01. Konu : Sabrın Lügat Manası, Kelimenin Türetilişi Ve Çekimi

Sabır, lugatta menetmek ve habsetmek manasmdadir. Sa­bır, insanın kendisini feryad etmekten, dilini şikayet etmekten, ellerini yüzüne, dizine vurmaktan ve elbiselerini yırtmaktan menetmesidir.

Sabır kelimesi, asabera, tasbiru, sabran» diye çekilir. Sa-bera nefsehu: «nefsini (kendini) menetti.» denir. Nitekim Al­lar Teala buyuruyor: «Habibim, Rabîerine dua edenlerle bera­ber kendini habset.» (Kehf/28)

Bir kimseyi habsettiğin zaman «sabertü fü'lanen; falanca kimseyi habsettim.» ve bir kimseyi sabretmeye teşvik ettiğin zaman «sabbertühü: onu sabra teşvik ettim.» dersin, iki kişi bir şahsı yakalamış, biri tutmuş, diğeri onu öldürmüş, bunun üzerine Resul-i Ekrem: «Katil öldürülür, tutan habsedilir.» di­ye buyurmuştur. Öldürülmesi için bir kimseyi tuttuğun zaman, «Sebertü'r-racule: adamı tuttum» ve yemin etmesi için hab­settiğin zaman «Asbertühü.\ onu habsettim» dersin. Nitekim sahih bir hadis-i şerîfde, «Bir kimse müslüman bir kişinin ma­mı koparıp habsetmek (almak) için (yalan yere) yemin eder­se kıyamet gününde kendisinden Cenab-ı Hakk i'raz etmiş ol­uğu halde O'na mülaki olur.» buyurulmuştur. Kaseme bah­sindeki hadis-i şerifde de «Başkalarının yemin etmeleri için sedildikleri yerde' onu habsetme!» diye buyurulmuştur. ... Uzerine yemin edilen şeye «masbure» denir. Bir hadîs-i şe-e de, «masbure» yani koyun, tavuk gibi hayvanların ölmeleri için bağlanarak, habsedilip, ölüme terkedilmeleri yasak­lanmıştır. '

«Scbtr» kelimesi, mazide üstün, müzaride esre ile «sabartü, asbirü» babından olursa daha çok kefalet manasına gelir. Ke­fil olana «sabir» denir, sanki kefil nefsini borç ödemek için habsetmiştir.

Arablann «usburni: bana kefil göster» sözü de bundandıı. Bazıları, «sabır» kelimesinin aslında «şiddet» ve «kuvvet» ma­nası da vardır, bundan dolayı tedavi için kullanılan meşhur bir İlaca çok acı olduğu için «sabır» ismi verilmiştir, demişler­dir.

Asmai, «bîr kimse şiddetli bir belaya maruz kaldığında «lekiyehâ bi csbârihâ» yani «şiddetli bir belaya uğradı» denir» demiştir. Hür kadına şiddetli ve kuvvetli olduğu İçin, «ümm-i sabbre» denir. Araplar, bir kavim şiddetli bir sıkıntıya düştü­ğünde vckca'l-kavmü ji-emrin scbbûrin «falan kavim şiddetli bir sıkıntıya düştü» derler. Yine «sabârretü'ş-şitâi: kış çok şid­detlidir.» denir.

Bazıları, sabır; toplamak, katmak, eklemek manalarına da gelir, çünkü sabreden kendini feryad ve sızlanmaktan toplar. Aynca arpa, buğday gibi yenilecek maddelerin yığınına «sub-retu't taam» ve taş yığınına, «subaretü'l hicare» de denir demiş­lerdir.

Netice olarak, sabır en yaygın olarak üç manada kullanı­lır; «menetmek», «şiddet» ve «toplamak».

Bir kimse sabrettiği zaman «sabare: sabretti», kendini sabra zorladığı zaman, «tesabbere», sabrı kazandığı zaman «ıstabere», hasmı sabır makamında durduğu zaman «sabere», kendisini ve başkasını sabra teşvik ettiği zaman «sabbere nefsehu ve gay-rehu» denir.

Ism-i faili, usabirûn, sabbarûn, sabûrun, müsâbirûn ve mus-tabirûn» gelir. Müsabirûn, «sabere»âen mustabirun, «ıstabere» den, sabirûn «saberey>den gelir.

«Scbbarûn, sabûrun», «darrabûn» ve «darûbûn» gibi sü-lasinin mübalağa vezinlerindendir. [1]


Eserin yazarı: İbn Kayyım El-Cevziyye Eser: Sabredenler ve şükredenler

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Sabredenler ve şükredenler