E.1. Abbasi ve Emevi Devri Devlet Adamlarından Nükteler

İhsan

Bir gün Halife Harun Reşid'in hururunda devrin musikişinaslarından olan İbrahim Musuli Efendi yeni bestelediği bir güfteyi okur. Okunan bu güfte halifenin çok hoşuna gittiği için: "Çok güzel," der. "Allah sana ihsan etsin." Bunun üzerine İbrahim Musuli Efendi, şöyle der: "Allah'ın bize ihsanı sizin vasıtanızladır efendim."

Hasta

Devrin Halifesi Hz. Şibli'nin hastalandığını duyunca onu tedavi etmesi amacıyla bir doktor göndermişti. Mecusi olan doktor hastasına: "Bir isteğin var mı? Ne istiyorsun?" diye sordu. Hz. Şibli: "Senin Müslüman olmanı istiyorum." Doktor:
"Peki ben Müslüman olursam sen iyileşip hasta yatağından kalkacak mısın?" diye sorunca da ondan şu cevabı aldı: "Evet." Mecusi doktor bunun üzerine Müslüman olduğunu açıkladı. Doktorun Müslüman olduğunu işiten Hz. Şibli hasta yatağından kalkıp iyileşti. Bu haber halifeye iletildiğinde ise halife şöyle dedi: "Ben hastaya doktor gönderdiğimi zannetmiştim, oysa doktora hasta göndermişim."

Daha Güzel

Mu'tasım bir gün veziri Hâkân'ı ziyarete gitmiş. O sırada henüz küçük olan Hâkân'ın oğlu Fatih'e, Halife şöyle sormuş: "Mü'minlerin emirinin sarayı mı, yoksa babanın sarayı mı daha güzel?" Fetih ise şu cevabı vermiş: "Mü'minlerin emiri içinde olunca, babamınki daha güzel."

Yemeğe Yenilmek


Sasani hükümdarlarından Ardşir Babegân, doktoruna, "Bir günde ne kadar yemek yemeli?" diye sordu. Doktoru: - Üçyüz gram kadar yeter, dedi. Babegân - Bu kadarcık şey insana ne kuvvet verir ki? diye bunu az bulunca, doktor şu karşılığı verdi: - Bu kadarı seni taşır. Bundan fazla olursa sen onu taşırsın.

Utanılacak Birisi Yok


Mervani Meliklerinden Velid, Abdullah ile satranç oynadığı bir sırada kapıcı gelip:
"Efendim, ulu bir kişi geldi sizinle görüşmek istiyor," demiş. Hemen satrancı saklamışlar ve söz konusu kişiyi içeriye davet etmişler. Gelen şahsın başında büyük bir sarık varmış. Sakalı uzun olan bu şahıs, ilk görünüşte takva sahibi biri intibahını veriyormuş. Az sonra da şöyle demiş: "Ben savaştan geliyorum, sizi de bir ziyaret edeyim dedim." Velid, şu soruyla başlatmış aralarındaki sohbeti:
"Kur'an-ı Kerim'i ezbere biliyor musunuz?"
"Hayır."
"Ezberinizde hadis-i şerif var mı?"
"Hayır,"
"Peki herhangi bir bilginin bilgilerinden, herhangi bir şairin şiirinden ezberlediğiniz var mı?"
"O konularla hiç ilgilenmedim."
"Hikmetli bir söz veya olay bilir misiniz?" sorusuna ise:
"Bunlara karşı herhangi bir ilgim olmadı," cevabını vermiş misafir olarak gelen kişi. Velid, sorduğu sorulara aldığı bu cevaplardan sonra Abdulllah'a şöyle demiş:
"Abdullah, getir satrancı, biz oyunumuzu tamamlayalım. Yanımızda utanılacak birisi yok."



Eser: VECİZ NÜKTELER

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

VECİZ NÜKTELER