Kitaplar | Yazarlar | İlmihal | Sohbetler | Hutbeler
KİRACI VE EV SAHİBİ MÜNASEBETLERİNDE ÖLÇÜ
Ev, dükkân ve benzeri akarların kiraya verilmesi hâlinde kira müddetinin belirlenmesi icap eder. Bu müddet belirtilmiş olmazsa ak-din konusu olan yararlanma müddeti meçhul bırakılmış olur. Bu durum, mal sahibi ile kiracı arasında anlaşmazlığa ve kırgınlığa yol açar. Bu hususlara açıklık getirecek ölçüleri arza çalışalım:
a) Kira müddeti:
Müçtehidlerin ekserisine göre, bu müddet uzun veya kısa olabilir. En uzun süre için bir sınır konulmamıştır. Bu sebeple malın kalabileceği en uzun müddet dikkate alınarak sözleşme yapılabilir.
b) Kiranın ne zaman başlayacağı:
Aylık veya yıllık olarak yapılan kira sözleşmesinde kiranın ne zaman başlayacağı belirtilmişse, akitten sonraki ayın başından itibaren kira müddeti başlamış olur. O güne kadar olan müddetin ücreti, bir aylık kira bedelinin günlere bölünmesi ile tesbit edilir ve o müddetin kirası yevmî hesap üzerinden ödenir.
Kira sözleşmesi ayın ilk günü bir ay, birkaç ay, bir yıl veya birkaç yıl için yapılmışsa, kira müddetinin sonuna kadar ay hesabı yürütülmelidir. Oniki ay, onbeş ay, yirmidört veya otuzaltı gibi süre tesbiti yapılmalıdır.
Ayın evvelinde yapılmayan kira sözleşmesinde, bu müddetin hesaplanmasında şöyle bir yol da takip edilebilir. Yıllık olarak kiralanan bir evin ilk aydaki eksik kalan günler, son aydaki günlerle otuz güne tamamlanır. Onbir ayla birlikte yıllık süre tesbit edilmiş olur. Bu hesaplama şekli İmam Ebû Hanife'den diğer bir rivâyet olmaktadır. İmam Muhammed'in içtihadı da böyledir.
c) Kiraya verilen akarın kullanma şeklini belirlemelidir:
Bir akar (ev, dâire, dükkân); kiraya verilirken ne maksadla kullanılacağı kira sözleşmesinde belirtilmelidir. Bu cihet açıklanmamışsa o beldenin örfü dikkate alınır. Kiracı bu yerde tek başına veya başkası ile birlikte kalabilir. Akarın sahibi onun münferiden kalmasını istiyorsa, kira sözleşmesinde "yanında başkasını oturtamaz" kaydını koymalıdır.
d) Kiralanan akardan faydalanmanın şer'an mubah olması:
İslâm diyarında ve İslâmî hükümlerle idare edilen bir beldede bulunan bir müslümanın akarını kiralayan zimminin kiraladığı yeri kilise veya havra olarak kullanması; meyhane, şaraphane veya kumarhane olarak çalıştırması câiz değildir. Çünkü bu kiralama şekli Allah'a isyandır. Müslüman buna razı olamaz, olmamalıdır.
e) Kira bedelinin ne olarak ödeneceği belirtilmelidir:
Kiraya verilen akarın bedeli TL7 döviz, altın, gümüş, buğday veya arpa gibi şeyler ile kiraya verilebilir.
İmam Ebû Hanife'ye göre, kira bedelinin ödeme şekli masrafı gerektiriyor ise ödeme yerinin belirlenmesi icap eder. Bu durum, îmâmeyne göre bir şart mâhiyetinde değildir. Şâyet ödeme yerin ko-nuşuimamışsa kira sözleşmesinin yapıldığı yer, ödeme yeri sayılır.
f) Kira süresinin bitmesi:
Kira süresinin sona ermesi ile yapılan kira akdinin sona ereceğinde fıkıh âlimleri arasında ittifak (görüş birliği) vardır. Bu hüküm muvacehesinde, kira müddeti son bulunca, sözleşme fesh edilebilir. Taraflar akdi fesh etmeden iik sözleşme üzerine devam ederler ise önceki şartlarla kira süresi uzatılmış sayılır.
Kira sözleşmesinin sonunda sözleşme fesh edilmek isteniyorsa, bu husus yapılan mukaveleye konulmalı; her yıl kira yenilenerek devam ediliyorsa, yıl son bulmadan bir veya iki ay önce feshi haber verme hususu şartı mukaveleye konulmalıdır.
(1) Mebsût a 15 s. 113,
(3) İbni Mâce c. 2 s. 812.