Hadler (Cezalar)

Hadler Bölümü´ne girmeden önce İslam ceza müeyyidelerinin en ağın olan "Recm" haddine sebep teşkil eden zina konusu ve evliliğin ehemmi­yeti üzerinde biraz durarak had cezaları bölümüne devam ederiz.



İslam Dininin Evlilik Müessesesine Verdiği Önem Ve Zinaya Bakış Açısı


İslam dini, evliliği tasvip ederek, insanlara sevdirmiştir. Zira evlilik, cinsel duyguyu tatmin etmenin en sağlıklı yoludur.

Evlilik düzeni, anne-babanın gönülden eğittiği ve korumayı üzerine aldığı neslin yetiştirilmesi için en güzel vasıtadır. Buna ilaveten, evlilik müessesesi, sevgi ve muhabbet bağlarının oluşturduğu, şefkat, merhamet, duygu ve hislerin, şeref, namus, izzet-i nefis ile annelik-babalık duygula­rının en güzel şekilde harekete geçtiği bir ortamı hazırlamaktır.

Bir neslin, bütün varlığıyla kalkınabilmesi ve hayat düzeyinin ilerleyip daha ileri bir düzeye kavuşmasına katkıda bulunması da evlilik müesseseninin gerekliliğine ihtiyaç duyar.

İslam dini, cinsel duyguların en sağlıklı yoldan tatmin edilmesini sağ­ladığı gibi, gayri meşru yollara sapmaya neden olabilecek her türlü cinsel sapıklığı yasaklamıştır. Gayri meşru yollardan bu duygunun tatmin edil­mesini sakındırmıştır ki, belirlediği meşru yolun dışına çıkıp sapıklığa düşülmesin.

Bunun için, kadınlı erkekli karma ilişkileri, dansı, nefsi tahrik eden fo­toğrafları, cinsel duyguları harekete geçiren şarkı ve müzik türlerini, kuş­ku uyandıran bakışları ve cinsel duyguları harekete geçiren ya da fuhşa çağrıda bulunan her türlü hareketi yasaklamıştır.

Böylece bunun gibi gayri meşru şeylerin aile ortamına sızması engel­lenmiş ve ailenin kurumunun dağılması önlenmiştir.



İslam, Zinayı Şiddetle Men Etmiştir


Yüce dinimiz İslam, tüm bu önlemlere rağmen gerçekleşebilecek zina­yı, kanuni bir suç saymış ve en ağır bir şekilde cezalandırmıştır. Çünkü zina, gerçekten korkunç felaketlere neden olmaktadır.

Ayrıca pek çok kötülüklere ve suçlara ortam hazırlamaktadır. Ahlak bozucu bayağı ilişkiler ve gayrı meşru cinsel ilişkiler toplumun varlığını tehdit eden ve yok olmasına neden olan en büyük etkenlerdendir. Bunun­la birlikte bu tür ilişkiler, gerçekten, alçaklık ve rezilliğin ta kendisidir.

Yüce Allah, bu konuda şöyle buyuruyor:

"Zinaya yaklaşmayın. Zira o çok çirkin bir iştir ve (alabildiğine) kötü bir yoldur." (İsra: 17/32)

Yani, fuhuşa neden olabilecek bakışlar, dokunma vs. gibi zinaya yaklaştırıcı şeylerden uzak durun. Böylece ayet-i kerime, zinaya ortam hazır­layan davranışları yasaklamış olmaktadır.



Zinanın Toplumda Bıraktığı Kötü İzler


- Zina, bedenleri yıpratan korkunç hastalıkların yayılması ve bulaşma­sı için de doğrudan bir sebep olmaktadır.

Bu hastalıklar, kalıtım yoluyla babadan oğula geçmektedir. Günümüzde en fazla yayılma alanı bulan Aids hastalığının kökeninde zina yatıyor.

- Zina, öldürme ve cinayet sebeplerinden biridir.

Çünkü, kıskançlık insanın tabiatında var olan bir duygudur.

Şeref sahibi, onurlu bir insanın sapıklığa rıza göstermesi uzak bir ihti­maldir. Çoğu kişiler, bu utanç verici duruma düşen aile fertlerini, kanun­lar yeterli şekilde cezalandırmadığı için bizzat temizleme yoluna giderler.

- Zina aile düzenini bozan ve yuvayı sarsan kötü bir etkendir. Evlilik ilişkileri bu yüzden bozulunca, çocukların eğitimi de alt-üst olur ve onlar da genellikle serseri ve sapık olma yolunu tutarlar.

- Zina, nesebin zayi olmasına neden olur.

Miras yoluyla başkasına geçecek olan mallar, zina yoluyla el değiştir­miş olur.

- Zina, kişinin, eşini kandırması için bir sebep teşkil eder.

- Zina, geçici bir ilişkidir.

Arkasından herhangi bir sorumluluk yüklenilmez. Yani bu ilişki hay­vanidir. Onurlu bir insan, bu tür ilişkilerden uzak durmalıdır.

Zina haddinde muhsan ve muhsan olmayanı yani, evlenmiş veya ev­lenmemiş olan kadın ve erkeklerin had durumunu düşünerek bilmek gere­kir.

Muhsan olanın üzerine cezayı şiddetli kılmasının hikmeti şudur: O, evliliğin manasını ve yeteri kadar namus üzerine düşmanlığın kıy­metinin kadrini bilir. Bu nedenle onun cezası recm´dir.

Muhsan olmayan ise onun için 100 kırbaç ve 1 yıllığına sürgündür. Bu cezanın da hafif yapılmasının sebebi namusa karşı kıskançlığın manasını tam olarak bilemez. [1]

Bu son iki paragraftan anlamamız gereken şudur: Muhsan olmayan (evlenmemiş kişi)´a daha az ceza verilmesinin nedeni, o işe daha fazla ih­tiyaç duymasından değil, o işin ağır olan ehemmiyet ve kıskançlığını bil­memesinden ileri gelmektedir.



Zina Cezası


Zina eden muhsan (evlenmiş) ve muhsan olmayan (evlenmemiş olan) olmak üzere ikiye ayrılır:

Muhsan olanın haddi recm´dir.

Muhsan olmayanın haddi ise yüz kırbaç vurmak ve en az kasr mesafe­si kadar bir yere bir sene uzaklaştırmaktır.

Muhsan olmanın şartları dört tanedir:

1. Baliğ olmak.

2. Akıllı olmak.

3. Hür olmak.

4. Sahih bir nikah ile cinsi münasebete bulunmuş olmak. Köle ve cariyenin haddi hür haddinin yarısı kadardır. Livatanın ve hayvanlarla temas etmenin haddi zina haddi gibidir. Yabancı bir kadına cinsel uzvunun dışında kalan bir yerden vat´ etse yani erkeklik organını karnının menfezlerinden bir yere veya onun benze­rine idhal etse (sokarsa) bunun üzerine had cezası uygulanmaz, fakat tazir olunur.



Zina Cezası


Zina, mükellef bir insanın kendisine haram olan kadınla cinsi temasta bulunmasıdır.

Muhsan (evli) olan bir kimse zina ederse cezası recmdir. Recm, zina eden kişiyi ölünceye kadar taşlamaktır. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

"Evli kadın ve-erkek zina eder, delili sabit olur veya gebelik tesbit edilir veyahut suç itiraf edilirse, recmetmek Allah´ın kitabında bir haktır." [2] Evli olmayanın cezası ise, yüz sopa ve bir yıl sürgündür.

Yüce Allah Kur´an-ı Kerim´de şöyle buyurmuştur:

"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Al­lah´a ve ahiret gününe iman etmîşseniz Allah´ın dinine (göre) cezayı tat­bik hususunda sîzi o ikisine karsı acıma tutmasın. Onlara uygulanan ce­zaya mü´minlerden bir grupta şahit olsun." (Nur: 24/2)

Ebu Hureyre (r.a.) ile Zeyd bin Halid (r.a.) dan şöyle rivayet edilmek­tedir. Bedevilerden bir kişi Resulullah´a gelip şöyle dedi:

-Ey Allah´ın Resulü, Allah aşkına senden benim için ancak Allah´ın ki­tabı ile hükmetmeni istiyorum.

Onun hasımı olan ve aynı zamanda ondan daha anlayışlı olan diğer şa­hıs da şöyle dedi: ´Evet aramızda Allah´ın kitabı ile hükmet ve konuşmak için de bana izin ver´ dedi.

Resulullah: "Konuş" diye izin verdi.

O zat: ´Oğlum hasmım olan şu zatın yanında hizmetçi olarak bulunu­yordu, onun karısı ile zina etti. Bana da bu zinadan ötürü oğluma recm ce­zası lazım geldiği söylendi. Ben oğlum için yüz koyun ve bir cariye fidye verip oğlumu kurtardım. Daha sonra bu meseleyi ilim ehli olanlara sor­dum. Onlar, oğlunun cezası yüz değnek ile bir yıl sürgündür. Öteki zina eden kadına da recm gerekir, dediler. Resulullah (s.a.v.):

"Nefsim elinde olan Allah´a yemin ederim ki ben sizin aranızda mu­hakkak Allah´ın kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ile koyunlar tekrar iade edilecektir. Oğluna da yüz değnek ile bir yıl insanlardan uzaklaştırma ce­zası verilecektir." Bundan sonra Resulullah(s.a.v.) şöyle emir buyurdu:

"Ey Uneys, haydi bu adamın karısının yanına git, eğer zina ettiğini iti­raf ederse onu recmet." [3] İşte bu suretle Uneys kadına gitti, kadın da zinayı itiraf etti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) kadının recmedilmesini emretti. O da recmolundu.[4]

Köle ve cariye zina ederse bunların cezası hür kişiye nazaran yarımdır, yani elli değnek ve altı ay sürgündür.

Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:

" (Cariyeler)evlendikten sonra fuhuş (zina) yaparlarsa, o takdirde hür kadınlar (bu işi yaptıklarında) üzerleri­ne lazım olan cezanın yarısı cariyelere lazım gelir." (Nisa: 4/25)

Cariye zina ederse hür kadının cezasının yarısı kadarı ile cezalandırıl­malıdır. Recm cezasının yarısı olmadığına göre yukarıdaki ayeti kerime­nin hükmüne binaen elli sopa vurulmalı ve altı ay sürgün edilmelidir.

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Kıtab´ul Fıkh Ala Mezahibil Erbaa c. 4, s.103.

[2] Buhari, 6442

[3] Buhari, 6467: Müslim, 1697.

[4] Nevevi.




Eserin yazarı: Kadı Ebu Şuca Eser: DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ