HUTBE ALLAH KORKUSU

Allaha inanan mü´min korkmaz
İnanan bir insan için hazar ve sefer halinde, Rabbine olan kulluğu eşittir. Bunun paralelinde bir başka gerçek vardır ki, o da inanan insanın dinde zikzak yapması söz konusu olamaz. Bütün hayırlı işlerin, hizmetlerin anahtarı ve şerrin kilitleri olan inançlı insanın korktuğu tek varlık, kendisini yaratan ve kendisine annesinin şefkatinin yüz katı şefkati olan Allah'tır. O'nun haberi ve izni olmadan, insanın tek bir kılı dahi koparılamaz. Bütün dünya insanı karşısına geçse ve kendisi Allah taraftarı olduğu müddetçe inanan insanın korkması ve inandığı davadan bir adım geri atması düşünülemez. Çünkü inanmıştır:

"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun nimetini-lütfunu geri çevirecek de yoktur." (Yunus/107)
İşte dava insanının beslendiği mutlak gerçekler bunlardır.

Buraya kadar her şey güzel ve yolunda. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü vardır. Hiç de yakışık almayan madalyonun bu yüzü, ciddi olarak ele alınması gereken bir konudur. Dedik ya, mü'min bir insan için savaş ve barış hali dahil, ne kadar olumlu veya olumsuz hadiselerin içerisinde kalsa bile, Allah'a olan kulluğunda ne bir geri adım, ne de yolundan sapma olamaz. Hz. Yusuf'un kuyudaki kimliği ile saraydaki kimliği şeref belgesi olma özelliğini hâlâ korumaktadır ve kıyamete kadar da koruyacaktır.

Sevgili Resulümüzün, dikkatimizi çeken bir hadisi vardır. Önce bu güzel söz ile tanışalım ve daha sonra gidişatımıza bir göz atalım:

"Her işin bir gayret dönemi vardır. Her gayret döneminin de bir gevşeme devri vardır. Kimin gevşeme dönemi benim sünnetim ölçüsünde olursa, o hidayete ermiştir. Kimin ki böyle değilse helak olmuştur." Beyhaki'nin Şuabu'l İman isimli eserinden alınmıştır. Bkz. C.Sağir Ter: 2/36

Gevşeme dönemi ve sünnete sarılmak, 28 Şubat dönemi ve kime ve nelere sarıldığımızı gözden geçirmek, "Kıyametin koptuğunu görseniz bile, elinizde bir fidan varsa dikin" hadisi ve küçük çaplı birkaç korku, iktisadî durgunluk ve 28 Şubat'ı geçerli bir gerekçe gibi kabullenip, Peygamberimize adeta sırtımızı dönmek... Hem de Allah'ın huzurunda yaşadığımızın farkına varmadan:

"Ey Musa! Korkma; çünkü Benim huzurumda peygamberler korkmaz. Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki Ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim." (Neml Sûresi/10)

Yani; ey Musa, korkma, Ben varım. Özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen peygamberler Benim huzurumda korkmazlar...

Ancak haksızlık edenler; zulmedenler, dinimin yükselişinin, dindar kullarımın ilerlemesinin önünü kesme planları yapıp uygulayanlar korkar.

Ticarette bile sadece kâr ortaklığını kabullenip zarara ortak olmamak caiz olmazken, Allah için yapılan kulluğumuzu tek taraflı düşünemeyiz. Galibiyet ve mağlubiyet günleri bizim elimizde değil, Rabbimizin elindedir.

Mü'min insanın değişmez vasfı, yiğitliğidir. Vahye ve mantığa uyum sağlayan yiğitlik, içerisinde yaşadığımız zamanın insanlarına ümit telkin ederek, geleceğe yönelik bakışları da canlandırır.

"Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever." (Â.İmran Sûresi/ 146)
Yani, nice peygamberlerle birlikte birçok Allah dostları savaştılar. Allah yolunda, İslâm hayatı yaşarlarken başlarına gelenlerden dolayı yılgınlık göstermediler. Zaafa düşmediler. Boyun eğmediler. Allah, sabrederek mücadeleye devam edenleri sever.
Netice, bu asırda yaşayan ve Rabbimizin emanetini yaşayarak gelecek nesillere devretmeye namzet olan her mü'min kadın ve erkek, hayrın anahtarı ve şerrin kilitleri olmak durumundayız.

"Allah'ın ellerine hayrın anahtarını verdiği kimselere müjdeler olsun. Ellerine şerrin anahtarlarını verdiği kimselere de yazıklar olsun" (İbn Mace, Mukaddime bölümü)
İçine yüz dolar koyarak İncil ile Müslüman avına çıkmış misyonerlere, kıyamet alameti olarak bakıp, elinde mutlak gerçek Kur'an olduğu halde okumaktan ve anlamaktan aciz olan kimselere diyeceğimiz bir şey yoktur.
Her türlü olumsuzluğa rağmen, tercihini Rabbine yapmış ve kararlı adımlarla Allah yolunda yürüyen tevhid erlerine ise, dünyalar dolusu selâmlar olsun.

11-03-2005

* * *


Eser: Cuma Sohbetleri

  • Yeni Ekle
Yorumlar (0)

Cuma Sohbetleri