشوا femşu = yürüyün) gibi.
Görülüyor ki burada aynı mânayı ifade eden müradif kelime getirilmiştir. Yedi kıraat arasındaki ihtilâf gayet basittir. Tahfif, teşdid, med, kasır, idgam, izhar, tahkik, teshil gibi edâ suretleridir. Bab ve i'rab farkıdır. Mânayı değiştiren bir şey değildir. Biri Nasara babında üçlülerden "nenşuruha" ننشرها okur,
diğeri Ekreme babından dörtlülerden "nünşiruha" ننشرها okur. Asıl mâna
bozulmaz. Bu tahrif sayılmaz. Ancak İbni Şenebuz gibi nice garip rivayet meraklıları vardır ki, hiç düşünmeden bir takım zayıf ve mevzu rivayetleri nakil ve kitaplarına dercederler.

İşte bu gibî şeylere meydan vermemek için ulema Kur'ân'ın her şeyden mücerred olarak yazılması hususunda son derece titizlik göstermişlerdir. Eskiden sûrenin başına adını ve adedini bile yazmazlardı. İbni Şenebuz'dan sonra böyle Şaz kıraatlar meraklısı Ebubekir Attar (H. 354/M. 965) çıktı. Kur'an'ı iyi bilirdi. Fakat lügat ve kavaidi esas tutarak Şaz kıraatlar yaptı ve o böyle Şaz kıraatçıların sonuncusu oldu.


Eserin yazarı: Osman Keskinoğlu Eser: Kuranı Kerim Bilgileri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Kuranı Kerim Bilgileri