Kitaplar | Yazarlar | İlmihal | Sohbetler | Hutbeler
İMAMLIĞIN SAHİH VE MAKBUL OLMASINDA ÖLÇÜ
Namazların cemâatle edâ edilmesinin sevabı, tek başına kılınandan yirmiyedi derece fazla olduğu hadis-i şerife dayalı bir gerçektir. Böylesine yüksek bir sevaba nâil olabilmek için bir topluluk ve bu cemâate namaz kıldıracak bir imamın bulunması gerekmektedir. İmamlık yapacak kimsede fıkıh kitaplarında belirtilen manâda bir "ehliyetin bulunması lâzımdır. Yapacağı hizmetin Allah katında makbul olabilmesi için bu "ehliyet" şarttır. Bunlara İMAMLIĞIN SİHHATİNİN ŞARTLARI denilmektedir. Sağlığı yerinde olup özrü bulunmayan erkek cemaata imamlık yapacak kimsede aranan şartlar altı şeyden ibarettir^1 \ Onları ehemiyet derecesine göre şöyle ifade edebiliriz:
a) Müslüman olmak:
Bu şart, her ibâdetin makbul olmasında aranan bir husustur. Öldükten sonra diriltilmeyi veya şefaati inkâr eden, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'e (Alfâh'a sığınarak ifâde etmek isterim) söğen veya kendisini küfre nisbet ettirecek bir davranışı açığa çıkan kimsenin, Müslüman olduğunu izhâr ederek imamlık yapmaya kalkışması sahih ve makbul olmaz(2).
b) Erkek olmak:
Kadının kendi hakkındaki namazı sahih olduğu hâlde bir erkeğin kadına uyarak namaz kılması sahih olmaz.
Kadınlar, bir erkeğin peşinde namaz kıldıklarında, en geride saf teşkil etmektedirler. Bu durum, onların peşinde namaz kılmanın câiz olmadığını göstermektedir^.
c) Ergenlik çağına ulaşmış bulunmak:
Çocuğun namazı nafiledir ve onun nafilesi üzerine lâzım olmuşda değildir. Bu sebeple ergenlik çağına ulaşmış bir kimsenin ne farz namazlarda ne de nâfile bir namazda "sabi"ye uyması sahih değildir.
Farz bir namazda, farza niyyet etmiş olsa bile, çocuğun kılacağı namaz yine nafiledir. Her iki hâlde çocuğu iktidâ etmek câiz olmaz. Çünkü kuvvetliyi zayıf üzerine binâ etmek olur.
d) Akıllı olmak:
Aklı başından gitmiş olan kimseye örnek olarak "serhoş" ile "cünûn-ı mutbik" ile akıl hastası bulunan kimseyi(4) gösterebiliriz. Bazan iyileşen kimsenin, aklı başına geldiği zaman yapacağı imamlık sahihtir. "Aklı başında olma" şartı dikkate alındığında "bunak" kimsenin imamlığının da sahih olmayacağı açığa çıkmış olmaktadır'5).
e) Kırâet:
Kur'ân-i Kerim'den namaz sahih ve câiz olacak kadar ezberlemiş olmak. Bu şart dikkate alındığında, yeteri kadar ezberi bulunan kimsenin ümmîye veya dilsize uyması sahih olmaz. Ümmînin ümmiye, dilsizin dilsize uyarak namaz kılması caizdir. Fakat ümmî olan şahsın dilsize iktidası sahih değildir. Çünkü iftitah tekbiri alabilecek durumdadır. Bu yönü ile dilsizden daha kuvvetli sayılmaktadır.
f) Özürlerden selâmet:
Özrü bulunan kimsenin namazı, özrüne binâen sahih olmaktadır. Özürler; sık sık burun kanaması, yellenme rahatsızlığı ve dilde bulunnan "kekemelik"tir. Bu mâzeret, "te" veya "fe" harfini tekrarlama; "sin" harfini peltek okunması gereken "Se" gibi telafuuz etme veya "rı" harfini "gayın" gibi okumaktır.
Kur'ân-i Kerimde "sin"i "se", "rı" harfini "gayın" yapmaktan hâli bir âyet bulamayan,, gece ve gündüz saatlerinde dilini düzeltmek için çalışmayı, tatbikat ve eksersiz şeklindeki gayreti terk ederse namazı fasittir^.
(1)Nûrul-îzâhs. 57
(2) Nimet'ül-İslâm "Kitâbüs-Salât" s. 192-193
(3) Cevhere e. U. 78
(4) CÜNÜN-I MUTBİK: deliliğin devamlı olması demektir.
(5) Nimetül-İslâm "Kitâbüs-sâlat" s. 193 (dipnot: 1)
(6) Merâk'ıl-felâh s. 84