Haccetmek

Dinen zengin sayılan ve sıhhatli olanlara Allah´ın farz kıldığı bir iba­dettir. Dünyanın muhtelif yerlerinde yaşıyan müslümanlarm birbiriyle ta­nışmalarına ve kaynaşmalarına vesile olur.

Hacc, temelde kişinin Allah´a doğru yönelmesidir. İnsanoğlunun ya­ratılış felsefesinin sembolik bir göstergesidir. Biraz daha açıklanacak olursa, Hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterilmesidir. Bu yara­dılış göstergesi bir tarih göstergesi, bir birlik göstergesi ve bir ümmet gös­terişi olarak bu temel ibadetle kendini gösterir.

Hac ibadeti ile Kâ´be´yi ziyaret etmenin derin bir anlamı vardır. Peygamberimiz (s.a.v.)´in dedesi tarihin en eski ve en mükemmel insa­nı İbrahim (a.s.), Kâ´be tavaf edilirken tıpkı canlandırılır.

Hazreti İbrahim yeryüzündeki bütün putları reddederek yalnızca Al­lah´ı sevdi ve O´na itaat etti. Kendi elleriyle Kâ´be´yi yaptı. Bu yapı o günden bugüne ve kıyamete kadar yeryüzünde Allah´ın evidir. Kimi in­sanların hemen aklma şu soru geliyor. Acaba o Kabe´nin içerisinde ne vardır?

Evet madde gözüyle baktığımız zaman orda hiç bir şey göremeyiz. Ama dinimiz bizi mana itibarıyla da ele aldığı için biz o Kâ´be´ye mâna itibarıyla bakacağız.

Kâ´be´nin herhangi bir yönü yoksa da ibadetlerimizle Kâ´be´ye dön­mekle yönümüzü seçiyor ve Allah´a dönüyoruz demektir.

Kuran-ı Kerim´de Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Doğu da Allah?ındır, batı da, onun için nereye döner yönelirseniz Al­lah?ın yüzü oradadır. (Bakara: 2/115)

Kâ´be´nin dışında ibadet ederken O´na dönmek gerekir.

Kâ´be´nin batısına doğru, Kabe´ye bakan yarım daire şeklinde bir du­var vardır, adına "Hicr-i İsmail" denilir. Hicr, bir eteğin simgesidir. Yarım ay şeklindeki bu duvar bir eteği andırır.

İbrahim (a.s.)´in zevcesi Sare´nin Hacer isminde Habeşistanlı siyah bir cariyesi vardı. Sare´nin kocası İbrahim´e çocuğu olması için İbrahim (a.s.)´ın Hacer ile beraber olup ses çıkarmayacak kadar yoksul ve alçak gönüllü idi. İbrahim (a.s.)´ın zevcesi olma şerefinin yanı sıra daha çok şe­reflendirmek için Allah Hacer ile Kâ´be arasında bir ilgi kurdu.

Hacer´in evi İsmail (a.s.)´ın doğduğu yerdir. Hacer´in evi diyebilece­ğimiz mezarı oradadır. Mezar, Kabe´nin 3. sütununun yanındadır. Hiç kimsenin, peygamberlerin dahi camiye gömülmeleri düşünülmezken, si­yah (Habeşli) bir kadının Allah´ın eviyle yanyana olması ne kadar düşün­dürücüdür. İsmail (a.s.)´in annesi Hacer orada gömülüdür. Kâ´be O´nun mezarına doğru uzanır. Duvarla Kâ´be arasında dar bir geçit vardır. Kâ´be´yi tavaf ederken, Allah (c.c.)´ın duvarı da Kâ´be´den sayarak O´nun dışından dönmemizi emrederek bunun aksini kabul etmez.

Tevhid´e inanıp Allah´ın Hacc emrinin çağrısını kabul edenler, Kâ´be´yi tavaf ederken Hacer´in medfun olduğu bu eteği de Kâ´be´den sayıp öylece tavaf etmeleri gerektiğinden büyük bir ibret almaları gerekir.

O etekte;

Bütün insanlığın arasından bir kadın,

Bütün kadınların arasından bir cariye ve

Bütün cariyeler arasından siyah bir hizmetçi o makamda bulunur.

Safa ile Merve arasında yapılan sa´yin de yine Hacer´e yad olsun diye yapmanın elbette büyük bir anlamı vardır.

Müslüman, haccını bu şuurda yapacak veya hacca bu şuurla bakacak,

İslam dininde kadın ikinci sınıf insandır diyenler için bu, en mükem­mel cevaptır. [1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Kadı Ebu Şuca?, Ğayet?ül-İhtisar ve Şerhi, Ravza Yayınları: 66-67.



Eserin yazarı: Kadı Ebu Şuca Eser: DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

DELİLLİ ŞAFİ İLMİHALİ