Kadıda Bulunması Gereken Şartlar

Bir kadı (hakim)´da on beş şart aranır. Bu şartlar sırasıyla şunlardır:

1. Müslüman olmak.

2. Baliğ olmak.

3. Akıllı olmak.

4. Hür olmak.

5. Erkek olmak.

6. Adil olmak (adaletli olmak).

7. Kur´an-ı Kerim ve Hadis ilmini iyi bilmek.

8. İcma´ ilmini iyi bilmek.

9. Fıkhi konulardaki ihtilaf noktalarını iyi bilmek.

10. İçtihat yollarını iyi bilmek

11. Arapça lügatını iyi bilmek.

12. Allah kitabının tefsirini bilmek.

13. İşitir olmak (sağır olmamak).

14. Görür olmak (a´ma olmamak).

15. Okur-yazar olmak ve uyanık olmak (gafil olmamak).




Kadıda Bulunması Sünnet Olan Özellikler


Bir Kadı (hakim)´da aşağıdaki özelliklerin bulunması sünneltir:

1- Şehirin veya yerleşim yerinin ortasında veya herkese açık bir yerde bulunması.

2- Mahkeme kapısına bekçi bırakmaması.

3- Hüküm için camide yer almaması.

4- Davacı ile davalıyı aşağıdaki 3 şeyde eşit tutması.

a) Onlara yer ayırma durumunda.

b) Onlarla konuşmada

c) Onları dinlemede.

Kadı bu iki hasımdan hediye almamalıdır.

Kadılık (hakimlik) görevini yürüten kişinin şehrin ortasında halkın bil­diği bir yerde ikamet etmelidir. Bu şekilde yerli ve yabancı halk rahatlıkla hakime müracaat edebilir.

Hakimin mahkeme kapısına bekçi veya insanları menedecek bir engel konulmamalıdır.

Hazreti peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.

"Allah bir kimseyi müslümanların üzerine vali kılar vali de onların ihtiyaçları zaruretleri ve fakirliklerinin önüne perde çeker ise Allahu Teala kıyamet günü o valinin ihtiyacı, zarureti ve fakirliği önüne perde çeker." [1]

Ancak kapının önüne izdiham veya münafıklardan gelebilecek tehlike­ler için bekçi konulabilir.

Kadı mescidde hüküm vermemelidir. Çünkü mescitler Allah evidir. Orda bağırıp çağırma olabilir. Ayrıca mescide ehil olmayan hayızlı kadın­lar, deliler ve kafirlerin girmemesi için bu hüküm konulmuş olabilir.

Kadı hasımlar arasında eşit davranarak oturmalarında, onlara söz hak­kı vermede ve onları dinlemede adaletli davranmalıdır.

Ümmü Seleme´den rivayeten peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş­tur:

"Kim halk arasında hüküm vermekle görevlendirilirse işaretiyle, mü­lahazasıyla ve oturmalarıyla onlara eşit davranmalıdır. Birine bağırmadığı şekilde diğerine bağırmasın," [2]

Kadı olayların ve anlaşmazlıkların halledelmesi için kendisine verilen hediyeleri kabul etmemelidir.

Ebu Humeyd es-saidi şöyle rivayet ediyor: Resulullah Abdullah bin Lutbiye el Ezdi isminde birini zekat toplama memuru olarak tayin etmiş­ti. Bu memur işini bitirdiği zaman Resulullah´a geldi ve şöyle dedi:

-Ey Allanın resulü, şu zekat malıdır, bu da bana hediye edilmiştir.

Bunun üzerine Resullullah:

"Sen babanın ve ananın evinde otursaydın sana hediye verilir miydi verilmez miydi?" Daha sonra zevalden sonraki bir namazın ardından ayağa kalktı. Kelime-i şehadet getirdi Allah´ı layık olduğu vasıflarla sena etti, sonra

"Sözüm bundan sonra şudur" deyip şu hutbeyi irad etti:

"Bu memurun hali nedir. Ben onu bir işe memur tayin ettim, sonra bana gelip hesap verirken şu sizindir, bu da bana hediye edeldi.´ diyor. O babasının ve anasının evinde otursaydı ona hediye veri­lir miydi verilmez miydi. Muhammed?in nefsi elinde bulunan Allaha yemin ederim ki herhangi biriniz millet malından hainlik yapıp haksız bir şey alırsa muhakkak kıyamet gününde o çaldığı malı boynu üzerinde taşıya­rak getirecektir. Öyle bir halde ki çaldığı şey bir deve ise deveyi iniltisi ol­duğu halde bunların her birini boynunda taşıyarak getirecektir. Ben emrolunduğum şeyi size tebliğ ettim." Hadisi rivayet eden Ebu Humeyd şöy­le devam etti: "Bundan sonra Resulullah elini koltukaltı beyazlığı görüne­cek şekilde yukarı kaldırdı." [3]

Sevban şöyle rivayet eder: "Resulullah rüşvet verene de alana da arala­rında elçilik yapana da lanet etmiştir." [4]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ebu Davud, 2948.

[2] Darekutni, 4/205.

[3] Buhari, 6260; Müslim, 1832.

[4] İmam Ahmed, 5/279.




Eserin yazarı: Kadı Ebu Şuca Eser: DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ