ZİHAR

Zihar kişinin karısına, ´sen benim anamın sırtı gibisin´ demesidir. Kişi karısına böyle dese ve ondan sonra eşinden ayrılması sözkonusu olma­mışsa söylediğinden geri dönmüş olur. Bu durumdaki bir erkek ziharı ta­lakla takviye etmediğini ileri sürerse kendisine keffaret lazım gelir.

Keffaretler sırasıyla şunlardır:

1. Mü´min, verimli ve çalışmasına engel olacak herhangi bir kusuru bulunmayan bir köleyi azat etmek.

2. Buna gücü yetmezse aralıksız iki ay oruç tutmak.

3. Buna da gücü yetmezse her birine birer avuç keffaret verip altmış fakiri doyurmak.

Kefaret vermedikçe karısıyla cinsi temasta bulunması helal olmaz.

Zihar, kocanın karısını kendisine mahrem olan bir kadına benzetmesidir. İslam alimlerinin icmaıyla bu şekildeki sözler haramdır.

Delil şu ayeti kerimedir:

"İçinizden zihar yapanların kadınları onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır Şüphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan söylüyorlar. Kuskusuz Allah affedi­cidir, bağıslayıcıdır. Kadınlardan zihâr ile ayrılmak isteyip de sonra de­diklerini geri alacaklar (için) birbiriyle cinsi temas etmeden evvel, bir kö­leyi hürriyete kavuşturmaları gerekir..." (Mücâdele: 58/2-3)

Böyle bir davranışta bulunmak büyük günahlardandır. Çünkü Yüce Al­lah Kur´an-ı Kerim´de şöyle buyurmakladır:

"...şüphe yok ki onlar, her hâlde çirkin ve yalan bir laf söylüyorlar." (Mücadele: 58/2) [1]



Ziharın Rükünleri


1- Zihar yapan: Şartı, boşanması sahih olan bir koca olmasıdır. Koca olmayanın zihâr yapması sahih değildir. Onun ne yabancı biri ve ne de efendinin ziharı olur. Şayet bir efendi, cariyesine, "Sen bana annemin sır­tı gibisin" derse, zihâr sahîh olmaz. Deli, çocuk ve mükrehin (zorlanan kimsenin) zihârı da sahîh değildir.

2- Kendisine zîhar yapılan: Şartı; hür olsun, câriye olsun velevki ric´atla olsun zevce olmasıdır. Yabancı bir kadından, hul´ yapmış biri bile olsa sahîh değildir.

3- Kendisine benzetilen: Şartı, zihar yapan için mahrem bir kadının bütününü yahut görünen bir kısmı olmasıdır. Mahrem olması, nesepten olabileceği gibi süt ve akrabalıktan dolayı da olabilir. Annesi, kızkardeşi, soyundan olan kızı, babasının veya annesinin sütannesi ve kendisinin do­ğumundan önce babasının nikahlamış olduğu analığı gibi.

Bir kişi karısına; "Sen bana babam gibisin" veya "Oğlumun karısı gi­bisin" diyecek olsa zihar olmaz.

4- Siga: Siganın şartı ise, sarih olarak veya kinaye yoluyla ziharı ifade eden lafızdır.

Sarih olanı; hanımının tümünü veya başını veya elini veyahut benzeri zahir organlarından birini, yukarıda saydıklarımız mahremlerinden biri­nin sırtına veya eline veya ayağına ya da buna benzer manevi bir değer ifade etmeyen zahir organlarından birine benzetmesidir.

Kinaye olanı ise;

"Sen anam gibisin veya kızkardeşim gibisin" veya "Onun gözü yahut başı gibisin" demesi ya da manevi bir değer ifade eden zahir organların­dan birine benzetmesidir. Şayet bunlarla ziharı kasdetmişse, zihar gerçek­leşmiş olur. Ama kasdı zihar değilse, hiçbir şey gerektirmez.

Zihar yapan kime zihardan sonra dönmekle kendine keffâret gerekir.

Ric´îyye olmadan bir zevceye yapılan zihardan dönüş, zihardan sonra şer´an ondan ayrılması mümkün olacak kadar zaman geçmeden onu geri almasıdır. "Seni boşadım" diyecek kadar geçmeden geri dönerse, zihar­dan dönmüş olur.

Hemen ardından delirir veya bayılır veya dilsiz olur ve anlaşılır bir işareti bulunmaz ya da ikisini veya birinin ölümüyle yahut ta kocanın ve­ya kadının kusurundan dolayı nikâhlarının fesholunmasiyla yahut koca­nın veya kadının dinden çıkarak nikahlarının feshiyle yahut ta baîn bir boşama veya ric´î bir boşama olup ric´at etmemesiyle aralarında ayrılma sözkonusu olursa, bu durumların hepsinden geri dönemez. Çünkü ilk üç durumda ayrılma mazeretinden dolayı, ölüm ayrılığında imsakin geçmiş olmasından dolayı ve geri kalan durumlarda ise, yokluğundan dolayı geri dönülemez.

Zihar yapılan ve hayızlı olan kadın için geri dönüş, ancak kanının ke­silmesinden sonra yukarıda zikredilen tutma ile olur. Kanı kesilmeden önce tutmak olmaz. Çünkü hayızlı olduğu müddetçe şer´ân ayrılma imkâ­nı yoktur. Talakın hükümlerinde olduğu gibi, hayızlı iken boşamak ha­ramdır.

Karısına, "Sen bana annemin sırtı gibisin" demesi, artık onu zevce olarak tutmamasını gerektirir. Şayet onu zevce olarak tutuyorsa sözünden dönmüş ve ona muhalefet etmiştir.

Muvakkat olmayan ziharda ric´îyye olan zevce için geri dönüş, ister onu zihardan önce ve ister sonra boşamış olsun, ona ric´at edebilir.

Vakitle ta´lik edilen zihardan dönüş, ancak kendisiyle kayıtladığı vakit­te cinsi ilişkide bulunmakla hasıl olur. Yine, mekan ile kayıtlı olan zihar­da, ancak o mekanda cinsi ilişkide bulunmakla dönüş hasıl olur.

Zihar yapıp dönen kişi keffâret vermeden ve muvakkat ziharda da müddet bitmeden karısından hayızlı olduğu zamanki halı ile istifade et­mesi haramdır. Onun için göbek ile dizler arasındaki yerlerine dokunması haramdır. Yine ziharı bir mekanla kayıtlayan, o mekandan ayrılmadıkça yahut keffâret vermedikçe zikredilen yararlanmada bulunması haramdır. [2]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Kadı Ebu Şuca?, Ğayet?ül-İhtisar ve Şerhi , Ravza Yayınları: 471-472.

[2] Kadı Ebu Şuca?, Ğayet?ül-İhtisar ve Şerhi , Ravza Yayınları: 472-473.





Eserin yazarı: Kadı Ebu Şuca Eser: DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ