Dört Eser

Değerli Kardeşlerim, .

Sizlere, dört eserden meydana gelen büyük bir eser sunuyorum.

Yazarın hayatı, ayrı bir bölüme alındığı için, buraya alınmadı. An­cak, o büyük zatın, burada sunulan o güzel eserlerini kısaca sizlere ta­nıtmak istiyorum.

O eserler, sunuluş sırasına göre şöyledir :

I. MÎFTAH'ÜL - KULÜB..

Bu eserin ismi, dilimize şu şekilde çevrilmiştir : GÖNÜLLER AÇAN KÎTAP..

Bu eserde, bâzı tasavvufî yollar anlatılmaktadır; sahte sofulardan uzak durmak için, tenbihler vardır.

Bu eserin yazarı, adı geçen eserinin yazış sebebini anlatırken; bizzat Resulüllah efendimizi rüyada gördüğünü, kendisine şöyle buyurduğunu yazar :

— Nuri, evlâdım, vakitler bir başka oldu. Aşık, sadık, mana yüzünü görmeyi isteyen ümmetlerim; esenlikle yolları bulup hoşnutluk yoluna bel bağlayarak vuslat sırrına nail olsunlar.

Daha sonra, Resulüllah efendimiz, bu eserin yazılmasını emretmek­tedir; Allah ona salât ve selâm eylesin.

II. RİSALE-İ MURAKABE..

Bu eserin ismi de, dilimize şu şekilde çevrilmiştir : MURAKABE KİTABI..

Bu eserde, bazı irşad yolları açıklanmakta; özellikle ruhanî yolla, nefsanî yol, ayrıntıları ile anlatılmaktadır.

Bu eserin yazarı, yine aynı zattır; eserinin başında şöyle yazmıştır :

— Resulüllah ile Hak yola davetçi bulunan evlâdıma irşad işini ko­laylaştırmak için, bundakileri derleyip biraraya getirdim.

III. RİSALE-İ ' PENDİYE..

Bu eserin ismi, şu şekilde dilimize çevrilmiştir : ÖĞÜT KİTABI..

Bu eserin yazarı dahi aynı zattır. Tasavvuf yoluna girenlere bazı tavsiyelerde bulunup baş tarafında şöyle yazmıştır :

— Bu tarikat-ı aliyyeye girmek isteyen din kardeşlerine, başta ge­reken odur ki : öncelikle kendilerini, her emri açık olan şeriata uygun hale getireler.

IV. EVRAD-I FETHİYE..

Bu eserin ismi de, şu şekilde dilimize çevrilmiştir : FETHİYE VÎRD-LERİ.

Bu eser, salâvat-ı şerife, duâ ve münacaattan ibarettir. Metin, ter­cüme, şerh biraradadır. önemli bir eserdir.

Bu eser, baş kısmındaki bir yazı ile şöyle tanıtılmaktadır :

Hazret-i Emir Seyyid Ali Hemedanî şöyle anlattı:

— Bin dört yüz (1400) evliya ile karşılaşma ve buluşma nasib oldu. Hemen her birine sordum :

— Mana yolunda velayet kapısının açılması nasıl müyesser oldu?. Hemen her birinden şu şekilde bir cevap geldi :

— Bizler, bu velayet derecesini, bu güzel Fethiye Virdini devamlı okumak, onu hiç bırakmamak sebebi ile bulacağımızı bulduk.

***
İslâm dininin zuhuru ile birlikte, insanın mükemmel yetişmesi hedef alınmıştır.

Tertemiz bir geçmişe sahib olan ihsan; bu âlemde kendisine verilen rollerin havasına girmiş, kendisini o rollerdeki tip sanmıştır. Böylelikle, kendi asıl değerini yitirmiş, aslî safiyeti bozulmuştur.

İşte îslâmiyetin görevi, anlatılan durum meydana geldikten sonra başlar; insana, aslını tanıtacak, safiyetini bulduracaktır.

Esas mesele ve gaye anlatıldığı gibidir. Ne var ki, anlatılanı başarma yolları ve çareleri İslâm dininde çoktur; terbiye çerçevesi, gayet geniş tutulmuştur. Zamana, zemine, insandan insana göre değişiktir. Her za­man ve her yerde aynı usule başvurulamayacağı gibi; her insana da aynı terbiye usulü uygulanamaz.

Her usul, her terbiye yerinde geçerlidir.

Üstteki kısa açış sözü, bu eserlerin esas durumunu anlatmak için­dir; şöyleki :

. Bu eserlerin esas konusu, insanın, manevî terbiyesi olmakla beraber, zamana, çevredeki insanlara göre yazılmıştır. Eserler, değerlidir; ancak :

— Bunları manevî terbiyem ve gelişmem için ben de kendime uy­gulayacağım..

Diyen kimse yanılabilir. Zira, bunlar birer reçete hükmündedir; her­kesin hastalığına iyi gelmeyebilir. Bunun için, burada, şu tavsiye göz-önünde tutulmalıdır :

— Bu eserleri alıp okumalı, geçmişte neler olduğunu, insanı aslına ulaştırmak, aslî safiyetini buldurmak, manevî gelişmesini sağlamak içir nasıl bir uygulama yapıldığını bilmeli.. Şayet tasavvuf yoluna girmek için bir kimsenin içinde bir arzu doğarsa., o vakit, yaşadığı zamana göre, kendisini gerçeğin kapışma götürecek birini bulup elini tutmalıdır.


***

Bu dört değerli eseri, faydasından ayrı olarak, tarihî bir değer ta­şıdığı için okuyuculara sunulmasında fayda görülmüştür.

Bu eserler, bir asır kadar önce yazılmıştır. O zamandan bu zamana kadar da çok şeyler değişmiştir. İnsanlar değişmiş, tekâmül devam et miş, ilim, fen ilerlemiş, hemen her manada yorum bir başka olmuştur.

işbu anlatılan sebepten ötürü, size bir asır evvelin kapısını açıyor :

— Her şeyîn ilmi, cehlinden evlâdır. (Bir şeyi bilmek, bilmemekten daha yerinde olur.)

Kuralına göre, büyüklerimizin bu yolda nasıl çalıştıklarını, bize ne­ler bıraktıklarını sizlere sergiliyorum.

Daima başarılı olmanızı dilerim; Allah'a emanet olunuz.

Abdulkadir AKÇÎÇEK

17 Muharrem 1403

3 Kasım 1982

Bostancı - İstanbul



Eser: Miftahul Kulûb

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Miftahul Kulûb