8. KISIM Dört bölümden ibaret olan BİRİNCİ BAB'ın dördüncü bölümü..IV. BÖLÜM: Murakabe

Burada, Hak yolcusu salikin murakabesi, üç yönü ile beyan edile­cektir.
Zikreden kimsede, zikrin iyi sonuçları ortaya çıktığı zaman, durumu mürşid şeyhine anlatır. Mürşid olan şeyhin izni ve icazeti ile Hak yolcusu salik, murakabe ile meşgul olmaya başlar; zikri bırakır.
Anlatılan murakabeye, şu hadis-i şerifte işaret vardır :


— «Bir saatlik tefekkür, yetmiş senelik ibadetten hayırlıdır.»

Şu âyet-i kerimede dahi, murakabeye işaret vardır :



— «Onlar, öyle erlerdir ki; kendilerini ne ticaret, ne de alışveriş Allah'ı anmaktan alıkoyar.»
(Nur sûresinin 37. âyetidir.)
İşte salik, yapmaya alıştığı teveccühü ile kalbinde müşahede etmeyi başardığı yedi letaif belirtileri, nefiy-isbat, Allah'ın ihsan eylediği tüm letaif i elde etmiş olarak; tam bir temizlikle kıbleye dönük olarak oturmalı ve murakebeye geçmelidir.
Murakabe, en azından bir saat kadardır; daha da arttırılırsa aşk ol­masını dileyelim, Allah rızasının yoludur.

•*•

Başta da işaret edildiği gibi, murakebe, üç şekilde açıklanacaktır. Şöyleki:
1. ŞEKİL: Yukarıda da yazıldığı gibi, Hak yolcusu salik, te­miz bir yere gizlice oturur; gözlerini kapatır. Akla gelecek her şeyden, kendisini ayırır. Tüm azalarını, ölü azaları gibi bırakır. Bu iş yeri olan âlem, insanlar, cinler, melek, huri, gılman, cennet, cehennem, arştan ye­re, yerden arşa varıncaya kadar bulunan zehrreler de dahil olmak üzere hiç yaratılmamış görecek; kendisini silinmiş bir fani bilecek. Bu kıyasla, bu usulle, hemen her gün murakabe ile meşgul olacaktır.
Böyle yapılırsa; Yüce Sübhan Allah'ın lütufları ile vuslat sırları açılır. Allah'ın ihsanına zuhur yeri olunur. Bunlar, onun ilâhî lütuflarından umulacak işlerdir.

**

2. ŞEKİL: Hak yolcusu salik, yazıldığı şekilde murakabe ile meşgul bulunacak, bütünüyle isteklerden geçecek, akhna gelenleri bir yana itecek, zikirde, fikirde dahi olmayacak..


Anlatılan hal ile, azalarını ölmüş gibi bir yana bırakacak, gözlerini de kapayacak. Bu durumu ile sanacak ki: Kendisine ölüm emri gelmiş, ölmüş.. Kendisini kabre koymuşlar. Aradan da zaman geçmiş, cesedi ve kemikleri çürümüş.. Tamamen silinmiş, hiç bir iz kalmamış..
Yukarıda anlatılan ölçüdeki murakabe, en azından bir, ortalama iki, en çoğu üç saat kadar olur.
Bu murakabeye devam edilirse :



— «Ölmeden önce ölünüz.»
Emrindeki mana sırrı açılır. Bu yoldan da, Allah'ın insanına zuhur
yeri olunur. Allah'ın lütuflarından beklenen de budur.
*
**
3. ŞEKİL: Hak yolcusu salik, yukarıda yazıldığı şekilde mu­rakabe ile meşgul bulunacak, tüm isteklerden geçip akla gelenleri bıra­kacak. Zikirde fikirde dahi olmamalı.. Bilecek ki: Ölüm emri gelmiş, Hakkın emri ile âhirete göçmüş, kendisini kabre koymuşlar. Tüm azaları dahi silinip yok olmuş, onlardan yana hiç bir belirti kalmamış.. Kıyamet dahi kopmuş; yerden arşa, arştan yere kadar hiç bir şey kalmamış, bü­tün varlık yok olup fena bulmuş. Ve.. Hak'tan başka her şey yok olmuş.
işbu ölçüler içinde; ya bir, ya iki, ya üç saat oturmalı.
Bu murakabeye devam edilirse, Hak yolcusu salike, şu âyet-i keri­menin sırrı zuhur eder :



— «Bu gün mülk kimin?. Vahid Kahhar Allah'ındır.»


Mümin suresinin 16. âyeti olan bu mananın zuhurundan sonra; harf-siz, sessiz bir şekilde Hak yolcusu salik, Fecir suresinin son iki âyetindeki manaya muhatab olmaya mazhar olur :



— «Ey doyuma ulaşan nefis, Rabbına dön.. Hoşnut olarak; hoşnut olunarak..»
Ve., vuslat sırları artık bilinmeye, açılıp görülmeye başlar.
Bir şiir :

Aşıkların al canını;
Ver anlara cananı..
Âşık neyler can ü teni;
İster hemen cananını..1


(1) Bu şiirin daha açık Türkçesi şöyledir:
Seven âşıkların canını al da, onlara sevdiklerini ver.
Seven âşıklara ne ruh lâzım, ne beden; onlar her halde sevgililerini dilerler.


Alt Konulari


Eser: Miftahul Kulûb

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Miftahul Kulûb