Dava Ve Deliller

Davacı ile beraber delili varsa hakim, davacıyı dinler ve ona göre hü­küm verir. Davacının elinde bir delili yoksa o zaman, davalı yemin eder.

Davalı yemin etmezse davacıya yemini iade eder. Eğer davacı kendisi­ne iade edilen yeminle yemin ederse, o zaman davacının hakkı tahakkuk etmiş olur. Herhangi bir mal davacı veya davalıdan birinin elinde bulun­sa ve bul mal dava konusu olsa, sözkonusu mal kimin elinde bulunuyorsa onun sözü, yeminiyle beraber muteberdir. Eğer mal iki kişinin elinde bu­lunuyorsa, o zaman ikisi de yemin ederek mal aralarında bölüştürülür.

Bir kimse kendi fiiliyle ilgili herhangi bir şey için yemin ederse ke­sin bir şekilde yemin etmelidir. Bir kimse başkasının fiiliyle ilgili yemin eder ve bir delil de bulundurursa kesin bir şekilde yemin eder. Bilmediği herhangi bir şey için ´bilmiyorum´ diye ifadede bulunup yemin eder.

Dava lugatta, istek ve temenni manasını ifade eder.

Istılahta ise, birinin hakkının diğer bir kimsede olduğunu iddia etmek­tir. Her davacının davasına ´Evet / Hayır´ denilmez.

Dava, bir kimsenin biri üzerinde hakkının bulunduğuna dair hakime haber vermesidir. Bu şekilde davada bulunmak, dava açmak, hakkını ara­mak meşrudur.

Davanın açılabileceği Kuran?ı Kerim ve hadisi şerifle sabittir. Allahu Teala Kuranı Kerim´de şöyle buyurmuştur:

"Aralarında hüküm vermek üzere Allaha ve peygamberine çağrıldığı­nız zaman hemen onlardan, bir grup yüz çevirirler." (Nur: 24/48) Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"İnsanların her davası kabul edilseydi, birtakım in­sanlar bir çok kimselerin kan ve mallarında hak iddia ederlerdi. Fakat bunu önlemek için davalıya yemin hakkı vardır." [1]

Şahit davacıya yemin davalıya aittir. Davalarda şahitlerin getirilmesi davacıya aittir. Yemin ise davayı inkar eden davalıya düşer. Davacının şa­hitleri olursa hak ona verilir. Bu durumda davacıdan yemin talebinde bu­lunulmaz. Eğer davacının şahitleri yoksa o zaman davalıya yemin düşer. Yemin ederse davacı davayı kazanır. Nitekim peygamberimiz (s.a.v.) şöy­le buyurmuştur:

"Şahit davacıya, yemin de münkire (davalıya) aittir." [2] Başka bir ha­diste peygamberimiz kendisine gelen bir davacıya, "Şahidin var mı?" di­ye sorunca, davacı, hayır, demiş. Bunun üzerine peygamberimiz:

"Dava­lıya yemin vardır" diye buyurmuştur. [3] Eğer davalı yemin etmekten ka­çınırsa o zaman yemin davacıya düşer. Yemin ederse hak kazanır. Nite­kim İbni Ömer (r.a) şöyle demiştir: "Rasulullah yemini hakkı talep eden (davacıya) döndürmüştür. [4] Ancak hakim her iki larafada açık açık tel­kinlerde bulunarak davalıya, ´yeminden kaçınırsan davacı yemin eder ve senden hakkı alır´, der veya davacıya ´Red yemininden çekinirsen hakkın düşer,´ diye uyanlarda bulunur.

İki kişiden her biri bir hakkın kendine ait olduğunu iddia eder ve hiç birinin delili veya şahidi olmadığı halde bu mal benimdir derlerse o za­man mal kimin elinde bulunuyorsa yeminiyle birlikte sözü geçerlidir. Çünkü malın onun elinde bulunması ona ait olduğu için bir delil teşkil eder. Mal ikisininde elinde bulunuyorsa ve hiç birinin de diğerine kıyasla delili yoksa ikiside yemin eder ve o mala ortak olurlar. Bu konuda Ebu Musa El-Eşari (r.a) şöyle demiştir: "İki adamdan her biri bir deve veya bir başka hayvanın Peygamberin huzurunda iddia ettiler. Hiç birinin delili ol­madığı halde kendisine ait olduğunu söylediler. Bunun üzerine Peygam­ber (s.a.v.) o hayvanın ikisine ait olduğunu hükmetti. [5]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhari, 4277; Müslim, 1711.

[2] Tirmizi, 1341; Beyhaki, 8/123.

[3] Müslim, 1308.

[4] El Hakim, 4/100.

[5] Ebu Davud, 3613.




Eserin yazarı: Kadı Ebu Şuca Eser: DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ