H.7. Osmanlı Döneminden Nükteler

Düğün

Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi Hatice Sultan ile Sadrazam Makbul İbrahim Paşa'nın
düğünleri çok güzel olmuştu. Bu düğünden altı yıl sonra şehzadelere yapılan sünnet düğününün de Hatice Sultan ile Sadrazam Makbul İbrahim Paşa'nın düğünlerinden aşağı kalan tarafı yokmuş.
Padişah, Sadrazama:
"Hangi düğün daha güzel?" diye sorduğunda ondan şu cevabı almış:
"Benim düğünüm gibi bir düğün şimdiye kadar yapılmadı ve yapılmayacaktır."
Bu cevabı alan Padişah şaşırmış ve:
"Nasıl yani?" demiş. Bu soruyu da şu şekilde cevaplandırmış Sadrazam Makbul İbrahim Paşa:
"Çünkü sizin düğününüzde benim düğünümde olduğu gibi bir davetli yoktu.
Benim düğünüm ise zamanın Süleyman'ı ile şereflenmişti."

Sakal Yeniden Çıkar

Osmanlı Donanması İnebahtı Deniz Savaşı'nda yenilince Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa,
Venedik elçisine şu sözleri söyler:
"Siz İnebahtı'da donanmamızı bozmakla sadece sakalımızı traş ettiniz.
Ama biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Sakal yeniden çıkar;
lakin kesilen bir kolun yeniden yerine gelmesi mümkün değildir."

Ademsiz Cennet

Divan edebiyatının en büyük şairlerinden olan Bâki, Edirne'yi bir ziyareti sırasında; Emrî, Mecdî gibi tanınmış Edirneli şairlerle de görüşüp konuşmuş. Bu esnada yerli şairler Edirne'yi o kadar çok övmüşler ki Bâki'ye bu övgülerden gına gelmiş. Bununla da yetinmeyip, Bâki'nin Edirne hakkındaki düşüncesini öğrenmek istemişler. İçinden kızgın olan Bâki, bu vesileyle Edirneli şairlere hadlerini bildiri vermiş:
"Gerçekten şehriniz çok güzel, cennet gibi bir yer. Ama ne yazık ki içinde Adem yok."

Bit

Kanuni Sultan Süleyman, kızı Mihrimah sultanı; zekî, hırslı, geleceği parlak bir devlet adamı olan Rüstem Paşa'ya vermek istiyormuş. Rüstem Paşa bu sırada Diyarbakır valisi imiş. Kanuni sarayın hekimbaşını çağırarak cüzzam hastalığının en çok tanınan belirtisinin ne olduğunu sormuş. Hekimbaşı cüzzamlı bir kimsede bit barınamayacağını söylemiş. Bunun üzerine Diyarbakır'a adamlar gönderilmiş. Bunlar gizlice Rüstem Paşa'nın çamaşırlarını kontrol etmişler ve bu sırada bir bite rastlamışlar. Böylece Rüstem Paşa'nın cüzzamlı olmadığı anlaşılmış. Bu olay üzerine devrin bir şairi şu iki dizeyi yazmış:
Olacak bir kimsenin bahtı kavî, tâlihi yâr
Kehlesi (biti) dahi mahallinde onun işine yarar.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Google
 


ihya.org toplist TOPlist